Rahim Kanseri Tedavisi
İzmirde Rahim Kanseri Tedavisi
Rahim Kanseri
Rahim Kanseri Tanısı Aldığımda Ne Yapmalıyım?
- Rahim Kanseri Kimlerde Görülür?
- Rahim Kanserinde Risk Grupları Nelerdir?
- Rahim Kanserinde Tanı Süreci
- Rahim Kanserinde Patoloji Raporunun Değerlendirilmesi
- Rahim Kanseri Ameliyatı Riskli mi?
- Rahim Kanseri Ameliyatı Riskli mi?
- Rahim Kanseri Ameliyatında Yumurtalıklar Korunabilir mi?
- Rahim Kanseri Hastaları Çocuk Doğurabilir mi?
Rahim Kanseri Tanı Süreci
Anormal Kanama İle Doktora Başvuru Sonrası Neler Yapılır?
Rahim Kanseri Patoloji Raporunun Değerlendirilmesi
Rahim kanseri tek bir hastalık gibi algılansa da birçok alt tipi vardır. En sık görülen tipi Endometriod tip rahim kanseridir. Patoloji raporunda dikkat ettiğimiz önemli noktalardan biri tümörün derecesidir. Tümör derecesi; derece 1 (Grade 1), derece 2 (Grade 2) ve derece 3 (Grade 3) olabilir. Derece 1 ve derece 2 tümörler genellikle iyi seyirlidir. Derece 3 (Grade 3 ) tümörler daha agresif yani daha saldırgan tümörlerdir. Rahim kanserinin daha az sıklıkla görülen tipleri seröz karsinom, clear cell karsinom ya da bunların karışımı olan mix tümörlerdir. Seröz karsinom ve clear cell karsinom daha saldırgan tümörlerdir. Günümüzde tümör biyolojisini daha iyi anlamamızı sağlayan moleküler değerlendirmeler rahim kanserinde mutlaka yapılmalıdır. Moleküler değerlendirme imminohistokimyasal değerlendirme ya da PCR yöntemleri ile yapılır. Moleküler değerlendirme sonucu DNA onarım genleri bozukluğu (mismatch repair) olan hastalarda rahim kanserinin genetik geçişli olma ihtimali vardır. p53 gen mutasyonu genellikle seröz karsinom gibi saldırgan tiplerde görülür. POLE mutasyonun bakılması birçok merkezde yapılamasa da POLE mutasyonu saptanırsa hastalığın seyri mükemmeldir. Hiçbir moleküler değerlendirmenin saptanamadığı guruba ise non-spesifik moleküler profile (NSMP)denir ve yapılan çalışmalar östrojen ve progesteron reseptörlerinin negatif olduğu grubun en kötü seyirli rahim kanseri grubu olduğu gösterilmiştir.
Rahim Kanseri Ameliyat Süreci
Rahim kanseri moleküler alt tiplerinin bilinmesi artık hastalığın seyrini daha iyi bilmemize neden oldu. Önceden sadece histolojik değerlendirme yapılması bizlere çok az tahmin imkanı sağlarken, artık moleküler değerlendirmenin saptanması ile birlikte biz rahim kanserinin nasıl seyredeceğini daha yüksek doğrulukla tahmin ediyoruz. Rahim kanseri moleküler alt tipine Bütün hastalarda rahimden alınan küretaj materyalinde mutlaka bu moleküler değerlendirmenin yapılmasını istiyoruz. Moleküler değerlendirme yapıldıktan sonra hastayı ameliyat için hazırlık aşamasına geçiyoruz. Rahim kanserindeki ilk basamak tedavi her zaman ameliyattır. Standart olarak rahimin alınması gerekmektedir. Doğurganlığın korunmasını isteyen hastalarda hormon tedavisi de mümkündür. Ameliyat öncesinde yapılması gerekli bazı testler vardır. Genel tıbbi değerlendirme, jinekolojik muayene ve patoloji sonuçları elde edildikten sonra hastanın rutin ameliyat öncesi testlerini istiyoruz. Bu testler tam kan değerlendirmesi, akciğer grafisi değerlendirmesi ve bazı hastalarda biyokimyasal testler, yani böbrek fonksiyon testleri ve karaciğer fonksiyon testlerinin bakılmasıdır. Bunları ilave olarak seröz karsinom ve Grade 3 tümörlerde tümör markerlarının bakılması bizler için önemlidir. Özellikle ileri evre hastalıklarda CA125, CA199 testlerini hastalığın yayılımını değerlendirmek için kullanıyoruz. Rahim kanseri hastalarında hastalığın yaygınlığının değerlendirilmesi için bazı görüntülemeler isteyebiliyoruz. Özellikle grade 1 tümörlerde ya da P53 mutasyonunun olmadığı hastalarda genellikle sadece bir ultrasonografi incelemesi ve akciğer grafisi yapılması yeterlidir. Ancak grade 3 tümörlerde ya da P53 mutasyonunun olduğu bazı tiplerde, seröz karsinom gibi tiplerde tüm vücut taramasını gerektiren akciğer tomografisi, tüm karın tomografisi ya da pet tomografisi gibi ileri incelemeler yapabiliyoruz. Aslında rutinde erken evre olduğu varsayılan hastalarda ileri bir görüntüleme yöntemi yapılmasına gerek duyulmuyor. Genellikle kişiselleştirilmiş olarak hastalarda görüntüleme yöntemlerini istiyoruz. Eğer hastada görüntüleme yöntemleri sırasında rahim dışında hastalık varsa ve bu hastalık karın içerisinde sınırlıysa yine de hasta ameliyat için uygun olarak kabul edilir. Ancak eğer karın dışında birçok yerde metastaz varsa yani hastalık uzak organlara sıçradıysa bu durumda rahim kanseri hastalarını başlangıçta ameliyat etmemeyi tercih ediyoruz. Ancak genellikle hastalar erken evre ve rahimde sınırlı hastalık olarak saptanıyor ve ameliyat için uygun oluyorlar. Rahim kanseri için en önemli risk faktörlerinden biri obezitedir. Yani rahim kanseri hastaları genellikle fazla kilolu olarak kabul edilirler. Rahim kanseri hastalarda ameliyat yapılması, genellikle ameliyat sonrasında pıhtılaşmaya yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde pıhtılaşmayı önleyici önlemlerin alınması çok önemlidir. Biz bu hastalarda ameliyat öncesinde mutlaka varis çorabının giyilmesi ve ameliyat öncesinde kan sulandırıcı tedavinin verilmesi basamaklarını uyguluyoruz. Ameliyattan önceki gece kan sulandırıcı iğne ve ameliyat sabahında hasta yatağından kalkmadan önce varis çorabının giyilmesi sağlanıyor. En az 6 saatlik açlıktan sonra hastayı ameliyata alıyoruz.
Rahim kanseri ameliyatı çeşitli yollarla yapılabilir. Bunlardan birincisi açık ameliyatla rahim kanseri ameliyatı, ikincisi kapalı yöntemle yani laparoskopik yöntemle rahim kanseri ameliyatı, üçüncüsü robotik yolla rahim kanseri ameliyatı, dördüncüsü de V-Notes yani vajinal yolla rahim kanseri ameliyatının yapılmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda rahim kanseri ameliyatının açık yolla ve kapalı yolla yapılmasını karşılaştıran birçok çalışma yapıldı ve bu çalışmalarda rahim kanseri ameliyatının açık ya da kapalı yapılmasının rahim kanserinin sağ kalımını etkilemediği gösterilmiştir. Özellikle kapalı ameliyat yapıldıktan sonra hastanın çabuk iyileşmesi, yara enfeksiyonunun azalması, kanama riskinin azalması ve çabuk iyileşme gibi avantajları nedeniyle rahim kanseri hastalarında ilk basamak tedavi her zaman kapalı yöntem olmalıdır. Açık cerrahi özellikle hastalığın karın içerisine yayıldığı hastalarda düşünülmesi gereken tedavidir. Birçok hastada kapalı yöntemle rahim kanseri tedavi edilebilir. Kapalı yöntemlerden laparoskopi ve robotik cerrahi arasında sağ kalım açısından herhangi bir fark bulunmamaktadır. Ancak robotik cerrahi, özellikle ileri derecede kilolu hastalarda ameliyatın kolaylığını arttırması açısından bizler için büyük avantaj sağlamaktadır. Yani çok kilolu hastalarda robotik cerrahi yapılması laparoskopik cerrahiye göre üstündür. Ancak maliyeti düşünüldüğünde laparoskopik cerrahi robotik cerrahiye göre biraz daha üstün olarak gözükmektedir. Günümüzde artık V-Notes yani vajinal yolla rahim kanseri ameliyatları da giderek yaygın olarak kullanılıyor. Hastanın ek hastalıkları varsa ve rahim kanseri rahimde sınırlıysa V-Notes yöntemiyle rahim kanseri hastalığını tedavi ediyoruz. V-Notes yöntemiyle hastalığın sıçrayabileceği ilk lenf bezi olan sentinel lenf bezinin çıkarılması uygulaması ve rahim ve yumurtalıkların alınması başarıyla uygulanabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda bu alanda bu ameliyatın çok güvenli olduğuyla ilgili birçok araştırma yayınlanmaya başlandı. Rahim kanserinde rahimin alınması standart tedavi iken lenf nodlarının değerlendirilmesi aslında uzun süre tartışılan konulardan biriydi. Lenf nodları önceden tamamen kasıktan başlayarak böbek düzeyine kadar tamamen çıkarılıyordu yani sistematik pelvik ve paraaortik lenfadenektomi yapılıyordu. Lenf nodlarının bu kadar geniş çıkarılmasının ciddi yan etkilerinin olduğu görüldü. Özellikle ameliyat sonrasında lenfatik drenajın bozulmasına bağlı olarak lenf ödemin gelişmesi nedeniyle bu lenf nodu diseksiyonunun zararlı etkileri görüldü. Yapılan çalışmalarda lenf nodlarının tamamının çıkarılmasının aslında hastalığın sağ kalımına hiçbir etkisinin olmadığını gösterildi. Lenf nodlarını değerlendirmemizin ana amacı Lenf nodlarına hastalığın yayılıp yayılmadığını anlamaktır. Eğer hastalık lenf nodlarına yayılmışsa hastaya ilave tedavilerin verilmesini belirlemektir. Yani aslında lenf nodlarının alınması hastalığın evresini belirlemek içindir. Yani hastayı tedavi edici etkisi yoktur. Ancak 2000’li yıllardan itibaren bütün lymph nodlarının çıkarılmasındansa sadece hastalığın sıçrayabileceği ilk lenf bezi olan sentinel lenf bezinin çıkarılması gündeme gelmiştir ve bu alanda birçok çalışma yayınlanmıştır. Sentinel lenf bezi ultrastaging ile birlikte uygulandığında rahim kanserinin evresini tüm lenf nodlarının alınmasına göre çok daha yüksek doğrulukla belirleyebiliyor. Yani sentinel lenf bezi rahim kanserinde öncelikli olarak tercih edilmesi gereken cerrahi yöntemdir. Sentinel lenf bezi alındıktan sonra patologlar tarafından çok daha ince kesitlerle ve bazı boyalar kullanarak kullanılarak değerlendirilir ve bunlar değerlendirildikten sonra hastalığın evresi net olarak ortaya konur.
Rahim Kanseri Ameliyatı Riskli mi ?
Rahim kanseri ameliyatında işleme bağlı ya da anesteziye bağlı riskler bulunmaktadır. Ancak ameliyatın kapsamı daraldığı yani sentinel (bekçi) lenf nodu uygulaması olduğu için ameliyatın hem süresi hem de kapsamı azalmıştır ve işleme bağlı riskler en aza inmiştir. Rahim idrar kesesi, idrar boruları ve bağırsak arasında bulunduğu için rahimin bu organlardan ayrılması gerekmektedir. Daha önce herhangi bir ameliyat geçirmemiş bir hastada bu organlardan rahimin ayrılması genellikle problemli olmaz. Eğer hasta bir ameliyat geçirdiyse ya da abse, çikolata kisti, kist ameliyatı, sezaryen gibi ameliyatlar geçirdiyse rahim ve komşu organları arasında yapışıklıklar gelişmiş olabilir bu yapışıklıklar ayrılırken yapışıklılığın düzeyine göre bu organlarda hasar riski bulunmaktadır. Teorik olarak idrar kesesi idrar boruları ve bağırsak yaralanması bu ameliyatın riskleri arasındadır ancak bir jinekolojik onkoloji uzmanı tarafından yapılan rahim kanseri ameliyatında bu yapışıklıkların açılması çoğunlukta ciddi bir soruna yol açmadan tamamlanabilir Bu yaralanmalar ameliyat sırasında fark edilirse genellikle herhangi bir soruna yol açmadan kolaylıkla yönetilebilir. Rahim kanseri hastalarının genellikle obez olduğunu düşündüğümüzde anesteziye bağlı riskler aslında daha çok ön plandadır. Çünkü kapalı ameliyat sırasında hastanın baş aşağı (Trendalenburg) durması sırasında akciğer üzerindeki etkileri biraz daha fazla olmaktadır hastanın kilolu olması akciğer üzerindeki basınçları etkileyerek solunum fonksiyonlarında geçici bozulmaya yol açabilir ama genellikle bu konuda deneyimli olan anestezi hekimleri bu basınç ayarlanmasını sağlayarak operasyonun sorunsuz tamamlamasını sağlar.
Rahim Kanseri Ameliyatı Oldum Eve Giderken Nelere Dikkat Etmeliyim?
Rahim kanseri ameliyatı olduktan sonra genellikle 1 ya da iki gece hastanede kalınır gaz çıkışı olup bağımsız bir şekilde yürümeye başladığında ve beslenmesi normale döndüğünde hastalar güvenli eve gidebilir. Eve giderken kapalı ameliyat olan hastalarda ya da açık ameliyat olan hastalarda yaranın bir hafta su geçirmez bant ile kapatılıp bu şekilde duş alınması öneriliri. V notes ameliyatı olan hastalarda yara bulunmadığı için doğrudan duş alınabilir. Evde ilk günlerde beslenmenin aşamalı olarak arttırılması önemlidir. Bir anda aşırı yemek yenmesi, gaz yapan yiyecekler yenmesi rahatsızlık verecektir. Bu nedenle ameliyat sonrası erken dönemde çok ağır beslenme önermiyoruz. Genellikle sıvı, lifli yiyecekler yenmesi ve gaz yapan yiyeceklerden uzak durulması önerilir. Taburcu olurken hastaya antibiyotik, ağrı kesici ve kan sulandırıcı iğne veririz. Kan sulandırıcı iğnenin düzgün bir şekilde kullanılması bacak damarlarında pıhtı oluşmasını engellemek açısından çok önemlidir. Kanser hastalarında ameliyat sonrasında 20 ila 30 gün kan sulandırıcı iğnenin düzgün bir şekilde kullanılması önerilir. Rahim alındığı için vajinanın üst kısmında dikişler bulunur. Bu dikişlerin iyileşmesine zaman tanımak gerekir. Ağır kaldırmak ıkınmak gibi durumlar buradaki dişlerden kanama olmasına neden olabilir. Bu nedenle ameliyat sonrasında yaklaşık 10 15 gün kadar ağır kaldırılmasını öneriyoruz eğer ameliyat açık yapıldıysa mutlaka karın korsesinin en az 6 ay kullanılmasını istiyoruz kapalı ameliyatta korse kullanılmasına gerek yoktur ameliyat sonrasında bir aya kadar vajinal yoldan damla şeklinde kanama olması normaldir. Ancak bundan fazla kanama olursa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Genellikle rahim kanseri ameliyatından sonra bir ay cinsel ilişki yasağı gereklidir bir aydan sonra doktorun önerisiyle tekrar ilişki başlayabilir.
Rahim Kanserinde Risk Grupları Nelerdir
Rahim kanseri ameliyatı yapıldıktan sonra patoloji raporunun çıkması beklenir bu süre yaklaşık 10 ila 15 gün arasında geçen bir zamandır patoloji raporunda tümörün boyutu rahim kas duvarına ne kadar girdiği lenf nodlarında hastalık olup olmadığı karın içerisinden çıkarılan organların üzerinde rahim kanserinin sıçrayıp sıçramadığı ile ilgili bilgiler olur. Bunun dışında rahim kanserinin moleküler alt tiplerinin değerlendirilmesi yine bu patolojik değerlendirmede yapılır ve biz multi disiplinler olarak bu patoloji sonucunu değerlendiririz. Patoloji sonucuna göre rahim kanserinde çeşitli risk grupları bulunmaktadır.
- Düşük Riskli Rahim Kanseri: Bu grupta tümör rahim kas tabakasına girmediyse yani sadece rahimin iç zarında sınırlıysa ya da rahimin kas tabakasının yarısından azına girdiyse ve mikroskopik incelemede lenfatik ya da vasküler alan invazyonu yoksa ve düşük dereceli tümörler varsa hasta bu gruptadır. Düşük riskli rahim kanserinde ilave ışın tedavisi ya da kemoterapi gibi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Düşük riskli rahim kanserinde nüks riski çok düşüktür ancak nüks riski düşük olsa da hastalar belli aralıklarla takibe çağrılır.
- Orta riskli rahim kanseri: Tümör rahimin kas tabakasının yarısından fazlasına girdiyse ancak rahim dışına çıkmadıysa bu gruba girer yine bu grupta lenfatik ve vasküler alan da tümör gözükmez. Orta riskli rahim kanserinde ek tedavi vermeye genellikle gerek olmaz ancak tekrarlama riski azaltılmak istenirse brakiterapi yani vajinal yoldan ışın tedavisi verilmesi yapılabilir.
- Orta yüksek riskli grup: Hasta ileri yaşta ise, rahimin kas tabakasında tümör ilerlediyse ve aynı zamanda Yüksek dereceli seröz karsinom, Clear cell karsinom ya da yüksek dereceli endometrial karsinom varsa orta yüksek riskli rahim kanseri kabul edilir. Mikroskopik incelemede lenfatik ve vasküler alan invazyonu olması rahim kanseri hastasını orta yüksek riskli grupta alır bu hastalarda dışarıdan radyoterapi ve vajinal brakiterapi yapılmalıdır
- Yüksek riskli rahim kanseri ileri evre yani evre 3 ve 4 olan hastalar bu gruptadır İleri evre olmayıp p 53 mutasyonu taşıyan hastalar da yüksek riskli rahim kanseri grubundadır. Yüksek riskli rahim kanseri saptanırsa bu hastalara hem kemoterapi hem radyoterapi verilmelidir.
Rahim kanseri hastalarında moleküler tiplerden POLE mutasyonu olan hastalarda hastalığın seyri çok iyi seyreder ve evresinden bağımsız olarak bu hastalarda ilave tedaviye yani ışın ya da kemoterapi verilmesine gerek yoktur.
Rahim Kanserinde Yumurtalıklar Korunabilir mi?
Rahim kanserinde standart tedavi rahim ve iki taraflı yumurtalıkların çıkarılmasıdır. Bazı durumlarda rahim ve yumurtalıklar alınmadan da rahim kanseri tedavi edilebilir. Rahim kanseri rahim içinde sınırlıysa hastanın yaşı 45 yaşından küçükse, tümörün özellikleri iyi seyirli olacağını düşündürüyorsa Manyetik rezonans incelemesinde rahim kas tabakasında tümör görülmüyorsa yumurtalıklar temiz gözüküyorsa, bu durumda sadece rahim alınarak yumurtalıklar korunabilir. Yumurtalıkların korunmasının avantajı genç yaştaki hastalarda erken menopoz ve buna bağlı sağlık sorunlarının önüne geçmektir yapılan çalışmalar göstermiştir ki iyi seyirli rahim kanserinde yumurtalıkların alınmasına bağlı sağlık sorunlarından ölüm riski kansere bağlı ölüm riskinden daha yüksektir
Rahim Kanseri Hastaları Çocuk Doğurabilir mi?
Rahim kanserinde doğurganlığın korunması mümkündür. Rahim kanseri eğer çok erken aşamada saptanmış ve çiftlerin doğurganlığı mümkün gözüküyorsa ve doğurganlık beklentisi varsa rahim kanseri rahimi almadan tedavi edilebilir bu durumda rahime hormonlu spiral takılması ya da ağızdan hormon tedavisi verilmesi gibi tedavilerle rahim kanseri tedavi edilebilir hastalığın geçip geçmediği aralıklı olarak rahim içerisinden alınan biyopsiler ile kontrol edilir. Eğer hastalık uzun süreli devam ediyorsa bu durumda doğurganlığın korunması mümkün değildir. Hastanın doğurganlık beklentisi olsa dahi rahimin alınması gerekebilir rahim kanseri ilaç ya da hormonlu spiralle tedavi edildiğinde sonrasında çocuk sahibi olabilme başarısı %50 oranındadır.
İleri Evre Rahim Kanserinde Ameliyat Mümkün mü?
Rahim kanseri çoğu zaman erken evrede saptanırsa da bazı
hastalarda hastalık rahim dışarısına çıkarak karın içerisindeki organlara ya da
uzak organlara yayılabilir. Hastalığın evresi arttıkça tedavi başarısı azalır.
Erken evrede başarı oranı %95 98 iken ileri evrelerde bu oran biraz daha azdır.
Rahim kanseri genellikle komşuluğunda ki organlara, rahim ağzına vajinaya
tüplere yumurtalıklara ve idrar kesesi ve bağırsaklara yayılım gösterebilir.
Bunun dışında en sık lenf bezlerine hastalık yayılır. Her organın hastalığının
sıçrayabileceği lenf bezleri farklıdır. Rahime ait hastalıklarda hastalığın
kontrolünü sağlayan lenf bezleri karının arka tarafında bulunan ana atardamar
ve toplar damarın etrafında bulunur. Bu lenf nodları hastalığın daha uzaklara
gitmesini engellemek görevini taşırlar. Yayılma riski yüksek olan rahim kanseri
tiplerinde pet tomografisi ya da emar gibi incelemelerle bu lenf nodlarını
hastalığın yayılımı açısından değerlendiririz. Rahim kanseri lenf bezlerine
yayılmışsa bu lenf bezleri çoğunlukla ameliyatla çıkarılabilir. Rahim kanseri
böbrek damarlarının çıktığı düzeye kadar olan lenf bezlerine yayılma riski
taşır. Rahim kanseri ameliyatında eğer hastalık sıçradıysa bu lenfe nodlarının
tamamı temizlenebilir. Açık ameliyatla ya da kapalı ameliyatla bu lenf nodlarının
çıkarılması mümkündür. Pelvik ve paraaortik lenf nodu disekisiyonu rahim kanserinde
yapılan ameliyatlardan biridir. Bu ameliyat laparoskopik yolla hiç karın
içerisine girmeden yapılabilir. Karın içerisine girilmediği için iyileşme çok
hızlı olarak gelişir. Extraperitoneal paraaortik lenf nodu ameliyatı ile karın
arkasında çok zor ulaşılabilen lenf bezleri çıkarılabilir. İleri evre rahim
kanseri ileri evre yumurtalık kanseri gibi tedavi edilir amaç ameliyatta gözle
görülebilen bütün tümörlerin çıkarılmasıdır. Geride hiç hastalık kalmaması
başarı şansını en çok artıran faktördür. İleri evre rahim kanserinde eğer tüm
tümörün çıkarılabileceği cerrahi için hasta uygunsa bu cerrahi uygulamak
hastaya en çok fayda sağlayan durumdur.
Rahim Kanseri Kimlerde Görülür?
Rahim kanserinin gösterilmiş kesin nedeni yoktur. Rahim kanserine neden olan birçok faktörün olduğu öne sürülmüştür. Bazı hastalarda rahim kanseri riski biraz daha fazladır klasik olarak rahim kanseri hastaları normal popülasyona göre biraz daha kilolu, şeker hastalığına daha yatkın hipertansiyona daha yatkın olarak bilinirler. Aşağıda rahim kanseri için risk faktörlerini görebilirsiniz
Östrojen hormonu rahim içerisinde kalınlaşmaya yol açar. Rahimin iç zarında büyüme ve çoğalma uyarısı verir. Vücutta östrojen düzeyini arttıran bütün durumlar rahim kanseri için riskli olarak kabul edilir. Bir kadının erken yaşta adet görmesi ve menopoza geç girmesi östrojen etkisini arttırır. Gebelik sırasında baskın olan hormon progesterondur. Kadınlar daha çok doğum yaptıkça östrojenin rahim üzerindeki etkisi azalır progesteron etkisi artar. Progesteron rahim iç zarı için koruyucu bir hormon olarak kabul edilir. Yani östrojen ile ters etkilere sahiptir. Sağlıklı bir kadında bu iki hormon arasında bir denge bulunur. Bu denge aşağıdaki durumlarda östrojenler lehine bozulur yani östrojen progesterona göre vücutta fazla bulunur. Vücutta bulunan yağ dokusu aromataz enzimi sayesinde diğer hormonları östrojene dönüştürme potansiyeli taşır. Yağ dokusu fazlaysa vücutta dolaylı olarak östrojen düzeyi de fazladır. Östrojen düzeyi arttıkça da rahim kanseri riski artar. Obez parantez içerisinde fazla kilolu hastalar rahim kanseri için risk altındadır. Aynı şekilde dışarıdan östrojen hormonunun yapay olarak alınması da rahim kanseri riskini arttırır. Hiç doğum yapmamış olmak rahim kanseri riskini arttırır. Tamoksifen tedavisi Meme kanserli hastalarda reseptör pozitifse verilen ilaçlar arasındadır. Tamoksifen memede östrojeni engelleyen etkiye sahipken rahim içerisinde östrojen benzeri etki yapar yani rahim duvarında kalınlaşmaya ve rahim kanseri riskinde artışa yol açar. Tamoksifen kullanmak rahim kanseri riskini arttırır. Ailede rahim ve kalın bağırsak kanserinin bulunması yani lynch sendromu olması rahim kanseri riskini arttırır. Bu risk faktörlerine sahip olmak rahim kanseri olacağınız anlamına gelmez. Rahim kanseri risk faktörleri yoksa da rahim kanseri olmayacağınız anlamına gelmez. Ancak rahim kanseri için risk altında olan hastalar anormal bir vajinal kanamaları olursa mutlaka bir uzmana görünmelidirler.
Rahim Kanseri Risk Grupları Nelerdir
Rahim kanseri ameliyatı yapıldıktan sonra patoloji raporunun çıkması beklenir bu süre yaklaşık 10 ila 15 gün arasında geçen bir zamandır patoloji raporunda tümörün boyutu rahim kas duvarına ne kadar girdiği lenf nodlarında hastalık olup olmadığı karın içerisinden çıkarılan organların üzerinde rahim kanserinin sıçrayıp sıçramadığı ile ilgili bilgiler olur. Bunun dışında rahim kanserinin moleküler alt tiplerinin değerlendirilmesi yine bu patolojik değerlendirmede yapılır ve biz multi disiplinler olarak bu patoloji sonucunu değerlendiririz. Patoloji sonucuna göre rahim kanserinde çeşitli risk grupları bulunmaktadır.
- Düşük Riskli Rahim Kanseri: Bu grupta tümör rahim kas tabakasına girmediyse yani sadece rahimin iç zarında sınırlıysa ya da rahimin kas tabakasının yarısından azına girdiyse ve mikroskopik incelemede lenfatik ya da vasküler alan invazyonu yoksa ve düşük dereceli tümörler varsa hasta bu gruptadır. Düşük riskli rahim kanserinde ilave ışın tedavisi ya da kemoterapi gibi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Düşük riskli rahim kanserinde nüks riski çok düşüktür ancak nüks riski düşük olsa da hastalar belli aralıklarla takibe çağrılır.
- Orta riskli rahim kanseri: Tümör rahimin kas tabakasının yarısından fazlasına girdiyse ancak rahim dışına çıkmadıysa bu gruba girer yine bu grupta lenfatik ve vasküler alan da tümör gözükmez. Orta riskli rahim kanserinde ek tedavi vermeye genellikle gerek olmaz ancak tekrarlama riski azaltılmak istenirse brakiterapi yani vajinal yoldan ışın tedavisi verilmesi yapılabilir.
- Orta yüksek riskli grup: Hasta ileri yaşta ise, rahimin kas tabakasında tümör ilerlediyse ve aynı zamanda Yüksek dereceli seröz karsinom, Clear cell karsinom ya da yüksek dereceli endometrial karsinom varsa orta yüksek riskli rahim kanseri kabul edilir. Mikroskopik incelemede lenfatik ve vasküler alan invazyonu olması rahim kanseri hastasını orta yüksek riskli grupta alır bu hastalarda dışarıdan radyoterapi ve vajinal brakiterapi yapılmalıdır
- Yüksek riskli rahim kanseri ileri evre yani evre 3 ve 4 olan hastalar bu gruptadır İleri evre olmayıp p 53 mutasyonu taşıyan hastalar da yüksek riskli rahim kanseri grubundadır. Yüksek riskli rahim kanseri saptanırsa bu hastalara hem kemoterapi hem radyoterapi verilmelidir.
Rahim kanseri hastalarında moleküler tiplerden POLE mutasyonu olan hastalarda hastalığın seyri çok iyi seyreder ve evresinden bağımsız olarak bu hastalarda ilave tedaviye yani ışın ya da kemoterapi verilmesine gerek yoktur.