Rahim Kanserinde Radyoterapi
Rahim Kanserinde Radyoterapi
İçindekiler
- Rahim Kanserinde Radyoterapi Neden Verilir?
- Hangi Rahim Kanseri Hastalarında Radyoterapi Gerekir?
- Yüksek Riskli Rahim Kanseri Nedir?
- Seröz Rahim Kanseri ve Radyoterapi
- Moleküler Sınıflama Radyoterapi Kararını Etkiler mi?
- Pelvik Radyoterapi Nedir?
- Vajinal Brakiterapi (İçten Radyoterapi) Nedir?
- IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi) Nedir?
- Pelvik Radyoterapi mi Vajinal Brakiterapi mi?
- Kemoterapi ve Radyoterapinin Birlikte Kullanılması
- Rahim Kanserinde Radyoterapinin Yan Etkileri
- İzmir'de Rahim Kanserinde Radyoterapi Kararı Nasıl Verilir?
Rahim Kanserinde Radyoterapi Neden Verilir?
Rahim kanseri ameliyatından sonra yüksek riskli hastalarda ek tedavi gerekebilir. Bunun temel amacı hastalığın tekrar etme riskini azaltmaktır. Özellikle yüksek riskli rahim kanserlerinde yalnızca ameliyat yeterli olmayacaktır. Bu durumda radyoterapi, kemoterapi veya her iki tedavi beraber planlanabilir.
Radyoterapi ameliyat sırasında pelvis bölgesinde gözle görülemeyecek kadar küçük mikroskobik tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için verilir. Böylece hastalığın vajen tepesinde, pelvis içerisinde veya lenf bezlerinde tekrar ortaya çıkma ihtimalini azaltmaya çalışırız.
Her rahim kanseri hastasının radyoterapi alması gerekmez. Karar verirken tümörün tipine, derecesine, yayılım derinliğine ve moleküler özelliklerine bakarak karar veririz.
Hangi Rahim Kanseri Hastalarında Radyoterapi Gereklidir?
Rahim kanserinde radyoterapi kararı kişinin özelliklerine ve tümörün özelliklerine karar verilir. Özellikle yüksek riskli kabul edilen rahim kanseri hastalarında ameliyat sonrasında ek tedavi gereklidir.
Seröz, berrak hücreli (clear cell), karsinosarkom ve bazı Grade 3 tümörler yüksek riskli grupta değerlendirilmektedir. Ayrıca evre III ve evre IV hastalık da yüksek risk grubuna girmektedir.
Bazı hastalarda yalnızca pelvik radyoterapi yeterli olabilirken, bazı hastalarda kemoterapi ile birlikte uygulanması önerilebilir. İzmir’de Rahim kanseri tedavisi yaptığımız hastalar radyoterapi kararını multidisipline konseyde radyasyon onkolojisi uzmanları ile birlikte vermekteyiz
Yüksek Riskli Rahim Kanseri Nedir?
Rahim kanserlerinde nüks riski tüm hastalarda aynı değildir. Bazı tümörler biyolojik olarak daha agresif davranır ve tedavi sonrasında tekrar etme olasılığı daha yüksektir.
Yüksek riskli grup içerisinde seröz karsinomlar, berrak hücreli karsinomlar, undiferansiye tümörler, mikst tümörler, mezonefrik benzeri tümörler ve karsinosarkomlar yer almaktadır.
Bunun yanında bazı Grade 3 endometrioid tümörler de yüksek riskli kabul edilmektedir. Günümüzde moleküler sınıflama sayesinde aynı mikroskobik görünüme sahip tümörlerin bile farklı davranış gösterebildiği anlaşılmıştır. Örneğin derece 3 tümör POLE mutasyonu taşıyorsa bu tümörün kötü seyretmeyeceği tahmin edilebilir. Tam tersine derece 1 tümörü olan bir hastada p53 mutasyonu varsa bu hastalığında kötü seyredebileceği tahmin edilebilir.
Seröz Rahim Kanserinde Radyoterapi
Seröz rahim kanseri rahim kanserinin daha agresif alt tiplerinden biridir. Endometrioid tip rahim kanserlerinden biyolojik olarak farklı davranır ve nüks riski daha yüksektir. Bu tümörlerde p53 mutasyonu vardır. Seröz rahim kanseri genellikle erken evrede tanınamaz. Yumurtalık tümörünün seröz kanser alt tipi ile büyük benzerlik gösterir. Tedaviside yumurtalık kanserine benzer. Ameliyatı kapsamlı olarak yapılmalıdır ve kapsamlı ameliyat bile radyoterapi olmadan maalesef nüks riskini ortadan kaldıramaz.
Bu nedenle seröz tümörlerde ameliyat sonrası ek tedavi kararı büyük önem taşır. Bazı hastalarda radyoterapi uygulanırken, bazı hastalarda kemoterapi ile birlikte kombine tedaviler tercih edilebilir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, özellikle yüksek risk özellikleri taşıyan seröz tümörlerde kemoterapi ve radyoterapinin birlikte kullanılmasının faydasının daha iyi olduğunu göstermiştir. Biz kliniğimizde seröz rahim kanserinde ameliyata ek olarak rutin olarak radyoterapi (ışın) tedavisini önermekteyiz.
Moleküler Sınıflama Radyoterapi Kararını Etkiler mi?
Rahim kanserinde radyoterapi kararı verilmesinin en önemli faktörlerinden biri moleküler sınıflamadır. Günümüzde rahim kanseri tedavisinde yalnızca evreye bakılmamaktadır.
p53, POLE ve MMR durumu gibi moleküler özellikler tedavi kararını doğrudan etkilemektedir.
Özellikle p53 mutasyonu bulunan tümörlerin daha agresif davrandığı gösterilmiştir. Buna karşılık POLE mutasyonu taşıyan tümörlerin prognozu oldukça iyidir.
Bu nedenle günümüzde patoloji raporunda yalnızca tümör tipi değil, moleküler özellikler de değerlendirilmektedir. Kliniğimizde patoloji raporunda moleküler inceleme sonuçları yoksa mutlaka moleküler değerlendirmenin yapılmasını sağlıyoruz.
Rahim Kanserinde Pelvik Radyoterapi (EBRT)
Pelvik radyoterapi, rahim kanseri nedeniyle ameliyat olmuş bazı hastalarda kanserin pelvis bölgesinde tekrar etme riskini azaltmak amacıyla uygulanan ışın tedavisidir. Bu tedavi özellikle vajen çevresi, pelvik lenf bezleri ve ameliyat sonrası kanser hücresi kalma ihtimali bulunan bölgeleri hedef alır.
Günümüzde pelvik radyoterapi çoğunlukla dışarıdan verilen ışın tedavisi şeklinde uygulanır. Tedavi sırasında hasta ağrı hissetmez ve işlem ameliyat gerektirmez.
ASTRO kılavuzuna göre modern tedavilerde özellikle yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve günlük görüntü kılavuzlu radyoterapi (IGRT) kullanılması önerilmektedir. Bu teknikler bağırsak, mesane ve kemik iliği gibi normal dokuların daha iyi korunmasına yardımcı olur. Pelvik radyoterapi genellikle toplam 45–50,4 Gy dozunda uygulanır. Tedavi küçük günlük dozlara bölünerek verilir ve birkaç hafta boyunca devam eder. Böylece sağlıklı dokular korunurken hedef bölge etkin şekilde tedavi edilir.Geçmiş yıllarda radyoterapi planlaması daha çok kemik yapıların referans alınmasıyla yapılırken, günümüzde gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde tedavi çok daha hassas şekilde planlanabilmektedir.
Modern radyoterapi uygulamalarında ameliyat sonrası vajen kubbesi, çevre dokular ve risk altındaki lenf bezleri ayrıntılı görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Tedavi planı her hastanın anatomik yapısına özel olarak hazırlanır.
Mesane doluluğu ve bağırsak hareketleri nedeniyle pelvik organların günlük yer değiştirebildiği bilinmektedir. Bu nedenle günümüzde tedavi sırasında düzenli görüntü kontrolleri yapılarak ışınların hedef bölgeye doğru şekilde ulaştığından emin olunur.
Bu yaklaşım sayesinde kanserin tekrarlama riski taşıyan bölgeler etkin şekilde tedavi edilirken; mesane, bağırsaklar, rektum ve kemik iliği gibi sağlıklı dokuların gereksiz ışın alması azaltılmaya çalışılır. Böylece hem tedavinin etkinliği artırılmakta hem de yan etki riski azaltılabilmektedir.
Rahim Kanserinde Kime Radyoterapi verilir?
Rahim Kanserinde orta yüksek riskli ve yüksek riskli hastalara radyoterapi verilir. Biz kliniğimizde patoloji raporuna göre
- Evre IB derece 3 endometrioid kanserlerde,
- Evre II endometrioid kanserlerde,
- Bazı yüksek riskli histolojik tiplerde,
- Evre III ve IVA hastalıklarda,
- Lenf nodu tutulumu bulunan hastalarda ameliyat sonrasında radyoterapi veriyoruz.
Rahim Kanserinde Vajinal Brakiterapi
Vajinal brakiterapi, rahim kanseri nedeniyle ameliyat olmuş bazı hastalarda kanserin vajen bölgesinde tekrar etme riskini azaltmak amacıyla uygulanan özel bir radyoterapi yöntemidir. Pelvik radyoterapiden farklı olarak yalnızca nüks açısından en yüksek risk taşıyan vajen üst kısmı hedeflenir. Bu sayede çevredeki sağlıklı dokular daha iyi korunurken ama onkolojik güvenlik açısından da çok etkilidir.
Erken evre rahim kanserlerinde hastalığın tekrarladığı en sık bölge vajina olduğundan, uygun hastalarda vajinal brakiterapi önemli bir tedavi seçeneği olarak kabul edilmektedir. Vajinal nüksleri önlemede oldukça etkili olduğunu ve birçok hastada pelvik radyoterapiye göre daha az yan etkiyle benzer koruyucu fayda sağlayabildiğini göstermiştir.
Tedavi sırasında vajinaya özel olarak tasarlanmış bir çubuk yerleştirilir ve yüksek dozlu radyasyon kısa süreli olarak hedef bölgeye uygulanır. Günümüzde tedavi planlaması bilgisayarlı tomografi destekli üç boyutlu yöntemlerle yapılmakta, böylece her hastanın anatomik özelliklerine göre kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturulabilmektedir.
Güncel kılavuzlar, vajinal brakiterapi uygulanırken genellikle vajenin üst üçte birlik veya üst yarılık bölümünün tedavi edilmesini önermektedir. Bu bölge çoğu hastada yaklaşık 3–5 santimetrelik bir alana karşılık gelir. Vajenin tamamının rutin olarak ışınlanması önerilmez; çünkü daha geniş tedavi alanları vajinal darlık ve uzun dönem yan etki riskini artırabilmektedir.
Vajinal brakiterapi özellikle erken evre ve belirli risk faktörlerine sahip hastalarda tercih edilen, yaşam kalitesini korumayı hedefleyen modern bir radyoterapi yöntemidir. Brakiterapi kararını hastanın rahim kanseri risk gruplarına göre vermekteyiz
Rahim Kanserinde IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi)
Rahim kanseri tedavisinde radyoterapi teknolojileri yıllar içinde önemli ölçüde gelişmiştir. Günümüzde birçok merkezde kullanılan IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi), ışınların farklı yoğunluklarda verilmesine olanak sağlayan ileri bir radyoterapi yöntemidir.
Geçmişte kullanılan klasik radyoterapi tekniklerinde bağırsak ve mesane gibi çevre dokular daha fazla radyasyon alabiliyordu. IMRT sayesinde tedavi alanı daha hassas şekilde şekillendirilebilir ve sağlıklı dokuların korunması mümkün olabilir.
Rahim kanserinde radyoterapi ile ilgili çalışmalarda IMRT’nin özellikle bağırsak yan etkilerini azaltabildiği gösterilmiştir. RTOG 1203 çalışmasında IMRT uygulanan hastalarda ishal, gaita kaçırma ve ishal oranlarının düşük olduğu bildirilmiştir. Aynı çalışmada yaşam kalitesi skorlarının IMRT ile daha iyi olduğu gösterilmiştir.
Rahim kanserinde ameliyat sonrası pelvik radyoterapi uygulanacak hastalarda IMRT, günümüzde en sık tercih edilen modern radyoterapi yöntemlerinden biridir. Biz kliniğmizde orta yüksek riskli ve yüksek riksli rahimkanseri hastalarında IMRT yöntemiyle radyoterapi verilmesini tercih ediyoruz. İzmir ve çevresinden gelen rahim kanseri tedavisi için ameliyat ettiğimiz hastalarda radyoterapi gereksinimini radyasyon onkologları ile birlikte yapıp, ımrt yöntemiyle radyoterapi tedavisini başlıyoruz.
Pelvik Radyoterapi mi? Brakiterapi mi?
Rahim kanseri ameliyatından sonra her hastanın aynı tedavi uygulanmaz. Rahim Kanseri Tedavisi olmuş hastalarda pelvik radyoterapi mi, yoksa brakiterapi mi verileceği kararı hasta bazında verilir. Bazı hastalarda sadece ameliyat tek başına yeterli olabilir. Bazı hastalarda kanserin tekrarlama riskini azaltmak amacıyla ek tedaviler önerilebilir. Bu tedavilerin başında radyoterapi gelir.
Radyoterapi uygulanacak hastalarda ilk karar, ışın tedavisinin hangi bölgeye verileceğidir. Çünkü rahim kanserinin tekrarlama riski yalnızca vajina tepesinde (vajen kaf) olmayabilir; bazı hastalarda pelvis içerisindeki lenf nodlarında veya çevre dokularda da nüks gelişebilir.
Bu nedenle radyoterapi iki farklı şekilde uygulanabilir:
Vajinal Brakiterapi
- Yalnızca vajinanın üst kısmına uygulanır.
- Tedavi alanı daha küçüktür.
- Çevre organların aldığı radyasyon dozu daha düşüktür.
- Düşük ve orta riskli birçok hastada yeterli koruma sağlayabilir.
Vajinal brakiterapi, rahim kanseri tedavisinde kullanılan, bölgesel ve yüksek hassasiyetli bir radyoterapi (ışın tedavisi) yöntemidir.
Kelime anlamı olarak “yakından tedavi” (Braki=yakın, Terapi=tedavi) anlamına gelen brakiterapi, radyasyon kaynağının vücudun dışından değil, doğrudan tümörün bulunduğu veya ameliyat sonrası risk taşıyan bölgenin içineyerleştirilmesiyle uygulanır.
Vajinal Brakiterapi Nasıl Yapılır?
Vajinal brakiterapi genellikle “silindir” adı verilen, hastanın anatomisine uygun boyutlarda, aparatlar aracılığıyla yapılır.
Yerleştirme: Plastik veya metal silindir aplikatör, vajina içerisine yerleştirilir.
Görüntüleme ve Planlama: Aplikatör yerleştirildikten sonra, radyasyon dozunun tam olarak doğru yere ulaştığından emin olmak için genellikle bir bilgisayarlı tomografi (BT) veya röntgen çekilerek hassas doz planlaması yapılır.
Tedavi (Işınlama): Aplikatör, bilgisayarlı bir sisteme (High-Dose Rate – HDR cihazı) bağlanır. Radyoaktif kaynak, bir kablo yardımıyla cihazdan çıkarak silindirin içine girer ve planlanan süre boyunca (genellikle birkaç dakika) hedef bölgeyi içeriden ışınlar.Tedavi sırasında ve sonrasında hastanın vücudunda hiçbir radyasyon kalmaz. Hasta işlem biter bitmez günlük hayatına dönebilir ve çevresindekiler için bir risk oluşturmaz.
Vajinal Brakiterapinin Avantajları Nelerdir?
Tümör Tedavisinde En yüksek etki: Radyasyon doğrudan hedef dokuya verildiği için kanserli veya riskli bölge yüksek dozda ışınlanırken, çevredeki sağlıklı dokular korunur.
Çevre Dokulara en az yan etki: Dışarıdan yapılan ışınlamalara kıyasla mesane (idrar torbası) ve rektum (kalın bağırsak) gibi komşu organlar çok daha az radyasyona maruz kalır. Bu da yan etki riskini ciddi oranda düşürür.
Kısa Süreli ve Ayaktan Tedavi: Genellikle haftada 1-2 kez olmak üzere, toplamda 3 ila 5 seans şeklinde uygulanır. Her bir seans (hazırlık süreci dahil) yaklaşık 30-45 dakika sürer; hastanede yatış gerektirmez
Vajinal brakiterapi sırasında ağrı veya acı hissedilmez; sadece aplikatör yerleştirilirken hafif bir dolgunluk hissi oluşabilir. Genellikle anesteziye ihtiyaç duyulmaz.
Vajinal Brakiterapinin Yan Etkileri Nelerdir?
Tedavi oldukça güvenli olsa da süreç içinde veya sonrasında bazı hafif yan etkiler görülebilir:
Vajinal akıntı, hafif lekelenme veya hassasiyet
İdrar yaparken hafif yanma hissi (geçici sistit)
Bağırsak hareketlerinde geçici düzensizlikler
Uzun dönemde: Vajinal kuruluk ve vajina esnekliğinde azalma (daralma). Bu durumu önlemek için kliniğimizde tedavi sonrasında mutlaka vajinal dilatör (genişletici) kullanımını veya düzenli cinsel ilişkiyi önermekteyiz.
Pelvik Radyoterapi
Pelvik Radyoterapi sadece vajinanın tepesinin ışınlaması değildir. Brakiterapiye göre daha geniş alan ışınlanır. Rahimin etrafındaki dokular, lenf nodlarının bulunduğu yerler gibi rahim kanserinin tekrar edebileceği bölgelerinde ışınlanmasını kapsar
PORTEC-1 ve GOG-99 çalışmalarında rahim kanseri ameliyatı sonrası pelvik radyoterapi verilen hastalarda bölgesel nüks oranlarının belirgin şekilde azaldığı gösterilmiştir. Bu çalışmalarda pelvik radyoterapi uygulanan hastalarda nüks oranı yaklaşık %3–4 bulunurken, yalnızca takip edilen hastalarda bu oran %12–14’e ulaşmıştır. Bu nedenle bazı rahim kanseri hastalarında pelvik radyoterapi önemli bir ek koruma sağlayabilir.
Daha sonra yapılan PORTEC-2 çalışması ise yüksek-orta risk grubundaki hastalarda yalnızca vajinal brakiterapinin vajinal nüksleri önleme açısından pelvik radyoterapiye benzer başarı sağlayabildiğini göstermiştir. Bununla birlikte pelvis içerisindeki diğer bölgelerde ortaya çıkan nüksler pelvik radyoterapi alan hastalarda daha düşük bulunmuştur.
Bu nedenle kliniğimizde pelvik radyoterapi ya da vajinal brakiterapi kararını verirken;
- Kanserin derecesi (grade)
- Rahim kas tabakasına yayılım derinliği
- Lenf damar tutulumu (LVSI)
- Hastanın yaşı
- Tümör boyutu
- Lenf nodu tutulumu
- Kanserin rahim ağzına yayılıp yayılmadığı gibi birçok özellik birlikte değerlendirerek karar veririz.
Amaç her hastaya en fazla tedaviyi vermek değil, ihtiyaç duyduğu kadar tedavi vermektir. Bazı hastalarda yalnızca vajinal brakiterapi yeterli olurken, bazı hastalarda pelvik radyoterapi nüks riskini azaltmak açısından daha uygun bir seçenek olabilir.
Kemoterapi İle Birlikte Radyoterapi
Bazı yüksek riskli hastalarda yalnızca radyoterapi yeterli olmayabilir.
Özellikle:
Lenf nodu pozitifliği
Yüksek riskli histolojik tipler
İleri evre hastalık
Servikal stromal tutulum
Parametrial yayılım
gibi durumlarda kemoterapi ve radyoterapi birlikte planlanabilir.
Bu yaklaşımın amacı yalnızca pelvis içerisindeki mikroskobik hastalığı değil, vücudun diğer bölgelerine yayılmış olabilecek kanser hücrelerini de kontrol altına almaktır.
Rahim Kanserinde Radyoterapinin Yan Etkileri
Rahim kanseri tedavisinde radyoterapi, kanserin tekrarlama riskini azaltmak amacıyla kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir. Günümüzde kullanılan modern radyoterapi teknikleri sayesinde yan etkiler geçmiş yıllara göre önemli ölçüde azaltılmış olsa da, tedavi sırasında veya sonrasında bazı geçici ya da kalıcı yan etkiler görülebilir.
Yan etkilerin şiddeti; uygulanan radyoterapi alanına, kullanılan teknolojiye, tedavi dozuna ve kişinin bireysel özelliklerine göre değişebilir.
Bağırsakla İlgili Yan Etkiler
Rahim kanseri radyoterapisinde tedavi alanı pelvis içerisinde yer aldığı için ince bağırsak ve kalın bağırsak radyasyondan etkilenebilen organlar arasındadır.
Bu nedenle bazı hastalarda:
- İshal
- Karın krampları
- Gaz şikayetleri
- Bağırsak hareketlerinde artış
- Dışkılama alışkanlığında değişiklik
gibi yakınmalar ortaya çıkabilir.
Rahim kanseri için uygulanan eski radyoterapi teknikleriyle yapılan çalışmalarda, tedavi sonrasında görülen geç dönem yan etkilerin en önemli bölümünü bağırsak problemlerinin oluşturduğu bildirilmiştir. Uzun dönem takiplerde hastaların yaklaşık %20–25’inde gastrointestinal yan etkiler görülebilmiştir.
Mesane ve İdrar Yollarına Ait Yan Etkiler
Mesane, rahim ve vajinaya oldukça yakın bir organ olduğu için radyoterapi sırasında belirli miktarda radyasyon alabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda:
- Sık idrara çıkma
- İdrar yaparken yanma hissi
- Acil idrara çıkma ihtiyacı
- Mesanede hassasiyet hissi
gibi şikayetler görülebilir.
Bu belirtiler çoğu zaman tedavi sırasında veya tedaviyi takip eden dönemde ortaya çıkar ve genellikle zaman içerisinde azalır.
Yorgunluk
Radyoterapi gören birçok hastada tedavi süresince yorgunluk hissi gelişebilir.
Bu durum genellikle tedavinin ilerleyen haftalarında daha belirgin hale gelir ve çoğu hastada tedavi tamamlandıktan sonraki haftalar içinde düzelir.
Vajinal Değişiklikler
Rahim kanseri nedeniyle radyoterapi uygulanan hastalarda vajina bölgesi de tedavi alanı içerisinde bulunabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda:
- Vajinal kuruluk
- Hassasiyet
- Elastikiyet azalması
gibi değişiklikler görülebilir.
Bu durum özellikle tedavi sonrasında yaşam kalitesini etkileyebileceğinden, gerekli durumlarda koruyucu ve destekleyici yaklaşımlar önerilebilir.
Modern Radyoterapi Teknikleri Yan Etkileri Azaltabilir mi?
Günümüzde rahim kanseri tedavisinde sıklıkla kullanılan IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi), ışınların hedef bölgeye daha hassas şekilde yönlendirilmesini sağlar.
Bilimsel çalışmalarda IMRT uygulanan hastalarda bağırsak yan etkilerinin daha düşük olduğu gösterilmiştir. Ayrıca ishal, dışkı kaçırma ve ishal ilacı kullanma ihtiyacının da daha az olduğu bildirilmiştir.
Bunun yanında yaşam kalitesi değerlendirmelerinde IMRT ile tedavi edilen hastalarda daha iyi sonuçlar elde edilmiştir.
Bu nedenle günümüzde birçok merkezde, uygun hastalarda modern radyoterapi planlama yöntemleri tercih edilmektedir.
İzmirde Rahim Kanseri Hastalarında Radyoterapi Kararı Nasıl Verilir?
Rahim kanseri tanısı alan birçok hastanın aklındaki ilk sorulardan biri, ameliyat sonrasında radyoterapiye ihtiyaç duyup duymayacağıdır. Oysa rahim kanserinde radyoterapi kararı tek bir kritere göre verilmez. Aynı evrede görünen iki hasta bile farklı özellikler nedeniyle tamamen farklı tedavi önerileri alabilir.
Günümüzde amaç her hastaya radyoterapi vermek değil, kanserin tekrarlama riskini en doğru şekilde değerlendirerek gerçekten fayda görecek hastaları belirlemektir. Bu nedenle radyoterapi kararı; ameliyat bulguları, patoloji raporu ve hastaya ait risk faktörleri birlikte değerlendirilerek verilir.
Radyoterapinin Amacı Nedir?
Rahim kanseri ameliyatında rahim ve yumurtalıklar çıkarılır. Bazı hastalarda lenf nodları da değerlendirilir veya çıkarılır. Ancak tümör tamamen çıkarılmış olsa bile mikroskobik düzeyde kalan kanser hücreleri ilerleyen yıllarda hastalığın tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir.
Radyoterapinin temel amacı, gözle görülemeyen bu mikroskobik hastalığı ortadan kaldırarak kanserin tekrarlama riskini azaltmaktır.
Özellikle vajina kaf, pelvis içerisindeki lenf nodları ve çevre dokular rahim kanserinin tekrarlayabileceği bölgeler arasında yer alır. Bu nedenle bazı hastalarda yalnızca vajinal brakiterapi uygulanırken, bazı hastalarda daha geniş bir alanı kapsayan pelvik radyoterapi tercih edilir.
Radyoterapi Gerekliliğini Belirleyen Faktörler Nelerdir?
Bilimsel çalışmalar rahim kanserinde bazı özelliklerin nüks riskini artırdığını göstermiştir. Tedavi planlanırken özellikle şu faktörler değerlendirilir:
Tümörün Rahim Duvarına Yayılım Derinliği
Kanser hücrelerinin rahim kas tabakasına ne kadar ilerlediği önemli bir risk göstergesidir.
Rahim duvarının daha derin katmanlarına ulaşan tümörlerde lenf nodlarına yayılım ve bölgesel nüks riski daha yüksektir. Bu nedenle derin myometriyal invazyon saptanan hastalarda radyoterapi ihtimali artabilir.
Tümör Derecesi (Grade)
Patoloji raporunda yer alan tümör derecesi, kanser hücrelerinin ne kadar agresif davrandığı hakkında bilgi verir.
Düşük dereceli tümörlerde tekrar riski daha düşükken, yüksek dereceli tümörlerde hem bölgesel hem de uzak yayılım riski daha yüksek olabilir. Bu nedenle yüksek dereceli hastalarda radyoterapi daha sık gündeme gelir.
Lenfovasküler Alan İnvazyonu (LVSI)
Patoloji raporlarında sıkça görülen LVSI, kanser hücrelerinin lenf damarları veya küçük damarlar içerisine girdiğini gösterir.
LVSI varlığı, kanser hücrelerinin pelvis içerisindeki lenf yolları boyunca yayılabilme potansiyeline işaret eder. Bu nedenle radyoterapi kararı verilirken önemli kriterlerden biridir.
Hastanın Yaşı
Bazı çalışmalarda ileri yaşın bölgesel nüks riskini artırabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle yaş da değerlendirme sırasında dikkate alınan faktörlerden biridir.
Tümör Boyutu
Tümör çapının artması bazı hastalarda nüks riskini yükseltebilir. Bu nedenle tümör boyutu da karar sürecinin bir parçasıdır.
Lenf Nodu Durumu
Lenf nodlarında kanser saptanması radyoterapi kararını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
Lenf nodu tutulumu bulunan hastalarda yalnızca vajinal bölgenin korunması yeterli olmayabilir. Bu durumda pelvis içerisindeki lenf nodu bölgelerinin de tedavi edilmesi gerekebilir.
Rahim kanseri tedavisinde günümüzde kişiselleştirilmiş yaklaşım benimsenmektedir.
Bazı hastalarda:
Takip yeterli olabilir.
Sadece vajinal brakiterapi uygulanabilir.
Pelvik radyoterapi önerilebilir.
Radyoterapi ile birlikte kemoterapi planlanabilir.
Bu karar tamamen hastanın risk profiline göre verilir.
Vajinal Brakiterapi Ne Zaman Tercih Edilir?
Bazı hastalarda en büyük risk vajina kafında ortaya çıkabilecek nükslerdir.
Bu durumda radyasyon yalnızca vajinanın üst kısmına uygulanabilir. Vajinal brakiterapi sayesinde çevredeki normal dokular daha az radyasyon alırken, riskli bölge yüksek dozda tedavi edilebilir.
Bilimsel çalışmalar yüksek-orta risk grubundaki bazı hastalarda vajinal brakiterapinin vajinal nüksleri önleme açısından oldukça başarılı sonuçlar verdiğini göstermiştir.
Pelvik Radyoterapi Ne Zaman Gerekebilir?
Bazı hastalarda risk yalnızca vajina ile sınırlı değildir.
Özellikle:
Derin myometriyal invazyon
Yüksek dereceli tümörler
LVSI varlığı
Lenf nodu tutulumu
Lokal ileri evre hastalık
gibi durumlarda pelvis içerisindeki lenf nodları da risk altında olabilir.
Bu nedenle pelvik radyoterapi uygulanarak hem vajina hem de pelvik lenf nodu bölgeleri tedavi edilir.
Bilimsel çalışmalarda pelvik radyoterapinin bölgesel nüksleri anlamlı şekilde azalttığı gösterilmiştir.
Radyoterapi Kararı Kim Tarafından Verilir?
Rahim kanseri tedavisi ekip işidir.
En doğru karar, jinekolojik onkoloji uzmanı, radyasyon onkoloğu ve patoloji uzmanının birlikte yaptığı değerlendirme sonucunda verilir.
Patoloji raporundaki tüm ayrıntılar incelenir, ameliyat bulguları değerlendirilir ve hastanın bireysel riskleri göz önüne alınarak kişiye özel tedavi planı oluşturulur.