CIN 3 Tedavisi

Cin 3 rahim ağzında şiddetli değişikliğin görüldüğü kanser öncüsü durumdur. Çocuk beklentisi olmayan ileri yaştaki kadınlarda rahim ağzı geniş bir şekilde çıkarılarak Cin3 tedavi edilebilir. Çocuk beklentisi olan daha genç yaştaki kadınlarda Cin 3'ü temizleyecek kadar geniş ama rahim ağzını koruyacak kadar da sınırlı bir operasyon ile tedavi edilebilir. Bu yazısa Prof. Dr. Selçuk Erkılınç Cin 3 tedavisi, tedavi sonuçları ve takibi konusunda detaylı bilgiler veriyor.

Cin 3 Nedir?

CIN 3 (Servikal İntraepitelyal Neoplazi Derece 3), rahim ağzının yüzeyini örten skuamöz epitelde gelişen yüksek dereceli bir prekanseröz lezyondur. CIN 3, serviks kanseri değildir ancak tedavi edilmediğinde rahim ağzı kanserine ilerleme riski taşıyan yüksek dereceli hücresel değişiklikleri ifade eder.

Rahim ağzı iki farklı hücre tipi ile kaplıdır. Rahim ağzının vajinaya bakan dış kısmı skuamöz epitel ile, rahim ağzı kanalının iç kısmı ise glandüler epitel ile örtülüdür. Skuamoz epitel çok katlı epiteldir, rahim ağzını dış ortamın zararlı etkenlerinden korur.  CIN yalnızca skuamöz epitelde gelişen değişiklikleri tanımlar. Glandüler hücrelerde gelişen kanser öncülü lezyonlar ise farklı hastalıklar olarak değerlendirilir.

Günümüzde rahim ağzı kanseri taramasında smear testi ve yüksek riskli HPV testleri kullanılmaktadır. Bu testlerde anormallik saptanması durumunda kolposkopi yapılır ve gerekli görülen alanlardan biyopsi alınır. CIN 3 tanısı yalnızca biyopsi ile alınan dokunun patolojik incelemesi sonucunda konur.

Patolojik olarak CIN 3, epitel kalınlığının üçte ikisinden fazlasını kapsayan şiddetli hücresel değişiklik ile karakterizedir. Bu tanım, epitelin tamamını tutan tam kat lezyonları da kapsar. Geçmişte bu durum “şiddetli displazi” veya “karsinoma in situ” olarak adlandırılmıştır.

Güncel LAST (Lower Anogenital Squamous Terminology) sınıflamasında CIN 3, HSIL (High-grade Squamous Intraepithelial Lesion) olarak adlandırılır. Ayrıca 2019 ASCCP (Amerikan Kolposkopi Derneği) kılavuzlarında histolojik değerlendirme için CIN terminolojisi kullanılmaya devam edilmektedir.

CIN 3 tanısı, kolposkopi eşliğinde rahim ağzından alınan biyopsi örneğinin patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenmesiyle konur. Patolog, rahim ağzını örten hücre tabakasındaki değişiklikleri değerlendirerek tanıyı koyar.

Mikroskop altında bakıldığında CIN 3’te görülen hücresel değişiklikler, rahim ağzını örten epitel tabakasının üçte ikisinden fazlasını kaplar. Bazı hastalarda bu değişiklikler epitelin tamamını da tutabilir. Bu nedenle CIN 3, geçmişte şiddetli displazi veya karsinoma in situ olarak adlandırılan lezyonları da kapsar.

Patoloji raporlarında CIN 3 yerine HSIL (High-grade Squamous Intraepithelial Lesion) ifadesi de kullanılabilir. Güncel LAST terminolojisinde CIN 3, HSIL olarak adlandırılmaktadır.

CIN 3 Neden Oluşur?

CIN 3’ün gelişmesindeki en önemli neden insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonudur. Günümüzde HPV’nin rahim ağzı kanseri öncülü lezyonları ve rahim ağzı kanseri gelişimindeki temel etken olduğu kabul edilmektedir. HPV ile rahim ağzı kanser öncüsü durumları arasındaki ilişki o kadar güçlüdür ki, birçok davranışsal, cinsel ve sosyoekonomik risk faktörünün etkisinin aslında HPV enfeksiyonuna bağlı olduğu gösterilmiştir.

Bununla birlikte HPV enfeksiyonu tek başına CIN 3 gelişmesi için yeterli değildir. HPV ile enfekte olan kadınların büyük çoğunluğunda yüksek dereceli rahim ağzı lezyonları veya rahim ağzı kanseri gelişmez. Bu nedenle HPV enfeksiyonu gerekli olsa da tek başına hastalığın oluşmasına neden olmaz.

Yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarının ve rahim ağzı kanserinin gelişmesinde iki temel faktör bulunmaktadır.

  • Bunlardan ilki enfeksiyona neden olan HPV’nin tipidir.
  • İkinci ve en önemli faktör ise HPV enfeksiyonunun uzun süre devam etmesi, yani kalıcı (persistan) hale gelmesidir.
  • Bunun yanında sigara kullanımı ve bağışıklık sistemini etkileyen bazı durumlar da hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.

HPV enfeksiyonundan sonra hastalık her zaman CIN 3’e ilerlemez. Çoğu HPV enfeksiyonu zaman içinde bağışıklık sistemi tarafından temizlenirken, özellikle yüksek riskli HPV tiplerinin uzun süre rahim ağzında kalması durumunda yüksek dereceli hücresel değişikliklerin gelişme olasılığı artar.

Hangi HPV Cin 3’e  neden olur

Bugüne kadar 100’den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bunların yaklaşık 40 tanesi kadın ve erkek genital bölgesini enfekte edebilir. Ancak bu HPV tiplerinin tamamı aynı riske sahip değildir. Bazı HPV tipleri yalnızca düşük dereceli hücresel değişikliklere neden olurken, bazıları yüksek dereceli rahim ağzı lezyonları ve rahim ağzı kanseri gelişimiyle güçlü şekilde ilişkilidir. Toplumda görülen HPV tiplerinin dağılımı yaşanılan coğrafi bölgeye ve HPV aşılanma oranlarına göre değişiklik gösterebilir.

Bir kişide yaşamı boyunca farklı HPV tipleri görülebilir. Aynı zamanda birden fazla HPV tipi ile enfekte olmak da sık karşılaşılan bir durumdur. Bir HPV tipinin kazanılması ile başka bir HPV tipinin vücuttan temizlenmesi birbirinden bağımsız olaylardır. Yani bir HPV tipinin kaybolması diğer HPV tipinin de ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

HPV tipi, enfeksiyonun nasıl seyredeceğini ve rahim ağzında oluşturabileceği hastalığın derecesini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle HPV tipleri genel olarak düşük riskli ve yüksek riskli olmak üzere iki gruba ayrılır.

Düşük riskli HPV tiplerinin en bilinenleri HPV 6 ve HPV 11‘dir. Bu HPV tipleri insan hücresinin genetik yapısına entegre olmaz ve yalnızca düşük dereceli lezyonlara (CIN 1) ile iyi huylu genital siğillere neden olur. HPV 6 ve HPV 11, düşük dereceli rahim ağzı lezyonlarının yaklaşık %10’undan, genital siğillerin ise yaklaşık %90’ından sorumludur.

CIN 3 ise çoğunlukla yüksek riskli HPV tipleri ile ilişkilidir. Özellikle HPV 16, HPV 18, HPV 31, HPV 33, HPV 45, HPV 52 ve HPV 58, yüksek dereceli rahim ağzı lezyonları (CIN 2 ve CIN 3) ile invaziv rahim ağzı kanseri gelişimiyle güçlü şekilde ilişkilidir. Bununla birlikte bu HPV tipleri bazı kadınlarda düşük dereceli lezyonlarda da saptanabilir.

Yüksek riskli HPV tipleri arasında HPV 16 ve HPV 18, CIN 3 ve daha ileri lezyonların gelişmesi açısından en yüksek riske sahiptir. HPV 16 ve HPV 18, düşük dereceli lezyonların yaklaşık %25’inde, yüksek dereceli lezyonların %50–60’ında ve tüm rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %70’inde saptanmaktadır.

HPV 16’nın oluşturduğu risk, diğer yüksek riskli HPV tiplerinden daha fazladır. Düşük dereceli lezyonu bulunan kadınlarda yapılan bir çalışmada, HPV 16 enfeksiyonu olan hastalarda iki yıl içinde CIN 3 veya daha ileri bir lezyon gelişme riski %30–40 olarak bulunurken, diğer yüksek riskli HPV tiplerinde bu risk %8–10 olarak saptanmıştır.

Benzer şekilde HPV 18 de rahim ağzı kanseri açısından orantısız derecede yüksek risk taşımaktadır. HPV genotiplemesi yapılan bir çalışmada, smear testi normal olmasına rağmen HPV 18 pozitif olan kadınlarda CIN 3 veya daha ileri lezyon görülme riski %3,0 olarak hesaplanmıştır. Buna karşılık HPV 16 ve HPV 18 dışındaki diğer yüksek riskli HPV tiplerinde aynı risk %1,3 olarak bulunmuştur.

Rahim ağzı kanserlerinin tamamı aynı HPV tipleriyle ilişkili değildir. Skuamöz hücreli rahim ağzı kanseri ile adenokarsinomda görülen HPV tipleri arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır

HPV Uzun Süre Kalırsa Cin 3 Gelişir

HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü geçicidir. Özellikle genç kadınlarda görülen yeni HPV enfeksiyonlarının önemli bir kısmı bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde temizlenir. Yeni gelişen HPV enfeksiyonlarının %50’den fazlası 6–18 ay içinde, %80–90’ı ise 2–5 yıl içinde ortadan kalkmaktadır.

CIN 3 gelişiminde en önemli noktalardan biri HPV’nin ne kadar süre rahim ağzında kaldığıdır. Yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı (persistan) hale gelmesi, yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarının gelişmesinde temel rol oynar. Buna karşılık HPV enfeksiyonunun temizlenmesi, mevcut rahim ağzı lezyonlarının gerilemesiyle ilişkilidir.

HPV’nin neden bazı kadınlarda kısa sürede temizlenirken bazılarında uzun yıllar devam ettiği tam olarak bilinmemektedir. Genel olarak 6 ila 12 aydan uzun süre devam eden HPV enfeksiyonu kalıcı HPV enfeksiyonu olarak kabul edilir. HPV enfeksiyonu ne kadar uzun süre devam ederse, CIN gelişme riski de o kadar artar.

 12 aydan uzun süre devam eden yüksek riskli HPV enfeksiyonu bulunan kadınların %21’inde, takip eden 30 ay içinde CIN 2 veya daha ileri derecede lezyon geliştiği gösterilmiştir. Bununla birlikte CIN 2 gelişen birçok hastada lezyon daha sonra gerileyebilir.

HPV enfeksiyonunun kalıcı olma olasılığı her kadında aynı değildir. Yaş ilerledikçe HPV’nin kalıcı hale gelme olasılığı artmaktadır.  55 yaşın üzerindeki kadınlarda yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının yaklaşık %50’si kalıcı olurken, 25 yaşın altındaki kadınlarda bu oran yaklaşık %20’dir.

HPV enfeksiyonunun ne kadar süredir devam ettiği de önemlidir. Uzun süredir saptanan HPV enfeksiyonlarının temizlenmesi, yeni saptanan enfeksiyonlara göre daha uzun zaman alabilir. Ayrıca yüksek riskli HPV tipleri, düşük riskli HPV tiplerine göre kalıcı olma eğilimindedir.

HPV enfeksiyonundan sonra bağışıklık sistemi virüse karşı bir yanıt oluşturur. Ancak bu yanıt her kişide aynı değildir. Bu nedenle bazı kadınlarda enfeksiyon kısa sürede ortadan kalkarken, bazılarında yıllarca devam ederek CIN 3 gelişimi için uygun ortam oluşturabilir.

HPV bulaştıktan sonra en sık görülen durum latent enfeksiyondur. Bu dönemde HPV rahim ağzında bulunmasına rağmen muayenede, smear testinde veya biyopside herhangi bir anormallik görülmeyebilir. HPV enfeksiyonu olan kadınların büyük bölümünde süreç bu şekilde ilerler.

Bazı kadınlarda ise aktif HPV enfeksiyonu gelişir. Bu dönemde virüs çoğalır ancak henüz insan hücresinin genetik yapısına yerleşmez. HPV’nin çoğalması sırasında hücrelerde çekirdek büyümesi, çok çekirdekli hücreler, koyu boyanan çekirdekler ve hücre çevresinde saydam halkalar gibi değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler genellikle enfeksiyondan 2-8 ay sonra görülür ve düşük dereceli lezyonların (LSIL) tipik özelliklerini oluşturur. HPV enfeksiyonu ortadan kalktığında bu hücresel değişiklikler de çoğu zaman geriler.

CIN 3 gelişmesine yol açan süreç ise farklıdır. Bu aşamada HPV yalnızca hücre içinde çoğalmakla kalmaz, insan hücresinin genetik yapısına entegre olur. Yüksek dereceli lezyonlar ve rahim ağzı kanseri yıllar içinde gelişen bu süreç sonucunda ortaya çıkar. Virüs hücrenin genetik yapısına yerleştiğinde, hücre çoğalmasını kontrol eden mekanizmalar bozulur ve anormal hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması kolaylaşır.

Ancak HPV enfeksiyonu bulunan her kadında bu süreç yaşanmaz. Hastanın bağışıklık sistemi, enfeksiyondan sonra gelişen savunma yanıtı sayesinde çoğu zaman virüsü baskılar veya temizler. Bu nedenle HPV enfeksiyonu gerekli olsa da, tek başına CIN 3 gelişmesi için yeterli değildir.

 

CIN 3 Cinsel Yolla Bulaşır mı?

CIN 3 bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak CIN 3’ün gelişmesindeki temel neden olan HPV enfeksiyonu cinsel temas yoluyla bulaşır. Bu nedenle CIN 3’ün kendisi değil, hastalığa yol açabilen HPV enfeksiyonu bulaşıcıdır.

Rahim ağzı kanseri ve kanser öncülü lezyonlar, hiç cinsel ilişki yaşamamış kadınlarda son derece nadir görülmektedir. Bu durum HPV’nin cinsel yolla bulaşmasının hastalığın gelişimindeki önemini göstermektedir.

HPV, cinsel olarak aktif bireylerde oldukça yaygın bir enfeksiyondur. Enfeksiyon riski yaşam boyu cinsel partner sayısı arttıkça yükselmekle birlikte, yalnızca tek bir cinsel partneri olan kişilerde de HPV enfeksiyonu görülebilir. Yaşamı boyunca cinsel olarak aktif kadınların yaklaşık %75-80’i, 50 yaşına kadar en az bir kez genital HPV enfeksiyonu ile karşılaşmaktadır.

HPV enfeksiyonu rahim ağzında çoğu zaman hiçbir belirtiye neden olmaz. Kadınların büyük bölümü enfeksiyonu taşıdığını fark etmez. Enfeksiyon ancak genital siğil gelişmesi veya rahim ağzında hücresel değişikliklerin ortaya çıkması durumunda klinik olarak fark edilebilir. Bu nedenle HPV taşıyan birçok kadın kendisini tamamen sağlıklı hissederken CIN 3 gibi yüksek dereceli lezyonlar gelişebilir

Kimler Cin 3 için Risk Altında?

HPV enfeksiyonu, CIN 3 gelişmesi için gerekli olan en önemli etkendir. Ancak HPV enfeksiyonu bulunan kadınların büyük çoğunluğunda CIN 3 gelişmez. Bu nedenle HPV tek başına yeterli değildir. Bazı çevresel ve bağışıklık sistemi ile ilişkili faktörler, HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesini kolaylaştırarak CIN 3 gelişme riskini artırabilir.

Bağışıklık Sisteminin Baskılanması

Bağışıklık sisteminin zayıflaması, HPV enfeksiyonunun daha uzun süre devam etmesine ve yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarının gelişmesine zemin hazırlayabilir. Özellikle HIV enfeksiyonu bulunan kadınlarda CIN görülme sıklığı daha yüksektir. Bunun temel nedeni, bu hastalarda HPV enfeksiyonunun daha sık görülmesi ve daha uzun süre devam edebilmesidir.

Bağışıklık sistemi ne kadar baskılanmışsa HPV enfeksiyonunun kalıcı olma olasılığı da o kadar artmaktadır. Ayrıca organ nakli sonrası kullanılan bağışıklık baskılayıcı ilaçlar veya uzun süre immünsüpresif tedavi gerektiren bazı hastalıklar da CIN gelişme riskini artırabilir. Bu ilişki organ nakli yapılan hastalarda ve sistemik lupus eritematozus gibi hastalıklarda da gösterilmiştir.

Sigara Kullanımı

Sigara kullanımı ile HPV enfeksiyonu birlikte bulunduğunda CIN ve rahim ağzı kanseri gelişme riski belirgin şekilde artmaktadır. Sigara kullanımı arttıkça CIN gelişme riski de yükselmektedir. HPV pozitif sigara içen kadınlarda rahim ağzı kanseri riski, sigara içmeyen HPV pozitif kadınlara göre 2-4 kat daha yüksektir.

Sigara dumanındaki bazı maddeler rahim ağzı salgısında birikebilir. Bu maddeler rahim ağzı hücrelerinde değişikliklere neden olabileceği gibi bölgesel bağışıklık sistemini de zayıflatabilir. Bunun sonucunda yüksek riskli HPV enfeksiyonunun uzun süre devam etmesi kolaylaşabilir.

 

Uçuk Virüsü ve Klamidya Cin 3 e Neden Olur mu

Klamidya, herpes simpleks virüsü (uçuk virüsü)  ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların CIN 3 gelişimindeki rolü kesin olarak gösterilememiştir. Bu enfeksiyonların, HPV enfeksiyonuna maruz kalmış olmanın bir göstergesi olabileceği düşünülmektedir. Başka bir ifadeyle, bu enfeksiyonların doğrudan CIN 3’e neden olup olmadığı net değildir.

Diğer bir olasılık ise bu enfeksiyonların bağışıklık sistemini etkileyerek yüksek riskli HPV enfeksiyonunun rahim ağzında daha uzun süre kalmasına katkıda bulunmasıdır. HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesi ise CIN 3 gelişiminde önemli rol oynayan faktörlerden biridir. Bu nedenle herpes virüsü ve klamidyanın CIN 3 üzerindeki etkisinin doğrudan değil, HPV enfeksiyonunun devamlılığını kolaylaştırması yoluyla olabileceği düşünülmektedir.

Doğum Kontrol Hapları CIN 3 Riskini Artırır mı?

Evet Artırır. Doğum kontrol haplarının uzun süre kullanılması, HPV pozitif kadınlarda rahim ağzı kanseri riskini artıran bir yardımcı faktör olarak bildirilmiştir. Ancak doğum kontrol hapı kullanımı ile CIN 3 arasındaki ilişkinin doğrudan mı olduğu, yoksa HPV’ye maruz kalmayı yansıtan dolaylı bir ilişki mi olduğu kesin değildir.

Ayrıca doğum kontrol hapı bırakıldıktan sonra bu artmış risk zamanla azalmaktadır. ilacın kesilmesinden yaklaşık 10 yıl sonra, rahim ağzı kanseri riski hiç kullanmamış kişilerdeki düzeye geri dönmektedir.

 Cin 3 önlenebilir mi?

CIN 3’ün önlenmesinde en önemli yöntem HPV aşısıdır. Primer korunmanın temelini, rahim ağzı kanseri ve kanser öncülü lezyonlara neden olabilen yüksek riskli HPV tiplerine karşı yapılan aşılama oluşturur.

HPV aşısı yalnızca daha önce HPV ile hiç karşılaşmamış kişiler için değildir. Mevcut HPV enfeksiyonu bulunan veya daha önce CIN tanısı almış hastalarda HPV aşısının kullanımı ayrıca değerlendirilmektedir. Bu nedenle daha önce HPV enfeksiyonu geçirilmiş veya CIN tanısı alınmış olması, HPV aşısının her zaman gereksiz olduğu anlamına gelmez.

HPV cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olmasına rağmen, prezervatif (kondom) tam koruma sağlamaz. Bu nedenle yalnızca kondom kullanımı HPV enfeksiyonunu ve buna bağlı gelişebilecek CIN 3’ü tamamen önleyemez.

İkincil korunmanın amacı CIN’3ü değil, rahim ağzı kanserini önlemektir. Bu nedenle CIN tanısı alan hastalarda uygun takip ve gerektiğinde tedavi uygulanarak hastalığın invaziv rahim ağzı kanserine ilerlemesi engellenmeye çalışılır.

Rahim ağzı kanseri tarama programlarına düzenli katılmak, smear testi ve HPV testini önerilen aralıklarla yaptırmak, gerekli görüldüğünde kolposkopi ve biyopsi ile değerlendirilmek CIN 3’ün erken tanınmasını ve uygun zamanda tedavi edilmesini sağlar. Böylece hastalığın rahim ağzı kanserine ilerleme riski önemli ölçüde azaltılabilir.

Cin 3 Tedavisi

CIN 3 tedavisinde temel amaç, hastalığın invaziv rahim ağzı kanserine ilerlemesini önlemektir. Bu amaçla kullanılan cerrahi yöntemler iki gruba ayrılır: eksizyonel tedaviler ve ablatif tedaviler. Eksizyonel tedavilerde rahim ağzındaki anormal doku çıkarılarak patolojik incelemeye gönderilir. Ablatif tedavilerde ise anormal doku yerinde tahrip edilir ve patolojik inceleme yapılabilecek bir doku örneği elde edilmez.

Günümüzde özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde tedavi gereken hastalarda LEEP (Loop Elektrokoter Eksizyonu), ablasyon yöntemlerinin büyük ölçüde yerini almıştır. bunun en önemli nedeni, eksizyon sırasında çıkarılan dokunun patoloji laboratuvarında ayrıntılı olarak incelenebilmesidir. Dokunun değerlendirilmesi, tanının doğrulanmasına ve olası invaziv hastalığın dışlanmasına yardımcı olur. Bu nedenle, tanısal örnek alınmasının zorunlu olmadığı durumlarda bile eksizyon yöntemini tercih ettiklerini belirtmektedir.

Bu yaklaşım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) önerileriyle de uyumludur. Dünya Sağlık Örgütü, LEEP uygulanabilen merkezlerde kriyoterapi yerine LEEP’in tercih edilmesini önermektedir. Benzer şekilde Amerikan Kolposkopi ve Servikal Patoloji Derneği (ASCCP) de CIN 1 tedavi edilecekse eksizyon veya ablasyonun uygulanabileceğini belirtirken, CIN 2 ve CIN 3 hastalarında eksizyonel tedaviyi ablasyona tercih etmektedir.

Tedavi yöntemi belirlenirken hem doktorun hem de hastanın birlikte değerlendirmesi gereken birçok faktör bulunmaktadır. Lezyonun rahim ağzındaki yeri, büyüklüğü, kolposkopik değerlendirmenin yeterli olup olmaması, daha önce tedavi uygulanıp uygulanmadığı, gebelik planı ve invaziv kanser şüphesi gibi birçok özellik hangi yöntemin seçileceğini etkileyebilir. Bu nedenle CIN 3 tedavisi her hasta için bireysel olarak planlanmalıdır.

Cin 3 Tedavisinde LEEP Ne Zaman Tercih Edilir?

Rahim ağzındaki lezyon endoservikal (rahim içi kanal)  kanala uzanıyorsa ve kolposkopi sırasında lezyonun tamamı görülemiyorsa LEEP yapılmalıdır. Çünkü lezyonun sınırları tam olarak değerlendirilemediğinde yalnızca tahrip edilmesi altta yatan daha ciddi bir hastalığın gözden kaçmasına neden olabilir.

Lezyon, rahim ağzının dış yüzeyinin %75’inden fazlasını kaplıyorsa veya kriyoterapi (dondurma) probunun ulaşabileceğinden daha geniş bir alana yayılmışsa yine eksizyon  (LEEP) tercih edilmelidir.

Endoservikal küretaj (ECC) sonucunda CIN 2 veya daha ileri derecede lezyon saptanması ya da derecelendirilemeyen bir CIN bulunması da eksizyon gerektiren durumlardan biridir. Çünkü bu durumda rahim ağzı kanalında bulunan lezyonun yaygınlığının değerlendirilmesi gerekir.

Daha önce CIN 2 veya daha yüksek dereceli bir lezyon nedeniyle eksizyon uygulanmış hastalarda tekrar tedavi gerekiyorsa, LEEP  önerilen yöntemlerden biridir.

Rahim ağzında glandüler hastalık bulunması da LEEP  gerektirir. Özellikle adenokarsinoma in situ (AIS) varlığında lezyonlar transformasyon zonunda veya endoservikal kanalda yer alabilir ve birbirinden bağımsız odaklar halinde (“skip lezyonlar”) bulunabilir. Bu nedenle hastalığın tanısını doğrulamak ve yaygınlığını değerlendirmek için eksizyonel biyopsi yapılması gerekir.

Cin 3 için LEEP uygulanan 1189 hastanın incelenmesi sonucunda 6 hastada (%0,5) mikroinvaziv skuamöz hücreli karsinom, 15 hastada (%1,3) ise adenokarsinoma in situ saptanmıştır. Dikkat çekici olarak, mikroinvaziv skuamöz hücreli kanserlerin %33’ü, adenokarsinoma in situ olgularının ise %67’si, sitoloji ve kolposkopi ile önceden fark edilememiştir. Bu bulgular, cin 3 sırasında LEEP ile elde edilen dokunun patolojik incelemesinin neden önemli olduğunu göstermektedir.

Tanısal belirsizlik bulunan hastalarda da LEEP  önerilir. Kolposkopik değerlendirmenin yetersiz olduğu, skuamokolumnar bileşkenin veya lezyonun tamamının görülemediği hastalarda ya da smear testi ile kolposkopi sonuçlarının birbiriyle uyumsuz olduğu durumlarda eksizyon tercih edilir. Örneğin, 25 yaş ve üzerindeki bir hastada smear sonucunun HSIL olmasına rağmen kolposkopik biyopside yalnızca CIN 1 saptanması tanısal uyumsuzluk olarak kabul edilir ve ileri değerlendirme gerektirir.

Son olarak, invaziv rahim ağzı kanseri şüphesi bulunan hastalarda da LEEP yapılmalıdır. Bu sayede hem kesin tanı konulabilir hem de cerrahi sınırlar değerlendirilebilir. Ayrıca, kolposkopik biyopsi örneğinde p16 immünohistokimyasal boyamasının bazı hastalarda lezyonların sınıflandırılmasını ve risk değerlendirmesini iyileştirebilir ve kime LEEP yapılacağı konusunda bize bilgi verebilir

Cin 3 için Hangi Tedavi En Etkilidir?

CIN 3 tedavisinde ya rahim ağzının çıkarılması ya da tahrip edilmesi seçenekleri vardır.  

Hem eksizyon (çıkarılma)  hem de ablasyon (tahrip) yöntemlerinde tedavi başarısının yüksek olduğu bildirilmektedir. Çalışmalarda her iki yöntemin de hastaların yaklaşık %90-95’inde başarılı olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, mevcut bilimsel veriler ablasyonun eksizyon kadar etkili olduğunu kesin olarak ortaya koyamamıştır. Bu nedenle özellikle yüksek dereceli lezyonlarda eksizyon halen ön plandadır.

2022 yılında yayımlanan, 19.000’den fazla hastayı kapsayan ve 71 randomize ile gözlemsel çalışmayı değerlendiren çalışmada, en sık kullanılan eksizyon yöntemi olan LLETZ (LEEP) ile diğer tedavi yöntemleri karşılaştırılmıştır. Bu analizde ablasyon uygulanan hastalarda tedavi başarısızlığı riskinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Lazer ablasyon uygulanan hastalarda tedavi başarısızlığı riski 1,8 kat, kriyoterapi uygulanan hastalarda ise yine 1,8 kat daha yüksek bulunmuştur.

Diğer bir çalışmada LEEP uygulanan hastalar ile kriyoterapi uygulanan hastalar karşılaştırılmıştır. Altıncı ay biyopsisinde hastalığın devam etme oranı LEEP uygulanan hastalarda %20,0, kriyoterapi uygulanan hastalarda ise %22,4 olarak bulunmuştur. Aynı çalışmada 12. ay biyopsisinde hastalığın tekrar görülme oranı LEEP grubunda %26,6, kriyoterapi grubunda ise %31,0 olarak saptanmıştır. Yani LEEP hastalığın tedavisinde daha başarılı bulunmuştur.

Özellikle CIN 2 ve daha ileri derecedeki lezyonları bulunan hastalarda ve HIV pozitif kadınlarda, LEEP uygulanan hastalarda hastalığın devam etme riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir.

2013 yılında yayımlanan, başka çalışmada eksizyon ve ablasyon yöntemlerinden birinin diğerine üstün olduğunu kesin olarak gösterecek yeterli kanıt bulunmadığı belirtilmiştir. Özet olarak Cin 3 tedavisinde LEEP kullanıyoruz, rahim ağzını tahrip eden yöntemleri tercih etmiyoruz.

Gebelik Planlayan Kadınlarda Cin 3 Tedavisi

Çocuk sahibi olmayı planlayan hastalarda CIN 3 tedavisi planlanırken, uygulanacak işlemin gelecekteki gebelik üzerine olası etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bazı hastalar, eksizyonel tedavilerin gebelikle ilişkili bazı riskleri artırabilmesi nedeniyle ablatif tedavileri tercih edebilir.

Eksizyonel tedaviler, rahim ağzından bir miktar dokunun çıkarılmasını gerektirir. Bu nedenle bazı çalışmalarda LEEP yapılmasının  ikinci trimester gebelik kaybı, erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) ve erken doğum riskinde artış ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Tahrip edici tedavilerde ise rahim ağzından doku çıkarılmaz. Bu nedenle teorik olarak rahim ağzının yapısı eksizyonel tedavilere göre daha iyi korunur ve gebelikle ilişkili olumsuz sonuçların daha az görülebileceği düşünülmektedir.

Cin 3 varlığının kendisi de, uygulanan tedavi yönteminden bağımsız olarak, erken doğum riskinde artış ile ilişkili olabilir. Bu nedenle gelecekte gebelik planlayan hastalarda tedavi seçimi yapılırken yalnızca uygulanacak işlemin değil, hastalığın kendisinin de gebelik üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan hastalarda tedavi kararını bireysel olarak veririz. Cin 3 tedavisi genellikle jinekolojik onkoloji cerrahisi uzmanları tarafından yapılır.  Cin 3 tedavisinde LEEP için bize  İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Ispartadan başvuran hastalarda jinekolojik onkolog olarak  temel yaklaşımımız önce hastanın çocuk beklentisini sorgulamaktır. Çocuk beklentisi olmayan ileri yaştaki hastalarda rahatlıkla geniş bir LEEP operasyonu ile rahim ağzını temizlenebilir.  Çocuk beklentisi olanlarda ise rahim ağzında geniş ama derin olmayan bir temizleme ile rahim ağzına zarar vermeden rahim ağzını temizleyebiliyoruz.

Cin 3 Tedavisinde Rahim Alınır mı?

Histerektomi (rahmin alınması), CIN 3 tedavisinde ilk tercih edilen yöntem değildir. Bunun nedeni, histerektominin LEEP veya diğer eksizyonel ve ablatif tedavilere göre daha büyük bir cerrahi girişim olması ve ciddi komplikasyon riskinin daha yüksek olmasıdır. Bu nedenle CIN 3 tanısı alan hastaların büyük çoğunluğunda öncelikle daha koruyucu tedavi yöntemleri tercih edilir.

Bununla birlikte bazı özel durumlarda rahim alınması  uygun bir tedavi seçeneği olabilir. Bunlardan biri, CIN 2 veya CIN 3 nedeniyle yapılan eksizyon işleminden sonra cerrahi sınırların pozitif gelmesi, hastanın çocuk sahibi olmayı tamamlamış olması ve ek bir eksizyon işleminin yapılamaması durumudur. Bu hastalarda rahim alınması  düşünülebilir.

Bir diğer grup ise tekrarlayan veya devam eden CIN 2 ya da CIN 3 hastalarıdır. Hastanın doğurganlık beklentisi kalmamışsa ve yeniden LEEP yapılması mümkün değilse veya hasta tarafından tercih edilmiyorsa rahim alınması tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.

Daha önce uygulanan tedavilere bağlı olarak rahim ağzında belirgin yapışıklık gelişmesi veya rahim ağzının ileri derecede kısalması da tekrar eksizyon yapılmasını güçleştirebilir. Bu durumlarda yeni bir LEEP işlemi hem komplikasyon riskini artırabilir hem de yapılacak değerlendirmelerin güvenilirliğini azaltabilir. Böyle hastalarda da rahim alınması uygun bir seçenek olabilir.

Uzun süreli takip programına düzenli olarak gelemeyecek veya önerilen kontrolleri sürdüremeyecek hastalarda da, uygun koşullar oluştuğunda rahim alınması değerlendirilebilecek seçeneklerden biridir.

Eğer invaziv rahim ağzı kanseri şüphesi varsa, histerektomi yapılmadan önce genellikle tanısal amaçlı bir eksizyon işlemi uygulanabilir ve çıkarılan doku ameliyat sırasında hızlı patolojik incelemeye (frozen section) gönderilebilir. Böylece invaziv kanser varlığı doğrulanırsa, hastaya standart histerektomi yerine gerekli olduğunda radikal histerektomi uygulanabilir.

Cin 3 için  iki veya daha fazla LEEP işlemi uygulanan yaklaşık 500 hasta değerlendirildiği bir çalışmada hastaların %19’unda sonunda rahim alınması yapılmıştır. Ayrıca 40 yaşın üzerindeki hastalarda rahim alınma  olasılığının daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

Cin 3 LEEP sonrası iyileşir mi?

CIN 3 tedavisinden sonra hastaların büyük bölümünde başarılı sonuçlar elde edilir. Ancak tedavinin başarılı olması, hastalığın her zaman tamamen ortadan kalktığı veya tekrar etmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle tedavi sonrasında düzenli takip büyük önem taşır.

CIN tedavisinden sonra hastalığın devam etmesi veya tekrar ortaya çıkması riskini artıran bazı önemli faktörler bulunmaktadır. Bunların başında yüksek riskli HPV’nin tedaviden sonra devam etmesi, özellikle de HPV 16 pozitifliğinin altı ay veya daha uzun süre sürmesi gelir. Tedavi sonrasında HPV enfeksiyonunun devam etmesi, hastalığın kalıcı olabileceğini veya tekrar gelişebileceğini düşündüren en önemli göstergelerden biridir.

Bir diğer önemli faktör, rahim ağzındaki lezyonun büyüklüğüdür. Özellikle rahim ağzı yüzeyinin üçte ikisinden fazlasını kaplayan büyük lezyonlarda, tedavi sonrasında hastalığın devam etme veya tekrar etme olasılığı daha yüksektir.

Lezyonun endoservikal bezlere yayılmış olması (endoservikal gland tutulumu) da prognozu etkileyen önemli özelliklerden biridir. Bu hastalarda tedavi sonrasında kalıcı veya tekrarlayan hastalık riski daha yüksek olabilir.

Bu nedenle CIN 3 tedavisinin başarısı yalnızca uygulanan cerrahi yöntemle değerlendirilmez. Tedavi sonrasında HPV testi sonuçları, çıkarılan dokunun patoloji raporu, cerrahi sınırların durumu ve düzenli takip muayeneleri birlikte değerlendirilerek hastanın gelecekteki riski belirlenir. Bu nedenle CIN 3 tedavisi tamamlandıktan sonra takip süreci, tedavinin kendisi kadar önemlidir.

Cin 3 için LEEP yapıldı, Cerrahi Sınır Ne Demek?

CIN 3 tedavisinden sonra patoloji raporunda yer alan en önemli bilgilerden biri cerrahi sınırların (marginlerin) durumudur. Cerrahi sınırlar, çıkarılan dokunun kenarlarında CIN bulunup bulunmadığını gösterir. Cerrahi sınır durumu, tedavi sonrasında hastalığın devam etmesi veya tekrar etmesi açısından önemli bir belirteçtir.

Cerrahi Sınırlar Negatifse (Temiz)  Ne Anlama Gelir?

Çıkarılan dokunun tümüyle alınmış olması durumunda CIN’nin tedavi edilme olasılığı oldukça yüksektir ama bunu kanıtlayacak uzun dönem kanıt yoktur.

CIN 3 nedeniyle eksizyon uygulanan ve cerrahi sınırları negatif olan 4.400’den fazla hastayı değerlendiren bir çalışmada, hastalar ortalama 9 yıl (3,3-16,8 yıl) takip edilmiştir. Bu süre sonunda yeni bir yüksek dereceli sitolojik veya histolojik lezyon gelişme oranı yalnızca %0,35 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, cerrahi sınırların negatif olmasının tedavi başarısı açısından oldukça olumlu bir gösterge olduğunu ortaya koymaktadır.

Cerrahi Sınırlar Pozitifse Ne Anlama Gelir?

Cerrahi sınırları pozitif olan hastalarda, negatif cerrahi sınırlara sahip hastalara göre kalıcı veya tekrarlayan hastalık riskinin belirgin olarak daha yüksektir. Ayrıca hastalığın tekrar etmesi yalnızca ilk birkaç yıl içinde değil, tedaviden yıllar sonra da görülebilir. Bir çalışmada ortalama nüks süresi yaklaşık dört yıl olarak bildirilmiştir.

Bu konuda yapılan 66 çalışmayı ve 35.000’den fazla hastayı içeren bir meta-analizde, cerrahi sınırları pozitif olan hastalarda herhangi bir derecedeki CIN’nin tekrar görülme riskinin, negatif veya sınır durumu belirsiz olan hastalara göre 5,47 kat daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Aynı analizde yalnızca CIN 2 ve CIN 3 dikkate alındığında da benzer sonuç elde edilmiş, yüksek dereceli lezyon gelişme riski cerrahi sınır pozitif olanlarda %18’e negatif olanlarda %3 bulunmuştur.

CIN 3 nedeniyle soğuk konizasyon yapılan ve cerrahi sınırları pozitif olan 390 hastanın değerlendirdiği çalışmada  dış sınır pozitif olan hastalarda tekrarlama riski  %17, yalnızca iç sınır pozitif olanlarda %21, hem iç hem dış  sınırın birlikte pozitif olduğu hastalarda ise %52 olarak bulunmuştur. Aynı çalışmada 5 hastada erken evre kanser hastalık, 1 hastada ise Evre IB rahim ağzı kanseri geliştiği bildirilmiştir.

Cin 3 için LEEP yapıldı ama Cin 3 çıkmadı?

Bazen kolposkopi sırasında alınan biyopside CIN 3 tanısı konulmasına rağmen, daha sonra yapılan LEEP veya diğer eksizyon işlemlerinden çıkarılan dokuda CIN saptanmayabilir. İlk bakışta bu durum hastalığın tamamen ortadan kalktığını düşündürebilir. Bu hastalar, cerrahi sınırları pozitif olan hastalara benzer şekilde takip edilmelidir.

Biyopsi ile yüksek dereceli CIN tanısı doğrulandıktan sonra LEEP yapılan 670’den fazla hasta değerlendirildiği çalışmada:  Hastaların yaklaşık %14’ünde, çıkarılan LEEP materyalinde CIN saptanmamıştır. Buna rağmen bu hastalarda hastalığın tekrar etme oranı %24 olarak bulunmuştur. Bu oran, cerrahi sınırları pozitif olan hastalardaki %27’lik nüks oranına oldukça yakındır.

Bu nedenle LEEP materyalinde CIN görülmemesi gözden kaçan bir cin 3 hastalığının göstergesi olabilir

Cin 3 Tedavisi Oldum Yine HPV Çıktı

CIN 3 tedavisinden sonra hastalığın tekrar edip etmeyeceğini öngörmede en önemli göstergelerden biri HPV testidir. Tedavi sonrasında HPV’nin devam etmesi, hastalığın tekrarlama riskini belirlemede cerrahi sınırların durumundan bile daha başarılı bir belirteçtir. Bu nedenle günümüzde takipte temel yöntem HPV testlerdir.

128 çalışmayı değerlendiren meta-analizde, tedavi sonrasında yüksek riskli HPV pozitifliğinin, CIN 2 veya daha ileri derecedeki lezyonların tekrarını öngörmede cerrahi sınır durumundan daha yüksek bir güce  sahip olduğu gösterilmiştir. Cerrahi sınırların yüksek bir lezyonu tahmin etme başarısı  %56, HPV testinin tahmin etme başarısı %91, olarak bulunmuştur. Her iki yöntemin birlikte değerlendirilmesi durumunda  tahmin başarısı %99’a kadar yükselmektedir.

Cerrahi sınırları negatif olan hastalarda ileri lezyon gelişme riski %0,8 iken, cerrahi sınırları pozitif olan hastalarda bu risk %17 olarak bulunmuştur. Benzer şekilde HPV testi negatif olan hastalarda tekrar riski %0,8, HPV testi pozitif olan hastalarda ise %28 olarak saptanmıştır.

Bu nedenle günümüzde CIN 3 tedavisinden sonra yapılan HPV testi, yalnızca enfeksiyonun devam edip etmediğini göstermekle kalmaz; aynı zamanda hastalığın tekrar gelişme olasılığı hakkında da önemli bilgiler sağlar. Bu nedenle tedavi sonrasında önerilen HPV kontrollerinin zamanında yapılması büyük önem taşımaktadır. Manisadan gelen bir hastamızda bu durumu maalesef tecrübe ettik. Hasta cin 3 için LEEP olmuştu. Sonrasında takibe gitmemiş. LEEP sonrası 4. yılda akıntı ile kadın doğum polikliniğine başvurmuş hastaya mr bile çekilmiş ama normal denmiş sonucunda. Bize geldiğinde muayenede rahim ağzı tamamen normalken rahim kanalında 4 cm idrar kesesini istila etmiş bir tümör saptadık. Dolayısıyla LEEP tedavisi kadar sonrasındaki takip de hayati önem taşır.

Cin 3 Tedavisi Oldum Takibim Nasıl Olacak

CIN 3 tedavisinden sonra takip, hastanın yaşına, uygulanan tedavi yöntemine, cerrahi sınır durumuna ve HPV test sonucuna göre planlanır. Tedavi sonrası takipte temel amaç, kalıcı veya tekrarlayan CIN’3 ün  erken saptanmasıdır.

25 yaş ve üzerindeki hastalarda tedavi sonrası takipte HPV testleri tercih ederiz. Hpv Yapılamıyorsa smear yapılabilir.

Cerrahi sınırları negatif olan ve LEEP  ile tedavi edilen hastalarda, 25 yaş ve üzerindeyse ilk kontrol 6. ayda HPV testi ile yapılır. HPV testi pozitif çıkarsa kolposkopi ve biyopsi yapılır. HPV testi negatifse HPV temelli testler yıllık olarak 3 yıl sürdürülür. Bu üç yıllık takipte testler negatif kalırsa, daha sonra HPV temelli testler en az 25 yıl boyunca 3 yılda bir yapılır.

25 yaş altındaki hastalarda takip daha farklıdır. Bu yaş grubunda ilk kontrol 6. ayda smear testi ile yapılır. Smear de  HSIL veya ASC-H saptanırsa kolposkopi ve biyopsi gerekir. LSIL veya daha düşük dereceli sonuçlar devam ederse yine kolposkopi ve biyopsi ile değerlendirme yapılır. Sitoloji negatifse kontroller 6 ay aralıklarla 3 yıl sürdürülür. Sonuçlar negatif kalırsa yıllık smear ile takip edilir. Hasta 25 yaşına ulaştığında HPV temelli takibe  geçilir.

25 yaş ve üzerindeki, gelecekte gebelik planı veya gebelik sonuçları konusunda öncelikli endişesi olmayan hastalarda ise pozitif sınır veya pozitif ECC varlığında tekrar LEEP ya da 6. ayda HPV temelli test veya kolposkop ile gözlem kabul edilebilir seçeneklerdir.

Cin 3 Tedavisinde Yaklaşımım

CIN 3 tedavisinde amaç yalnızca hastalıklı dokuyu çıkarmak değildir. Aynı zamanda rahim ağzının mümkün olduğunca sağlıklı yapısını koruyarak hastaya en uygun tedaviyi planlamaktır. Bu nedenle her hastaya aynı genişlikte LEEP veya konizasyon uygulanmasının doğru olduğuna inanmıyorum.

Tedavi planını oluştururken hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği, kolposkopik bulguları, lezyonun rahim ağzındaki yaygınlığı, transformasyon zonunun tipi ve patoloji bulgularını birlikte değerlendiriyorum.

Çocuk sahibi olmayı tamamlamış veya ileri yaşta olan hastalarda, uygun olduğu durumlarda daha geniş bir eksizyon yaparak hastalıklı dokunun güvenli cerrahi sınırlarla tamamen çıkarılmasını hedefliyorum.

Buna karşılık gelecekte gebelik planlayan genç hastalarda ise gereksiz doku kaybından kaçınmaya özen gösteriyorum. Bu hastalarda amacım, hastalıklı dokuyu tamamen çıkarırken rahim ağzında mümkün olduğunca fazla sağlıklı dokuyu koruyan, dengeli ve yeterli genişlikte bir eksizyon gerçekleştirmektir.

Her CIN 3 hastasının klinik özellikleri farklıdır. Bu nedenle tedavi kararının standart bir şablonla değil, hastaya özel olarak verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sık Sorulan Sorular

CIN 3 kanser midir?

Hayır. CIN 3 rahim ağzı kanseri değildir. Ancak tedavi edilmediğinde rahim ağzı kanserine ilerleme riski taşıyan yüksek dereceli prekanseröz bir lezyondur.

CIN 3 tanısı nasıl konur?

CIN 3 tanısı, kolposkopi eşliğinde rahim ağzından alınan biyopsinin patoloji laboratuvarında incelenmesiyle konur. Smear ve HPV testleri tarama amacıyla kullanılır.

Hangi HPV tipleri CIN 3'e neden olur?

CIN 3 en sık yüksek riskli HPV tipleriyle ilişkilidir. HPV 16, HPV 18, HPV 31, HPV 33, HPV 45, HPV 52 ve HPV 58 yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarıyla güçlü şekilde ilişkilidir.

HPV 16 CIN 3 açısından neden önemlidir?

HPV 16, CIN 3 ve daha ileri lezyon gelişimi açısından en yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. HPV 16 enfeksiyonu olan düşük dereceli lezyonlarda iki yıl içinde CIN 3 veya daha ileri lezyon gelişme riski daha yüksektir.

HPV 18 CIN 3 açısından riskli midir?

Evet. HPV 18 rahim ağzı kanseri açısından yüksek risk taşır. Smear testi normal olsa bile HPV 18 pozitifliği olan hastalarda CIN 3 veya daha ileri lezyon riski diğer yüksek riskli HPV tiplerine göre daha yüksek olabilir.

HPV enfeksiyonu olan herkeste CIN 3 gelişir mi?

Hayır. HPV enfeksiyonu CIN 3 gelişmesi için gerekli olsa da tek başına yeterli değildir. HPV ile enfekte olan kadınların büyük çoğunluğunda CIN 3 veya rahim ağzı kanseri gelişmez.

HPV uzun süre kalırsa CIN 3 gelişir mi?

Yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesi CIN 3 gelişiminde önemli rol oynar. HPV enfeksiyonu ne kadar uzun süre devam ederse CIN gelişme riski de o kadar artar.

CIN 3 cinsel yolla bulaşır mı?

CIN 3 bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak CIN 3 gelişimine neden olan HPV enfeksiyonu cinsel temas yoluyla bulaşabilir.

Sigara kullanımı CIN 3 riskini artırır mı?

Evet. Sigara kullanımı, HPV enfeksiyonunun rahim ağzında daha uzun süre kalmasına katkıda bulunabilir. HPV pozitif sigara içen kadınlarda rahim ağzı kanseri riski daha yüksek bulunmuştur.

Bağışıklık sisteminin baskılanması CIN 3 riskini artırır mı?

Evet. Bağışıklık sisteminin zayıflaması HPV enfeksiyonunun daha uzun süre devam etmesine ve yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarının gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Doğum kontrol hapları CIN 3 riskini artırır mı?

Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı, HPV pozitif kadınlarda rahim ağzı kanseri riskini artıran yardımcı bir faktör olarak bildirilmiştir. Ancak ilişkinin doğrudan mı yoksa HPV maruziyetini yansıtan dolaylı bir ilişki mi olduğu kesin değildir.

CIN 3 önlenebilir mi?

CIN 3 riskini azaltmada en önemli yöntem HPV aşısıdır. Düzenli smear testi, HPV testi, kolposkopi ve uygun takip de rahim ağzı kanserinin önlenmesine yardımcı olur.

CIN 3 tedavisinde en sık hangi yöntem kullanılır?

CIN 3 tedavisinde en sık tercih edilen yöntem LEEP işlemidir. LEEP ile hastalıklı doku çıkarılır ve çıkarılan doku patoloji laboratuvarında ayrıntılı olarak incelenebilir.

CIN 3 tedavisinde LEEP ne zaman tercih edilir?

Lezyon rahim ağzı kanalına uzanıyorsa, lezyonun tamamı görülemiyorsa, endoservikal küretajda CIN 2 veya daha ileri lezyon varsa, daha önce CIN 2+ nedeniyle eksizyon yapılmışsa veya invaziv hastalık şüphesi varsa LEEP tercih edilebilir.

CIN 3 için en etkili tedavi hangisidir?

Hem eksizyon hem de ablasyon yöntemlerinde başarı oranları yüksektir. Ancak CIN 3 gibi yüksek dereceli lezyonlarda eksizyon, patolojik inceleme olanağı sağladığı için daha çok tercih edilir.

CIN 3 tedavisinde rahim alınır mı?

Genellikle hayır. Histerektomi CIN 3 tedavisinde ilk tercih değildir. Ancak tekrarlayan veya devam eden CIN 2-3, pozitif cerrahi sınır ve tekrar eksizyon yapılamaması gibi özel durumlarda değerlendirilebilir.

Gebelik planlayan kadınlarda CIN 3 tedavisi nasıl yapılır?

Gebelik planlayan kadınlarda tedavi kişiye özel planlanır. Amaç, hastalıklı dokuyu yeterli şekilde çıkarırken rahim ağzında gereksiz doku kaybından kaçınmaktır.

LEEP sonrası CIN 3 iyileşir mi?

CIN 3 tedavisinden sonra hastaların büyük bölümünde başarılı sonuçlar elde edilir. Ancak HPV'nin devam etmesi, büyük lezyon varlığı veya endoservikal gland tutulumu hastalığın devam etme ya da tekrarlama riskini artırabilir.

Cerrahi sınır pozitif ne demektir?

Cerrahi sınır pozitifliği, çıkarılan dokunun kenarında CIN bulunduğunu gösterir. Bu durumda hastalığın kalıcı olma veya tekrar etme riski daha yüksektir.

Cerrahi sınır negatif ne demektir?

Cerrahi sınır negatifliği, çıkarılan dokunun kenarında CIN saptanmadığını gösterir. Bu durum tedavi başarısı açısından olumlu bir bulgudur.

LEEP yapıldı ama CIN 3 çıkmadı, bu ne anlama gelir?

Biyopside CIN 3 saptanmasına rağmen LEEP materyalinde CIN görülmemesi, hastalığın tamamen kaybolduğu anlamına gelmeyebilir. Bu hastalar dikkatli takip edilmelidir.

CIN 3 tedavisinden sonra HPV pozitif çıkması ne anlama gelir?

Tedaviden sonra HPV'nin devam etmesi, CIN 2 veya daha ileri lezyonların tekrar gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle HPV testi tedavi sonrası takipte çok önemlidir.

CIN 3 tedavisinden sonra takip nasıl yapılır?

Takip hastanın yaşına, HPV test sonucuna, uygulanan tedaviye ve cerrahi sınır durumuna göre planlanır. Genellikle 25 yaş ve üzerindeki hastalarda 6. ayda HPV testi yapılır.

CIN 3 tedavisinden sonra takip ne kadar sürer?

CIN 3 tedavisinden sonra takip uzun süre devam eder. HPV testleri negatif olsa bile yüksek dereceli CIN öyküsü olan hastalarda uzun dönem takip önemlidir.