Yüksek Riskli HPV
Yüksek Riskli HPV
İçindekiler
HPV 16
HPV 16 Nedir?
HPV 16, yüksek riskli (onkolojik) insan papilloma virüsü tipleri arasında en önemli genotiptir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar, rahim ağzı kanseri gelişimiyle en güçlü ilişkiye sahip HPV tipinin HPV 16 olduğunu göstermektedir. Dünya genelinde invaziv rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yarısından HPV 16 tek başına sorumludur. Bu nedenle HPV 16, yalnızca en sık görülen yüksek riskli HPV tipi değil, aynı zamanda kanser oluşturma potansiyeli en yüksek HPV tipi olarak kabul edilmektedir.
HPV 16, rahim ağzı kanserinin yanı sıra vajina, vulva, anüs, penis ve ağız-yutak (orofarinks) bölgesindeki HPV ilişkili kanserlerin gelişiminde de önemli rol oynar. Özellikle ağız ve boğaz kanserleri içinde HPV ile ilişkili olguların büyük bölümünde HPV 16 saptanmaktadır. Bu nedenle HPV 16’nın klinik önemi yalnızca kadınlarla sınırlı değildir; erkeklerde de HPV ile ilişkili bazı kanserlerin en önemli nedenlerinden biridir.
HPV 16’nın diğer yüksek riskli HPV tiplerinden en önemli farkı, kalıcı enfeksiyon oluşturma ve hücrelerde kanser öncesi değişikliklere yol açma olasılığının daha yüksek olmasıdır. Enfeksiyonların büyük kısmı bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde temizlenebilse de, uzun yıllar devam eden HPV 16 enfeksiyonu rahim ağzındaki hücrelerde önce kanser öncesi lezyonların (özellikle CIN3), ardından tedavi edilmediğinde invaziv serviks kanserinin gelişmesine neden olabilir. Bununla birlikte HPV 16 pozitif olmak, kişinin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmez. Kanser gelişimi için enfeksiyonun kalıcı olması, viral onkoproteinlerin hücresel mekanizmaları bozması ve yıllar süren çok basamaklı bir süreç gereklidir.
Dünya genelinde yapılan geniş kapsamlı meta-analizlerde HPV 16, normal sitolojiden başlayarak CIN1, CIN2, CIN3 ve invaziv rahim ağzı kanserine kadar her evrede en sık saptanan yüksek riskli HPV tipi olarak bildirilmiştir. Hastalık şiddeti arttıkça HPV 16’nın görülme oranı da belirgin şekilde yükselmektedir. Bu durum, HPV 16’nın diğer yüksek riskli HPV tiplerine göre daha güçlü onkojenik potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
Türkiyede HPV 16
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre de HPV 16, ülkemizde en sık saptanan yüksek riskli HPV tipidir. Milyonlarca kadını kapsayan ulusal tarama programı ve kolposkopi çalışmalarında HPV 16, diğer tüm yüksek riskli HPV tiplerinden daha yüksek oranda görülmüştür. Bu nedenle hem uluslararası kılavuzlarda hem de Türkiye’deki tarama algoritmalarında HPV 16 pozitifliği, diğer birçok yüksek riskli HPV tipinden farklı olarak daha dikkatli değerlendirilmektedir.
HPV 16 Neden Tehlikelidir?
Yüksek riskli HPV tiplerinin tamamı rahim ağzı kanseri gelişimine katkıda bulunabilir. Ancak bu grup içinde HPV 16, hem görülme sıklığı hem de kanser oluşturma potansiyeli açısından diğer HPV tiplerinden ayrılır. Dünya genelinde yapılan çalışmalar, HPV 16’nın rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip HPV tipi olduğunu göstermektedir. İnvaziv rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yarısında yalnızca HPV 16 saptanırken, HPV 16 ve HPV 18 birlikte değerlendirildiğinde bu oran yaklaşık %70’e ulaşmaktadır.
HPV 16’nın diğer yüksek riskli tiplerden farklı olmasının en önemli nedeni, rahim ağzı hücrelerinde uzun süre kalıcı olabilmesidir. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından 1-2 yıl içinde temizlenirken, HPV 16’nın diğer birçok tipe göre daha uzun süre devam edebilme eğiliminde olduğu gösterilmiştir. Kalıcı enfeksiyon, rahim ağzındaki normal hücrelerin zaman içinde kanser öncesi değişiklikler geliştirmesi için en önemli risk faktörüdür.
HPV 16’nın bir diğer önemli özelliği, yüksek dereceli servikal lezyonlarla (özellikle CIN3) çok güçlü ilişki göstermesidir. Geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmalarda hastalık şiddeti arttıkça HPV 16’nın görülme oranının da belirgin şekilde arttığı gösterilmiştir. Normal smear sonucuna sahip kadınlarda görülebilen HPV 16, CIN1, CIN2 ve özellikle CIN3 lezyonlarında giderek daha baskın hale gelmekte, invaziv rahim ağzı kanserinde ise en sık saptanan HPV tipi olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle HPV 16 pozitifliği, diğer birçok yüksek riskli HPV tipine göre daha dikkatli değerlendirilmektedir.
HPV 16’nın önemi yalnızca rahim ağzı ile sınırlı değildir. Bu genotip; vajina, vulva, anüs, penis ve ağız-yutak (orofarinks) bölgesindeki HPV ilişkili kanserlerde de en sık saptanan HPV tipidir. Özellikle HPV’ye bağlı gelişen orofarinks kanserlerinin büyük çoğunluğunda HPV 16 tespit edilmektedir. Bu nedenle HPV 16, hem kadınlarda hem de erkeklerde klinik açıdan en önemli HPV tipidir.
Bununla birlikte, HPV 16 pozitif olmak kanser olduğunuz anlamına gelmez. HPV 16 enfeksiyonu bulunan kadınların büyük bölümünde bağışıklık sistemi virüsü kontrol altına alabilir ve enfeksiyon herhangi bir tedaviye gerek kalmadan temizlenebilir. Kanser gelişimi; enfeksiyonun yıllarca kalıcı olması, hücrelerde kanser öncesi değişikliklerin ortaya çıkması ve bu değişikliklerin tedavi edilmemesi sonucunda gelişen çok basamaklı bir süreçtir. Günümüzde HPV testi, smear, kolposkopi ve gerektiğinde biyopsi sayesinde bu değişiklikler erken dönemde saptanabilmekte ve rahim ağzı kanseri büyük ölçüde önlenebilmektedir.
HPV 16 Nasıl Kanser Yapar?
HPV 16’nın rahim ağzı kanserine yol açması bir anda gerçekleşen bir olay değildir. Virüsün vücuda girmesinden kanser gelişimine kadar geçen süreç çoğu zaman 10-20 yıl veya daha uzun sürebilir. Bu nedenle HPV 16 pozitif olmak ile kanser tanısı almak arasında uzun bir dönem bulunur ve bu süreçte düzenli taramalar sayesinde hastalık erken dönemde yakalanabilir.
HPV 16, rahim ağzının dış yüzeyini örten epitel hücrelerinin en alt tabakasına yerleşerek yaşam döngüsünü burada sürdürür. Virüs hücreye girdikten sonra çoğalmaya başlar. Çoğu kadında bağışıklık sistemi bu enfeksiyonu kontrol altına alır ve virüs zamanla ortadan kaybolur. Ancak bazı kadınlarda HPV 16 yıllarca vücutta kalabilir. İşte kanser gelişimi açısından en önemli basamak kalıcı HPV 16 enfeksiyonudur.
Kalıcı enfeksiyon sırasında HPV 16, hücrelerin normal büyümesini kontrol eden mekanizmaları bozabilir. Normal şartlarda vücudumuzdaki her hücre, DNA’sında bir hasar oluştuğunda bunu onarmaya çalışır. Hasar düzeltilemezse hücre kendini yok ederek sağlıklı dokuları korur. HPV 16 ise bu doğal güvenlik sistemlerini etkileyerek hasarlı hücrelerin yaşamaya devam etmesine neden olabilir. Zaman içinde bu hücrelerde yeni genetik değişiklikler birikir ve önce kanser öncesi lezyonlar (CIN), daha sonra ise tedavi edilmezse rahim ağzı kanseri gelişebilir.
Bu süreç aylar içinde değil, genellikle yıllar içinde ilerler. Bu nedenle HPV 16 pozitifliği saptanan kadınlarda düzenli HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopi yapılmasının amacı, kanseri beklemek değil; kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişiklikleri erken dönemde tespit etmektir.
Önemli bir nokta da şudur: HPV 16 enfeksiyonu olan kadınların büyük çoğunluğunda kanser gelişmez. Kanser gelişebilmesi için virüsün uzun süre kalıcı olması, hücresel değişikliklerin ilerlemesi ve bu değişikliklerin tanınıp tedavi edilmemesi gerekir. Günümüzde uygulanan tarama programları sayesinde HPV 16’ya bağlı gelişen kanser öncesi lezyonların büyük bölümü erken dönemde saptanabilmekte ve başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.
HPV 16 Kendiliğinden Geçer mi?
HPV 16 enfeksiyonu kendiliğinden geçebilir. HPV 16, yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almasına rağmen bu virüsü taşıyan herkesin enfeksiyonu kalıcı hale gelmez. Bağışıklık sistemi güçlü olan birçok kişide virüs aylar veya birkaç yıl içinde kontrol altına alınır ve yapılan HPV testlerinde artık saptanamaz.
HPV enfeksiyonlarının doğal seyri incelendiğinde, yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının büyük bölümünün herhangi bir tedavi uygulanmadan bağışıklık sistemi tarafından temizlendiği gösterilmiştir. Kanser gelişimi ise istisnai bir durumdur ve genellikle kalıcı HPV 16 enfeksiyonu bulunan kadınlarda görülür. Başka bir ifadeyle, HPV 16’nın vücutta bulunması tek başına yeterli değildir; enfeksiyonun uzun yıllar devam etmesi gerekir.
HPV 16’nın diğer birçok yüksek riskli HPV tipine göre daha önemli kabul edilmesinin nedeni de budur. Bu tip, bazı kişilerde bağışıklık sisteminden kaçmayı başararak rahim ağzı hücrelerinde uzun süre kalabilir. Virüsün yıllarca devam ettiği durumlarda hücrelerde önce hafif değişiklikler ortaya çıkar. Bu değişikliklerin bir kısmı yine gerileyebilirken, çok küçük bir bölümünde zaman içinde yüksek dereceli lezyonlar ve tedavi edilmediği takdirde rahim ağzı kanseri gelişebilir.
HPV 16’nın ne kadar sürede temizleneceğini önceden söylemek mümkün değildir. Bu süre kişiden kişiye değişebilir. Yaş, bağışıklık sistemi, sigara kullanımı, eşlik eden hastalıklar ve virüsün ne kadar süredir vücutta bulunduğu gibi birçok faktör enfeksiyonun doğal seyrini etkileyebilir.
Bu nedenle HPV 16 pozitifliği saptanan kadınlarda amaç virüsü ilaçla ortadan kaldırmak değil, virüsün kalıcı hale gelip gelmediğini ve rahim ağzında hücresel değişiklik oluşturup oluşturmadığını düzenli kontrollerle izlemektir. HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopi sayesinde enfeksiyonun seyri güvenle takip edilebilir.
HPV 16 Pozitif Gelirse Ne Yapılır?
HPV 16 pozitifliği saptandığında izlenecek yol, yalnızca test sonucuna bakılarak belirlenmez. Günümüzde takip planı oluşturulurken HPV tipi, smear (Pap smear) sonucu, yaş, önceki tarama sonuçları ve gerekirse kolposkopi ile biyopsi bulguları birlikte değerlendirilir. Bu nedenle aynı HPV 16 sonucuna sahip iki kişinin takip süreci birbirinden tamamen farklı olabilir.
HPV 16, rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip HPV tipi olduğu için birçok uluslararası kılavuzda diğer yüksek riskli HPV tiplerinden ayrı değerlendirilmektedir. Bunun nedeni, HPV 16 pozitif kadınlarda yüksek dereceli servikal lezyon görülme olasılığının daha yüksek olmasıdır. Bu nedenle HPV 16 saptandığında yalnızca belirli aralıklarla HPV testini tekrarlamak yerine, çoğu hastada rahim ağzının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi önerilir.
Bu değerlendirmede en önemli yöntem kolposkopidir. Kolposkopi sırasında rahim ağzı özel büyütücü optik sistemlerle incelenir, şüpheli alanlar belirlenir ve gerekli görülürse biyopsi alınır. Böylece HPV 16’nın rahim ağzında herhangi bir hücresel değişikliğe yol açıp açmadığı doğrudan değerlendirilebilir.
Kolposkopi sırasında biyopsi sonucunun normal gelmesi veya yalnızca hafif değişiklikler saptanması durumunda da takip sona ermez. Çünkü HPV enfeksiyonunun doğal seyri zaman içinde değişebilir. Bu nedenle belirli aralıklarla HPV testi ve smear tekrar edilerek enfeksiyonun temizlenip temizlenmediği veya yeni hücresel değişikliklerin gelişip gelişmediği izlenir.
Eğer biyopside CIN2 veya CIN3 gibi yüksek dereceli kanser öncesi lezyonlar saptanırsa, bu lezyonlar rahim ağzı kanserine dönüşmeden tedavi edilebilir. Günümüzde LEEP ve benzeri koruyucu tedaviler sayesinde bu lezyonların büyük bölümü başarılı şekilde çıkarılabilmekte ve rahim ağzı kanseri gelişmesi önlenebilmektedir.
HPV 16 Pozitifliğinde LEEP Gerekir mi?
HPV 16 pozitif olmak tek başına LEEP ameliyatı gerektirmez. HPV testi yalnızca yüksek riskli bir HPV tipinin varlığını gösterir. Tedavi kararı ise rahim ağzında HPV’nin neden olduğu hücresel değişikliklerin derecesine göre verilir.
HPV 16 pozitifliği saptanan birçok kadında yapılan kolposkopi ve biyopsi sonucunda rahim ağzında önemli bir hücresel değişiklik bulunmayabilir. Bu durumda genellikle düzenli takip yeterlidir. Çünkü HPV 16 enfeksiyonlarının önemli bir bölümü zaman içinde bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınabilir ve herhangi bir tedavi gerektirmeden kaybolabilir.
LEEP tedavisi, HPV enfeksiyonunu değil, HPV’nin neden olduğu yüksek dereceli kanser öncesi lezyonları tedavi etmek için uygulanır. Özellikle biyopsi sonucunda CIN2 veya CIN3 saptandığında, bu anormal dokuların çıkarılması rahim ağzı kanserinin gelişmesini önleyen en etkili yöntemlerden biridir.
Bazı hastalar “HPV 16 çıktı, rahmimde virüs var, hemen ameliyat olayım ve virüsten kurtulayım.” düşüncesine kapılmaktadır. Ancak bu doğru bir yaklaşım değildir. LEEP işlemi rahim ağzındaki anormal dokuyu çıkarır; virüsü tamamen ortadan kaldıran bir tedavi değildir. Virüsün temizlenmesinde en önemli rolü yine bağışıklık sistemi üstlenir.
Bu nedenle HPV 16 pozitifliği saptanan her kadının LEEP ameliyatına ihtiyacı yoktur. Öncelikle kolposkopik değerlendirme yapılır, gerekli görülen hastalardan biyopsi alınır ve tedavi kararı bu patoloji sonucuna göre verilir. Gereksiz LEEP işlemlerinden kaçınmak, özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan genç kadınlarda rahim ağzının korunması açısından büyük önem taşır.
HPV 16 Pozitifliği Gebeliğe Engel mi?
HPV 16 pozitif olmak tek başına gebeliğe engel değildir. HPV 16 enfeksiyonu yumurtlamayı bozmaz, yumurtalıkların çalışmasını engellemez ve doğal yolla gebe kalmayı önlemez. Bu nedenle yalnızca HPV 16 pozitif olduğu için çocuk sahibi olamayacağını düşünen kadınların endişelenmesine gerek yoktur.
HPV 16 enfeksiyonu bulunan kadınların büyük bölümü sağlıklı bir gebelik geçirebilir ve sağlıklı bebek dünyaya getirebilir. Ancak gebelik planlayan veya gebeliği sırasında HPV 16 saptanan kadınların kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından takip edilmesi önemlidir. Çünkü gebelik sırasında rahim ağzındaki hücresel değişikliklerin değerlendirilmesi, gebelik haftasına ve mevcut bulgulara göre planlanmalıdır.
HPV 16 pozitifliği nedeniyle yapılan smear veya kolposkopide ciddi bir kanser öncesi lezyon saptanmadığı sürece gebeliğin ertelenmesi gerekmez. Hafif hücresel değişiklikler bulunan birçok kadında gebelik güvenle sürdürülebilir ve ayrıntılı değerlendirme doğum sonrasına bırakılabilir.
Buna karşılık biyopsi sonucunda CIN3 gibi yüksek dereceli bir lezyon saptanmışsa, gebelik planı yapılmadan önce tedavi gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Bu karar lezyonun derecesi, hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği ve diğer klinik bulgular birlikte değerlendirilerek verilir.
HPV 16’nın bebeğe geçmesi ise anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biridir. Doğum sırasında HPV bulaşı teorik olarak mümkün olmakla birlikte, bu durum nadir görülür ve bebeklerin büyük çoğunluğunda herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Bu nedenle yalnızca HPV 16 pozitifliği nedeniyle sezaryen doğum önerilmez. Doğum şekli, HPV test sonucuna göre değil; anne ve bebeğin obstetrik durumuna göre belirlenir.
HPV 16 Erkeklerde Görülür mü?
HPV 16 hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir. İnsan papilloma virüsü yalnızca rahim ağzını enfekte eden bir virüs değildir. Erkeklerde penis, anüs, kasık bölgesi ve ağız-yutak mukozasına yerleşebilir. Bu nedenle HPV 16 enfeksiyonu yalnızca kadın sağlığını ilgilendiren bir sorun olarak değerlendirilmemelidir.
Erkeklerin büyük bölümünde HPV 16 enfeksiyonu herhangi bir belirti vermeden seyreder. Çoğu kişide bağışıklık sistemi virüsü zaman içinde baskılar ve enfeksiyon kendiliğinden kaybolur. Ancak bazı kişilerde virüs uzun süre kalıcı olabilir. Kalıcı HPV 16 enfeksiyonu özellikle anal kanser, penis kanseri ve orofarinks (bademcik ve dil kökü) kanserleri ile ilişkilidir. HPV ile ilişkili ağız ve boğaz kanserlerinde en sık saptanan genotip HPV 16’dır.
HPV 16 taşıyan erkeklerde çoğu zaman siğil görülmez. Bunun nedeni, genital siğillerin büyük bölümünden HPV 6 ve HPV 11 gibi düşük riskli tiplerin sorumlu olmasıdır. Bu nedenle dış genital bölgede siğil bulunmaması, HPV 16 enfeksiyonunun olmadığı anlamına gelmez.
Erkeklerde HPV için kadınlardaki smear testine benzer rutin bir tarama programı bulunmamaktadır. Ancak özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, erkeklerle cinsel ilişki yaşayan erkeklerde veya HPV ilişkili hastalık öyküsü bulunan bireylerde hekim tarafından gerekli görülen durumlarda ayrıntılı değerlendirme yapılabilir.
HPV 16’nın hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilmesi nedeniyle HPV aşısı yalnızca kız çocukları için değil, erkek çocukları ve erkekler için de önemli bir koruyucu sağlık uygulamasıdır. Aşılama, HPV 16’ya bağlı gelişebilecek birçok kanserin görülme riskini azaltmada etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir.
HPV 18
HPV 18 Nedir?
HPV 18, rahim ağzı kanseri gelişimiyle en güçlü ilişkiye sahip yüksek riskli insan papilloma virüsü (HPV) tiplerinden biridir. Dünya genelinde HPV 16’dan sonra en önemli onkojenik HPV tipi olarak kabul edilir. Geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar, invaziv rahim ağzı kanserlerinin önemli bir bölümünde HPV 18’in bulunduğunu göstermektedir. Özellikle HPV 16 ile birlikte değerlendirildiğinde, bu iki HPV tipi rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %70’inden sorumludur.
HPV 18’i diğer yüksek riskli HPV tiplerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, rahim ağzının bez hücrelerinden gelişen adenokarsinomlarla güçlü ilişki göstermesidir. HPV 16 daha çok skuamöz hücreli serviks kanserlerinde baskın olarak görülürken, HPV 18 özellikle adenokarsinom ve adenokarsinoma in situ (AIS) olgularında daha yüksek oranlarda saptanmaktadır. Bu nedenle HPV 18 pozitifliği, yalnızca HPV testinin pozitif olması olarak değerlendirilmez; rahim ağzının ayrıntılı incelenmesini gerektiren önemli bir bulgu olarak kabul edilir.
Dünya genelinde HPV 18’in görülme sıklığı HPV 16’dan daha düşük olmasına rağmen, kanser oluşturma potansiyeli oldukça yüksektir. Bu nedenle birçok uluslararası tarama ve takip kılavuzunda HPV 16 ve HPV 18 birlikte özel değerlendirme gerektiren iki HPV tipi olarak ele alınmaktadır.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre HPV 18, yüksek riskli HPV tipleri arasında saptanan önemli genotiplerden biridir. Ülkemizde HPV 16 kadar sık görülmese de, özellikle yüksek riskli HPV pozitif kadınların değerlendirilmesinde klinik önemini korumaktadır.
HPV 18 Neden Önemlidir?
Yüksek riskli HPV tipleri arasında HPV 18, HPV 16’dan sonra rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip genotiptir. Dünya genelinde yapılan geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar, HPV 16 ve HPV 18’in birlikte rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %70’inden sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu nedenle uluslararası tarama programlarında ve klinik kılavuzlarda HPV 18, HPV 16 ile birlikte özel olarak değerlendirilmektedir.
HPV 18’in diğer yüksek riskli HPV tiplerinden en önemli farkı, rahim ağzının bez hücrelerinden gelişen adenokarsinomlarla güçlü ilişki göstermesidir. Rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümü skuamöz hücreli karsinomlardan oluşurken, daha az görülen ancak tanısı daha güç olabilen adenokarsinomların önemli bir kısmında HPV 18 saptanmaktadır. Ayrıca adenokarsinom gelişmeden önce görülen adenokarsinoma in situ (AIS) lezyonlarında da HPV 18 sık olarak tespit edilmektedir.
HPV tiplerinin hastalık evrelerine göre dağılımını inceleyen geniş meta-analizlerde, HPV 18’in normal sitolojiye göre yüksek dereceli servikal lezyonlarda ve invaziv rahim ağzı kanserinde daha sık görüldüğü gösterilmiştir. Bu durum, HPV 18’in yalnızca yaygın bir enfeksiyon etkeni olmadığını, aynı zamanda güçlü onkojenik potansiyele sahip bir HPV tipi olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verileri de HPV 18’in ülkemizde önemli yüksek riskli HPV tiplerinden biri olduğunu göstermektedir. Her ne kadar görülme sıklığı HPV 16, HPV 51 veya HPV 31 kadar yüksek olmasa da, klinik önemi görülme sıklığından çok kanser oluşturma potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle HPV 18 pozitifliği saptandığında sonuç, yalnızca “yüksek riskli HPV pozitif” olarak değerlendirilmez; ayrıntılı inceleme gerektiren özel bir durum olarak ele alınır.
HPV 18’in bu özellikleri nedeniyle günümüzde birçok uluslararası kılavuzda HPV 16 ve HPV 18 aynı grupta değerlendirilmekte, bu iki tip saptandığında diğer yüksek riskli HPV tiplerinden farklı takip algoritmaları önerilmektedir. Bunun nedeni, bu iki HPV tipinin yüksek dereceli servikal lezyon ve rahim ağzı kanseri geliştirme olasılığının diğer birçok yüksek riskli HPV tipine göre daha yüksek olmasıdır.
HPV 18 Hangi Kanserlere Yol Açar?
HPV 18, rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. Dünya genelinde yapılan geniş epidemiyolojik çalışmalar, HPV 18’in özellikle invaziv serviks kanserlerinde en sık saptanan ikinci HPV tipi olduğunu göstermektedir. HPV 16 ile birlikte değerlendirildiğinde, bu iki HPV tipi rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %70’inden sorumludur. Ancak HPV 18’in klinik önemi yalnızca görülme sıklığından kaynaklanmaz. Bu genotip, özellikle rahim ağzının bez hücrelerinden gelişen adenokarsinom ve onun öncülü olan adenokarsinoma in situ (AIS) ile güçlü ilişki göstermesi nedeniyle kadın hastalıkları ve doğum uzmanları için ayrı bir öneme sahiptir.
Rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümü rahim ağzının dış yüzeyini örten skuamöz hücrelerden gelişirken, daha küçük bir kısmı servikal kanalın iç yüzeyindeki bez hücrelerinden kaynaklanır. HPV 16 daha çok skuamöz hücreli kanserlerle ilişkilendirilirken, HPV 18’in glandüler dokuyu enfekte etme eğiliminin daha belirgin olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle HPV 18 pozitifliği saptanan kadınlarda yalnızca smear sonucuna değil, gerektiğinde kolposkopik değerlendirme ve servikal kanalın dikkatli incelenmesine de önem verilir.
HPV 18 yalnızca rahim ağzı kanseriyle sınırlı değildir. Uzun süre kalıcı enfeksiyon oluşturduğu durumlarda vajina, vulva, anüs, penis ve ağız-yutak bölgesinde gelişen HPV ilişkili bazı kanserlerde de rol oynayabilir. Bu kanserlerin çoğunda en sık saptanan tip HPV 16 olmakla birlikte, HPV 18 de kanser gelişimine katkıda bulunan yüksek riskli genotiplerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle HPV 18 enfeksiyonu yalnızca kadınları değil, erkekleri de ilgilendiren önemli bir sağlık sorunudur.
Bununla birlikte, HPV 18 pozitif olmak kanser olduğunuz anlamına gelmez. HPV 18 enfeksiyonu bulunan kişilerin büyük bölümünde bağışıklık sistemi virüsü zamanla kontrol altına alır. Kanser gelişimi ise virüsün uzun yıllar boyunca kalıcı olması, rahim ağzı hücrelerinde kanser öncesi değişikliklerin oluşması ve bu değişikliklerin tedavi edilmeden ilerlemesi sonucunda ortaya çıkan çok basamaklı bir süreçtir. Günümüzde HPV testi, smear, kolposkopi ve biyopsi sayesinde bu değişiklikler henüz kansere dönüşmeden saptanabilmekte ve başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.
HPV 18 Pozitif Ne Demek?
HPV testinde HPV 18 pozitif sonucunun görülmesi, rahim ağzında kanser gelişimiyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden birinin saptandığını gösterir. Ancak bu sonuç kanser tanısı anlamına gelmez. HPV 18 pozitif kadınların büyük çoğunluğunda kanser gelişmez ve enfeksiyonların önemli bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde kontrol altına alınabilir.
HPV 18’in diğer birçok yüksek riskli HPV tipinden farklı olarak dikkatle değerlendirilmesinin nedeni, yalnızca yüksek riskli bir HPV tipi olması değildir. Bu genotip, özellikle rahim ağzı kanalındaki bez hücrelerinden gelişen adenokarsinom ve bu kanserin öncüsü kabul edilen adenokarsinoma in situ (AIS) ile güçlü ilişki göstermektedir. Smear testi, özellikle glandüler lezyonları her zaman erken dönemde yakalayamayabileceği için HPV 18 pozitifliği klinik açıdan ayrı bir önem taşır.
HPV 18 pozitifliği saptandığında değerlendirme yalnızca HPV test sonucuna göre yapılmaz. Smear sonucunun normal veya anormal olması, hastanın yaşı, daha önceki HPV testleri, varsa kolposkopi ve biyopsi sonuçları birlikte değerlendirilir. Bu nedenle aynı HPV 18 sonucuna sahip iki kadının takip planı tamamen farklı olabilir. Bir hastada yalnızca düzenli takip yeterli görülürken, başka bir hastada kolposkopi veya biyopsi gerekebilir.
HPV 18 iyileşir mi?
HPV 18 enfeksiyonu kendiliğinden temizlenebilir. HPV 18, yüksek riskli bir HPV tipi olmasına rağmen bu virüsü taşıyan herkesin enfeksiyonu kalıcı hale gelmez. Bağışıklık sistemi, birçok kişide virüsü aylar veya birkaç yıl içinde baskılayabilir ve sonraki HPV testlerinde virüs artık saptanmayabilir.
Bununla birlikte HPV 18’in klinik açıdan önem taşımasının nedeni, bazı kadınlarda enfeksiyonun uzun süre devam edebilmesidir. Kanser gelişiminde belirleyici olan, virüsün tek bir HPV testinde pozitif çıkması değil, kalıcı HPV 18 enfeksiyonunun gelişmesidir. Enfeksiyon yıllarca devam ettiğinde rahim ağzındaki hücrelerde önce kanser öncesi değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler de çoğu zaman yavaş ilerleyen bir süreç sonucunda gelişir ve düzenli takip sayesinde erken dönemde saptanabilir.
HPV 18’in ne kadar sürede temizleneceği kişiden kişiye değişir. Yaş, bağışıklık sisteminin durumu, sigara kullanımı, eşlik eden hastalıklar ve enfeksiyonun yeni mi yoksa uzun süredir devam eden bir enfeksiyon mu olduğu bu süreci etkileyebilir. Bu nedenle “HPV 18 bende ne zaman geçer?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur.
HPV 18 pozitifliği saptandığında amaç virüsü ilaçla ortadan kaldırmak değildir. Günümüzde HPV enfeksiyonunu tamamen yok eden bir ilaç bulunmamaktadır. İzlem sürecinde esas hedef, enfeksiyonun kalıcı hale gelip gelmediğini ve rahim ağzında herhangi bir hücresel değişiklik oluşturup oluşturmadığını değerlendirmektir. Bunun için belirli aralıklarla HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopi uygulanır.
HPV 31
HPV 31, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından yüksek riskli HPV tipleri arasında sınıflandırılan genotiplerden biridir. Guan ve arkadaşlarının geniş meta-analizinde HPV 31, normal sitolojiden serviks kanserine kadar tüm evrelerde saptanabilen, ancak özellikle yüksek dereceli servikal lezyonlarda daha belirgin hale gelen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olarak bildirilmiştir.
HPV 31, HPV 16 ve HPV 18 kadar yaygın değildir. Bununla birlikte CIN2 ve CIN3 gibi kanser öncesi lezyonlarda anlamlı sıklıkta görülmesi nedeniyle klinik açıdan önem taşımaktadır. Hastalık şiddeti arttıkça HPV 31’in görülme oranının da arttığı bildirilmiştir. Bu durum, HPV 31’in rahim ağzı kanseri gelişiminde rol oynayabilen yüksek riskli tiplerden biri olduğunu göstermektedir.
Derbie ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde de HPV 31, en sık görülen yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almıştır. Her ne kadar HPV 16 ve HPV 18 kadar baskın olmasa da, servikal lezyonlarda düzenli olarak saptanması nedeniyle tarama ve aşılama programlarında dikkate alınması gereken tiplerden biridir.
HPV 31’in önemli özelliklerinden biri de 9’lu HPV aşısı tarafından kapsanan yüksek riskli tiplerden biri olmasıdır. Bu nedenle aşılama, HPV 31’e bağlı gelişebilecek kanser öncesi lezyonların ve HPV ilişkili kanserlerin önlenmesine katkı sağlayabilir.
HPV 33
HPV 33, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından yüksek riskli HPV tipleri arasında sınıflandırılan genotiplerden biridir. Guan ve arkadaşlarının 115.789 HPV pozitif kadını kapsayan meta-analizinde HPV 33, normal sitolojiden invaziv rahim ağzı kanserine kadar tüm evrelerde saptanan yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almaktadır. Ancak görülme sıklığı HPV 16 ve HPV 18’e göre daha düşüktür. Bununla birlikte, özellikle yüksek dereceli servikal intraepitelyal neoplazi (CIN2 ve CIN3) olgularında daha sık saptanması, HPV 33’ün rahim ağzı kanseri gelişiminde rol oynayan önemli genotiplerden biri olduğunu göstermektedir.
Guan ve arkadaşlarının çalışması, hastalık şiddeti arttıkça HPV 33’ün görülme oranının da arttığını ortaya koymuştur. Bu durum, HPV 33’ün geçici enfeksiyonlardan çok kalıcı enfeksiyonlar ve yüksek dereceli servikal lezyonlarla ilişkili olduğunu desteklemektedir. Ancak HPV 33’ün kanser oluşturma potansiyeli, HPV 16 kadar yüksek değildir.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre HPV 33, yüksek riskli HPV pozitif kadınlarda %2,3 oranında saptanmıştır. Bu oran HPV 16, HPV 51 ve HPV 31’e göre daha düşük olmakla birlikte, HPV 33’ün ülkemizde de düzenli olarak görülen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olduğunu göstermektedir.
HPV 33, günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısı tarafından kapsanan yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. Bu nedenle aşılama, HPV 33’e bağlı gelişebilecek kanser öncesi lezyonların ve HPV ilişkili kanserlerin önlenmesine katkı sağlamaktadır.
HPV 35
HPV 35, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından yüksek riskli HPV tipleri arasında sınıflandırılan genotiplerden biridir. Guan ve arkadaşlarının 115.789 HPV pozitif kadını kapsayan meta-analizinde HPV 35, normal sitolojiden serviks kanserine kadar tüm hastalık basamaklarında saptanabilen yüksek riskli tiplerden biri olarak bildirilmiştir. Bununla birlikte, HPV 35’in görülme sıklığı HPV 16, HPV 18 ve bazı diğer yüksek riskli tiplerden daha düşüktür. Hastalık ilerledikçe görülme oranının artması, HPV 35’in servikal kanser gelişimine katkıda bulunabilen onkojenik HPV tiplerinden biri olduğunu göstermektedir.
HPV tiplerinin dağılımı coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Derbie ve arkadaşlarının Etiyopya’da gerçekleştirdiği sistematik derlemede HPV 35, %4,8 oranıyla en sık bildirilen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olmuştur. Bu bulgu, HPV 35’in özellikle Afrika kıtasında diğer birçok bölgeye göre daha önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Çalışmada HPV 35’in bölgesel farklılık gösteren genotiplerden biri olduğu vurgulanmıştır.
Türkiyede HPV 35, saptanan yüksek riskli HPV genotiplerinin %4,5’ini oluşturmuştur. Bu oran, HPV 35’in ülkemizde HPV 39, HPV 56 ve HPV 58 ile benzer sıklıkta görülen yüksek riskli tiplerden biri olduğunu göstermektedir. HPV 16, HPV 51, HPV 31 ve HPV 52 kadar yaygın olmasa da düzenli olarak karşılaşılan yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almaktadır.
Türkiye’deki çalışmada ayrıca HPV 35, HPV 52 ve HPV 61’in birlikte bulunduğu bir hastada serviks kanseri saptandığı bildirilmiştir. Ancak bu olguda aynı anda birden fazla HPV tipi bulunduğundan, kanser gelişiminin yalnızca HPV 35’e bağlanması mümkün değildir. Bu örnek, yüksek riskli HPV tiplerinin birlikte görülebileceğini ve klinik değerlendirmede çoklu HPV enfeksiyonlarının dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısı HPV 35’i kapsamamaktadır. Bununla birlikte, HPV 35’in aşı kapsamı dışında olması, bu HPV tipinin daha tehlikeli olduğu anlamına gelmez. HPV 35 enfeksiyonu saptanan kişilerde de düzenli HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopi ile takip, rahim ağzı kanserinin önlenmesinde temel yaklaşımı oluşturmaktadır.
HPV 39
HPV 39, yüksek riskli HPV tipleri arasında sınıflandırılan genotiplerden biridir. HPV 39, normal sitolojiden invaziv rahim ağzı kanserine kadar farklı hastalık evrelerinde saptanan onkojenik HPV tipleri arasında yer almaktadır. HPV 39’un görülme sıklığı HPV 16 ve HPV 18’e göre daha düşük olmakla birlikte, özellikle yüksek dereceli servikal lezyonlarda ve serviks kanserinde görülme oranının artması, bu tipin kanser gelişiminde rol oynayabileceğini göstermektedir.
HPV 39’un normal sitolojiye sahip kadınlarda da görülebildiğini, ancak servikal lezyonların derecesi arttıkça bu tipin görülme sıklığının da yükseldiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle HPV 39, geçici enfeksiyon oluşturabilen bir genotip olmasının yanında, kalıcı enfeksiyon geliştiğinde kanser öncesi hücresel değişikliklerle ilişkili olabilen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Derbie ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde HPV 39, bildirilen yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almakla birlikte, HPV 16, HPV 52, HPV 35 ve HPV 18 kadar sık görülmemiştir. Bu durum, HPV 39’un dünya genelindeki dağılımının coğrafi bölgelere göre değişebildiğini göstermektedir.
HPV 39, saptanan yüksek riskli HPV genotiplerinin %4,9’unu oluşturmaktadır. Bu oran, HPV 39’un ülkemizde HPV 35, HPV 56 ve HPV 58 ile benzer sıklıkta görülen yüksek riskli tiplerden biri olduğunu göstermektedir. HPV 16, HPV 51, HPV 31 ve HPV 52 kadar yaygın olmasa da, Türkiye’de düzenli olarak saptanan onkojenik HPV tipleri arasında yer almaktadır.
Türkiye’de yürütülen ulusal kolposkopi çalışmasında, HPV 31 ve HPV 39’un birlikte pozitif olduğu bir olguda servikal adenokarsinom saptandığı bildirilmiştir. Ancak bu hastada aynı anda iki yüksek riskli HPV tipi bulunduğundan, kanser gelişiminin yalnızca HPV 39’a bağlanması mümkün değildir. Bu örnek, çoklu HPV enfeksiyonlarının klinik değerlendirmede mutlaka dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısı HPV 39’u kapsamamaktadır. Bununla birlikte, HPV 39 pozitifliği saptanan kişilerde düzenli HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopik değerlendirme ile takip edilmesi, kanser öncesi lezyonların erken dönemde saptanması açısından büyük önem taşımaktadır.
HPV 45
HPV 45, yüksek riskli HPV tipleri arasında yer alan ve rahim ağzı kanseri gelişimiyle ilişkili olduğu gösterilmiş önemli genotiplerden biridir. HPV 45, normal sitolojide ve düşük dereceli lezyonlarda nispeten daha düşük oranlarda görülmesine karşın, invaziv serviks kanserlerinde daha belirgin hale gelen HPV tiplerinden biri olarak bildirilmiştir. Bu durum, HPV 45’in yüksek onkojenik potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
HPV 45’in dikkat çeken özelliklerinden biri, HPV 18’e benzer şekilde özellikle servikal adenokarsinomlarla güçlü ilişki göstermesidir. Her ne kadar toplumdaki görülme sıklığı HPV 16 ve HPV 18’den daha düşük olsa da, kanser olgularındaki temsil oranının beklenenden yüksek olması nedeniyle klinik açıdan önem taşımaktadır.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre HPV 45, yüksek riskli HPV pozitif kadınlarda %2,8 oranında saptanmıştır. Bu oran HPV 16, HPV 31 ve HPV 51’e göre daha düşük olmakla birlikte, ülkemizde düzenli olarak görülen yüksek riskli HPV tipleri arasında yer almaktadır.
HPV 52
HPV 52, rahim ağzında kanser öncesi değişiklikler ve serviks kanseriyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. HPV 16 ve HPV 18 kadar ön planda olmasa da, farklı toplumlarda yapılan çalışmalarda sık saptanan yüksek riskli genotipler arasında yer almaktadır. HPV 52 pozitifliği tek başına kanser anlamına gelmez; klinik önem, enfeksiyonun kalıcı olup olmadığı ve beraberindeki smear veya biyopsi bulgularına göre değerlendirilir.
HPV tiplerinin görülme sıklığı coğrafi bölgelere göre değişebilmektedir. Etiyopya’daki 10 çalışmayı ve 3.633 kadını kapsayan sistematik derlemede HPV 52, tespit edilen tüm genotiplerin %6,8’ini oluşturmuş ve HPV 16’dan sonra en sık bildirilen yüksek riskli tip olmuştur. Aynı derlemede Asya çalışmalarında HPV 52’nin oranı %5,3 olarak verilmiştir. Bu sonuçlar HPV 52’nin özellikle bazı bölgelerde oldukça sık görülebileceğini göstermektedir.
Türkiye’de HPV pozitif kadınların kolposkopi sonuçlarını değerlendiren ve 9.808 hastayı içeren ulusal çalışmada toplam 13.758 HPV genotipi kaydedilmiştir. HPV 52, bu genotiplerin %6,7’sini oluşturmuştur. Türkiye verilerinde HPV 52;
- HPV 16’dan,
- HPV 51’den,
- HPV 31’den
daha az; ancak HPV 18’den biraz daha sık saptanmıştır. Bu oranlar yalnızca çalışmadaki HPV pozitif tarama grubunun genotip dağılımını göstermektedir; toplumun tamamındaki HPV 52 sıklığı olarak yorumlanmamalıdır.
Türkiye çalışmasında HPV 35, HPV 52 ve HPV 61’in birlikte bulunduğu bir hastada rahim ağzı kanseri saptandığı da bildirilmiştir. Ancak bu tek olguda birden fazla HPV tipi bulunduğu için kanserin yalnızca HPV 52’ye bağlanması mümkün değildir. Bu tür veriler, HPV tipleri değerlendirilirken eş zamanlı çoklu enfeksiyonların dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
HPV 52, 9’lu HPV aşısının kapsadığı yüksek riskli tiplerden biridir. Dokuzlu aşı; HPV 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi kanserle ilişkili yüksek riskli tiplerin yanı sıra genital siğillerle ilişkili HPV 6 ve HPV 11’e karşı da koruma sağlamayı amaçlamaktadır.
HPV 52 pozitifliği saptandığında takip kararı yalnızca HPV tipine göre verilmez. Smear sonucu, önceki HPV testleri, enfeksiyonun devam edip etmediği ve varsa kolposkopi veya biyopsi bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
HPV 56
HPV 56, rahim ağzı kanseri gelişimiyle ilişkilendirilen yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. HPV 16 ve HPV 18 kadar sık görülmese de, kanser öncesi lezyonlarda ve invaziv rahim ağzı kanserinde saptanabilmesi nedeniyle klinik olarak önem taşımaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından yüksek riskli HPV tipleri arasında kabul edilmektedir.
HPV 56 enfeksiyonlarının büyük bölümü, diğer yüksek riskli HPV tiplerinde olduğu gibi bağışıklık sistemi tarafından zamanla temizlenebilir. Ancak enfeksiyonun uzun süre kalıcı olması durumunda rahim ağzı hücrelerinde kanser öncesi değişikliklerin gelişme riski artabilir. Bu nedenle HPV 56 pozitifliği tek başına kanser anlamına gelmese de düzenli takip gerektirir.
Türkiye’de yürütülen ulusal HPV tarama programında HPV 56, yüksek riskli HPV tipleri arasında %4,8 oranında saptanmıştır. Bu sonuç, HPV 56’nın ülkemizde nadir görülen bir tip olmadığını ve servikal tarama programlarında düzenli olarak karşılaşılan yüksek riskli HPV tiplerinden biri olduğunu göstermektedir.
HPV 56, günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısının kapsadığı tipler arasında yer almamaktadır. Bununla birlikte aşı kapsamı dışında olması, bu tipin daha tehlikeli olduğu anlamına gelmez. HPV 56 pozitif kadınlarda uygun takip ve gerektiğinde kolposkopik değerlendirme ile kanser öncesi lezyonlar erken dönemde saptanabilir.
HPV 58
HPV 52, rahim ağzında kanser öncesi değişiklikler ve serviks kanseriyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. HPV 16 ve HPV 18 kadar ön planda olmasa da, farklı toplumlarda yapılan çalışmalarda sık saptanan yüksek riskli genotipler arasında yer almaktadır. HPV 52 pozitifliği tek başına kanser anlamına gelmez; klinik önem, enfeksiyonun kalıcı olup olmadığı ve beraberindeki smear veya biyopsi bulgularına göre değerlendirilir.
HPV tiplerinin görülme sıklığı coğrafi bölgelere göre değişebilmektedir. Etiyopya’daki 10 çalışmayı ve 3.633 kadını kapsayan sistematik derlemede HPV 52, tespit edilen tüm genotiplerin %6,8’ini oluşturmuş ve HPV 16’dan sonra en sık bildirilen yüksek riskli tip olmuştur. Aynı derlemede Asya çalışmalarında HPV 52’nin oranı %5,3 olarak verilmiştir. Bu sonuçlar HPV 52’nin özellikle bazı bölgelerde oldukça sık görülebileceğini göstermektedir.
Türkiye’de HPV 52, tüm HPV lerin %6,7’sini oluşturmuştur. Türkiye verilerinde HPV 52;
- HPV 16’dan,
- HPV 51’den,
- HPV 31’den
daha az; ancak HPV 18’den biraz daha sık saptanmıştır. Bu oranlar yalnızca çalışmadaki HPV pozitif tarama grubunun genotip dağılımını göstermektedir; toplumun tamamındaki HPV 52 sıklığı olarak yorumlanmamalıdır.
Türkiye çalışmasında HPV 35, HPV 52 ve HPV 61’in birlikte bulunduğu bir hastada rahim ağzı kanseri saptandığı da bildirilmiştir. Ancak bu tek olguda birden fazla HPV tipi bulunduğu için kanserin yalnızca HPV 52’ye bağlanması mümkün değildir. Bu tür veriler, HPV tipleri değerlendirilirken eş zamanlı çoklu enfeksiyonların dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
HPV 52, 9’lu HPV aşısının kapsadığı yüksek riskli tiplerden biridir. Dokuzlu aşı; HPV 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi kanserle ilişkili yüksek riskli tiplerin yanı sıra genital siğillerle ilişkili HPV 6 ve HPV 11’e karşı da koruma sağlamayı amaçlamaktadır.
HPV 52 pozitifliği saptandığında takip kararı yalnızca HPV tipine göre verilmez. Smear sonucu, önceki HPV testleri, enfeksiyonun devam edip etmediği ve varsa kolposkopi veya biyopsi bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
HPV 59
HPV 59, rahim ağzı kanseriyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. Toplumda HPV 16, HPV 18 veya HPV 51 kadar sık görülmese de, kanser öncesi servikal lezyonlarda ve invaziv rahim ağzı kanseri olgularında saptanabilmesi nedeniyle klinik açıdan önem taşımaktadır. Bu nedenle yüksek riskli HPV tipleri arasında değerlendirilir.
HPV 59 enfeksiyonu saptanan kadınların büyük bölümünde enfeksiyon zamanla bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınır. Ancak enfeksiyonun uzun süre devam etmesi, özellikle yüksek dereceli servikal lezyonların gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle HPV 59 pozitifliği, smear sonucu ve gerektiğinde kolposkopi bulgularıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre HPV 59, yüksek riskli HPV genotiplerinin %4,1’ini oluşturmaktadır. Bu oran, HPV 59’un ülkemizde daha az görülen yüksek riskli tiplerden biri olduğunu gösterse de, düzenli tarama programlarında karşılaşılan klinik olarak önemli HPV tipleri arasında yer almaktadır.
HPV 59, 9’lu HPV aşısının kapsadığı HPV tipleri arasında yer almamaktadır. Bununla birlikte, aşı kapsamında olmaması bu tipin daha agresif olduğu anlamına gelmez. HPV 59 pozitif kişilerde uygun aralıklarla yapılan HPV testi, smear ve gerekli durumlarda kolposkopik değerlendirme sayesinde kanser öncesi değişiklikler erken dönemde saptanabilir ve tedavi edilebilir.
HPV 68
HPV 68, rahim ağzı kanseri gelişimiyle ilişkili olduğu gösterilmiş yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. HPV 16, HPV 18 veya HPV 31 kadar sık görülmese de, kanser öncesi servikal lezyonlarda ve invaziv rahim ağzı kanseri olgularında saptanması nedeniyle yüksek risk grubunda yer almaktadır. Bu nedenle HPV 68 pozitifliği de diğer yüksek riskli HPV tipleri gibi klinik olarak dikkatle değerlendirilmelidir.
HPV 68’in en önemli özelliklerinden biri, toplumda nispeten daha düşük sıklıkta görülmesine rağmen yüksek riskli HPV tipleri arasında kabul edilmesidir. Başka bir deyişle, HPV 68’in daha az görülmesi kanser oluşturma potansiyelinin olmadığı anlamına gelmez. Kalıcı HPV 68 enfeksiyonu geliştiğinde, diğer yüksek riskli HPV tiplerinde olduğu gibi rahim ağzı hücrelerinde zamanla kanser öncesi değişiklikler ortaya çıkabilir.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerine göre HPV 68, yüksek riskli HPV genotiplerinin %4,6’sını oluşturmaktadır. Bu oran, HPV 68’in ülkemizde HPV 35, HPV 39, HPV 56 ve HPV 58 ile benzer sıklıkta görülen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olduğunu göstermektedir. Her ne kadar HPV 16 ve HPV 51 kadar yaygın olmasa da, servikal tarama programlarında düzenli olarak karşılaşılan klinik açıdan önemli genotipler arasında yer almaktadır.
HPV 68, 9’lu HPV aşısının kapsadığı HPV tipleri arasında yer almamaktadır. Bununla birlikte, HPV 68 pozitifliği saptanan kadınlarda izlenecek yaklaşım diğer yüksek riskli HPV tiplerinden farklı değildir. Smear sonucu, HPV’nin devam edip etmediği, yaş ve gerekirse kolposkopi bulguları birlikte değerlendirilerek kişiye uygun takip planı oluşturulur. Düzenli taramalar sayesinde HPV 68’e bağlı gelişebilecek kanser öncesi lezyonlar erken dönemde saptanabilir ve tedavi edilebilir.
HPV Diğer Pozitif Nedir?
HPV testi sonucunda “HPV Diğer Yüksek Riskli Tipler (Other High Risk HPV) Pozitif” yazması, rahim ağzı kanseriyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden birinin veya birkaçının saptandığını, ancak bunların HPV 16 veya HPV 18 olmadığını gösterir. Bu sonuç birçok kadında endişeye neden olsa da, kanser tanısı anlamına gelmez. Test yalnızca yüksek risk grubunda yer alan bir HPV tipinin bulunduğunu gösterir.
İnsan papilloma virüsünün (HPV) 200’den fazla tipi tanımlanmıştır. Bunların yalnızca bir bölümü rahim ağzı kanseriyle ilişkilidir ve yüksek riskli HPV tipleri olarak adlandırılır. Günümüzde kullanılan HPV testlerinin büyük kısmı, kanser riski en yüksek iki genotip olan HPV 16 ve HPV 18’i ayrı olarak raporlar. Bunun dışında kalan diğer yüksek riskli tipler ise “Other High Risk HPV” veya “Diğer Yüksek Riskli HPV” başlığı altında birlikte bildirilir.
Bu grupta yer alan HPV tipleri kullanılan laboratuvar kitine göre değişebilmekle birlikte, en sık şu yüksek riskli genotipleri kapsar:
- HPV 31
- HPV 33
- HPV 35
- HPV 39
- HPV 45
- HPV 51
- HPV 52
- HPV 56
- HPV 58
- HPV 59
- HPV 68
Bazı moleküler testlerde HPV 66 gibi ek yüksek riskli veya olası yüksek riskli tipler de bu gruba dahil edilebilir. Bu nedenle laboratuvar sonucunda yalnızca “Other High Risk HPV Pozitif” yazıyorsa, hangi HPV tipinin pozitif olduğunu öğrenmek için kullanılan testin ayrıntılı genotipleme yapıp yapmadığı önemlidir.
HPV 16 ve HPV 18 dışındaki bu yüksek riskli tipler de rahim ağzında kanser öncesi hücresel değişikliklere neden olabilir. Ancak her yüksek riskli HPV tipinin kanser oluşturma potansiyeli aynı değildir. Bazı tipler daha sık görülürken, bazı tipler daha nadir saptanır. Bununla birlikte bu gruptaki HPV tiplerinin büyük bölümü de, diğer HPV enfeksiyonlarında olduğu gibi, bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde kendiliğinden temizlenebilir.
Yüksek Riskli HPV Tipleri Arasındaki Farklar Nelerdir
HPV testi sonucunda “HPV Diğer Yüksek Riskli Tipler (Other High Risk HPV) Pozitif” yazması, rahim ağzı kanseriyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden birinin veya birkaçının saptandığını, ancak bunların HPV 16 veya HPV 18 olmadığını gösterir. Bu sonuç birçok kadında endişeye neden olsa da, kanser tanısı anlamına gelmez. Test yalnızca yüksek risk grubunda yer alan bir HPV tipinin bulunduğunu gösterir.
İnsan papilloma virüsünün (HPV) 200’den fazla tipi tanımlanmıştır. Bunların yalnızca bir bölümü rahim ağzı kanseriyle ilişkilidir ve yüksek riskli HPV tipleri olarak adlandırılır. Günümüzde kullanılan HPV testlerinin büyük kısmı, kanser riski en yüksek iki genotip olan HPV 16 ve HPV 18’i ayrı olarak raporlar. Bunun dışında kalan diğer yüksek riskli tipler ise “Other High Risk HPV” veya “Diğer Yüksek Riskli HPV” başlığı altında birlikte bildirilir.
Bu grupta yer alan HPV tipleri kullanılan laboratuvar kitine göre değişebilmekle birlikte, en sık şu yüksek riskli genotipleri kapsar:
- HPV 31
- HPV 33
- HPV 35
- HPV 39
- HPV 45
- HPV 51
- HPV 52
- HPV 56
- HPV 58
- HPV 59
- HPV 68
Bazı moleküler testlerde HPV 66 gibi ek yüksek riskli veya olası yüksek riskli tipler de bu gruba dahil edilebilir. Bu nedenle laboratuvar sonucunda yalnızca “Other High Risk HPV Pozitif” yazıyorsa, hangi HPV tipinin pozitif olduğunu öğrenmek için kullanılan testin ayrıntılı genotipleme yapıp yapmadığı önemlidir.
Yüksek riskli HPV tiplerinin tamamı rahim ağzı kanseri gelişimiyle ilişkilidir. Ancak bu durum, bütün HPV tiplerinin aynı derecede kanser riski taşıdığı anlamına gelmez. Yapılan geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar, bazı HPV tiplerinin kanser öncesi lezyonlarda ve invaziv rahim ağzı kanserinde diğerlerinden daha sık görüldüğünü göstermektedir. Bu nedenle yüksek riskli HPV tipleri kendi içinde de farklı onkojenik potansiyele sahiptir.
HPV 16, yüksek riskli HPV tipleri arasında en güçlü kanser oluşturma potansiyeline sahip genotiptir ve rahim ağzı kanserlerinde en sık saptanan HPV tipidir. HPV 18 de HPV 16’dan sonra en önemli yüksek riskli tiplerden biridir. Bunun yanında HPV 31, HPV 33, HPV 45, HPV 52 ve HPV 58 de yüksek dereceli servikal lezyonlar ve serviks kanseriyle güçlü ilişki gösteren tipler arasında yer almaktadır. Bu yedi tip, günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısı kapsamında bulunmaktadır.
HPV 35, HPV 39, HPV 51, HPV 56, HPV 59 ve HPV 68 de yüksek riskli HPV tipleri olarak kabul edilmektedir. Bu tipler toplumda daha düşük oranlarda görülebilmekle birlikte, kalıcı enfeksiyon oluşturduklarında kanser öncesi lezyonların gelişimine katkıda bulunabilirler. Bu nedenle bu HPV tiplerinden herhangi birinin saptanması durumunda, takip planı yalnızca HPV tipine göre değil; kişinin yaşı, smear sonucu, enfeksiyonun devam edip etmediği ve gerekirse kolposkopi bulguları birlikte değerlendirilerek oluşturulmalıdır.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verileri, yüksek riskli HPV tiplerinin dağılımının dünya ortalamalarından bazı yönleriyle farklılık gösterebildiğini ortaya koymuştur. Özellikle HPV 51’in ülkemizde HPV 18’den daha sık saptanması, HPV epidemiyolojisinin coğrafi bölgelere göre değişebileceğini göstermektedir. Bu nedenle hem küresel bilimsel verilerin hem de ulusal tarama sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi, HPV enfeksiyonlarının doğru yorumlanmasına katkı sağlar.
Çoklu HPV Enfeksiyonu
Bir kişide aynı anda yalnızca tek bir HPV tipi bulunması gerekmez. HPV testi sırasında iki veya daha fazla yüksek riskli HPV tipinin birlikte saptanması, “çoklu HPV enfeksiyonu” olarak adlandırılır. Günümüzde kullanılan moleküler HPV testleri sayesinde aynı örnekte birden fazla HPV genotipi güvenilir şekilde tespit edilebilmektedir.
Yüksek riskli HPV tiplerinin birlikte görülmesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Aynı kişide örneğin HPV 16 ve HPV 31, HPV 16 ve HPV 52 veya HPV 31 ve HPV 39 gibi birden fazla yüksek riskli HPV tipi birlikte bulunabilir. Bu durum, kişinin birden fazla HPV genotipiyle enfekte olduğunu gösterir ve tek başına kanser geliştiği anlamına gelmez.
Türkiye Ulusal HPV Tarama Programı verilerinin değerlendirildiği çalışmada da çoklu HPV enfeksiyonlarının görülebildiği bildirilmiştir. Çalışmada serviks kanseri saptanan bazı hastalarda HPV 35, HPV 52 ve HPV 61, bazı olgularda ise HPV 31 ve HPV 39 birlikte tespit edilmiştir. Ancak araştırmacılar, bu olgularda kanser gelişiminin tek bir HPV tipine bağlanamayacağını özellikle vurgulamaktadır. Birden fazla HPV tipinin aynı anda bulunması nedeniyle hangi tipin hastalığın gelişiminde daha baskın rol oynadığını söylemek mümkün değildir.
Çoklu HPV enfeksiyonu saptandığında takip planı yalnızca HPV tiplerinin sayısına göre belirlenmez. Hekim; hangi HPV tiplerinin bulunduğunu, smear sonucunu, hastanın yaşını, enfeksiyonun kalıcı olup olmadığını ve gerekirse kolposkopi ile biyopsi bulgularını birlikte değerlendirerek karar verir. Bu nedenle iki veya daha fazla HPV tipinin birlikte saptanması, tek başına daha ağır bir hastalık olduğu anlamına gelmez.
Sonuç olarak, birden fazla HPV tipinin birlikte görülmesi klinik uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Önemli olan HPV tiplerinin sayısından çok, enfeksiyonun kalıcı olup olmadığı ve rahim ağzında kanser öncesi hücresel değişikliklerin gelişip gelişmediğidir. Düzenli HPV testi, smear ve gerektiğinde kolposkopik değerlendirme sayesinde hem tekli hem de çoklu HPV enfeksiyonları güvenle takip edilebilir.
Yüksek Riskli HPV Tiplerinden Hangileri HPV Aşısı Kapsamındadır?
Günümüzde kullanılan 9’lu HPV aşısı (Gardasil 9), rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip yüksek riskli HPV tiplerinin önemli bir bölümüne karşı koruma sağlamayı amaçlamaktadır. Aşı kapsamında yer alan yüksek riskli tipler şunlardır:
- HPV 16
- HPV 18
- HPV 31
- HPV 33
- HPV 45
- HPV 52
- HPV 58
Bunlara ek olarak aşı, genital siğillerin büyük bölümünden sorumlu olan HPV 6 ve HPV 11 tiplerine karşı da koruma sağlamaktadır.
Bu sayfada ayrıntılı olarak ele alınan HPV 35, HPV 39, HPV 51, HPV 56, HPV 59 ve HPV 68 ise 9’lu HPV aşısının doğrudan kapsadığı tipler arasında yer almamaktadır. Bununla birlikte, bu HPV tiplerinin aşı kapsamında olmaması daha tehlikeli oldukları anlamına gelmez. Çünkü rahim ağzı kanserlerinin büyük çoğunluğu, aşı tarafından hedeflenen HPV 16 ve HPV 18 başta olmak üzere HPV 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi tiplerle ilişkilidir.
Sık Sorulan Sorular
Yüksek riskli HPV nedir?
Yüksek riskli HPV, uzun süre kalıcı olduğunda rahim ağzı başta olmak üzere bazı kanserlerin gelişiminde rol oynayabilen HPV tiplerini ifade eder. Ancak yüksek riskli HPV pozitif olan kişilerin büyük çoğunluğunda kanser gelişmez.
Yüksek riskli HPV tipleri hangileridir?
En önemli yüksek riskli HPV tipleri HPV 16 ve HPV 18'dir. Bunların dışında HPV 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59 ve 68 de yüksek riskli HPV tipleri arasında yer alır.
HPV 16 ile HPV 18 arasındaki fark nedir?
HPV 16 rahim ağzı kanserinde en sık görülen HPV tipidir ve özellikle skuamöz hücreli kanserlerle ilişkilidir. HPV 18 ise daha çok rahim ağzının bez hücrelerinden gelişen adenokarsinomlarla ilişki göstermektedir.
HPV Other High Risk pozitif ne demektir?
Bu sonuç, HPV 16 ve HPV 18 dışında kalan yüksek riskli HPV tiplerinden birinin veya birkaçının saptandığını gösterir. Kanser tanısı anlamına gelmez ancak düzenli takip gerektirir.
Yüksek riskli HPV pozitif olmak kanser olduğum anlamına gelir mi?
Hayır. HPV pozitifliği yalnızca yüksek riskli bir HPV enfeksiyonu bulunduğunu gösterir. Enfeksiyonların büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından temizlenir ve kanser gelişmez.
Yüksek riskli HPV kendiliğinden geçebilir mi?
Evet. Birçok yüksek riskli HPV enfeksiyonu 1–2 yıl içinde bağışıklık sistemi tarafından baskılanabilir ve sonraki HPV testlerinde saptanmayabilir.
HPV 16 en tehlikeli HPV tipi midir?
Evet. Günümüzde HPV 16, rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkiye sahip HPV tipi olarak kabul edilmektedir.
HPV 18 neden önemlidir?
HPV 18, HPV 16'dan sonra en önemli yüksek riskli HPV tipidir. Özellikle rahim ağzının bez hücrelerinden gelişen adenokarsinomlarla güçlü ilişki göstermektedir.
Bir kişide aynı anda birden fazla HPV tipi görülebilir mi?
Evet. Aynı kişide iki veya daha fazla yüksek riskli HPV tipi birlikte bulunabilir. Buna çoklu HPV enfeksiyonu adı verilir.
Birden fazla HPV tipinin birlikte olması kanser riskini artırır mı?
Çoklu HPV enfeksiyonu tek başına kanser gelişeceği anlamına gelmez. Risk değerlendirmesi HPV tipi, smear, kolposkopi ve biyopsi sonuçları birlikte değerlendirilerek yapılır.
HPV pozitifsem kolposkopi gerekir mi?
Bu karar HPV tipine, smear sonucuna, yaşınıza ve önceki testlerinize göre verilir. Özellikle HPV 16 ve HPV 18 pozitifliğinde kolposkopi daha sık önerilmektedir.
HPV pozitifsem LEEP ameliyatı gerekir mi?
Hayır. HPV pozitifliği tek başına LEEP gerektirmez. LEEP, HPV'nin neden olduğu yüksek dereceli kanser öncesi lezyonlar saptandığında uygulanır.
Yüksek riskli HPV için ilaç tedavisi var mı?
Hayır. Günümüzde HPV enfeksiyonunu tamamen ortadan kaldıran onaylanmış bir ilaç bulunmamaktadır. Tedavi, HPV'nin oluşturduğu kanser öncesi lezyonlara yöneliktir.
HPV pozitifliği gebeliğe engel olur mu?
Hayır. HPV enfeksiyonu tek başına gebe kalmayı engellemez. Gebelik planı mevcut rahim ağzı bulgularına göre değerlendirilir.
HPV erkeklerde de görülür mü?
Evet. HPV hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir. Erkekler de enfeksiyonu taşıyabilir ve partnerlerine bulaştırabilir.
HPV aşısı hangi yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlar?
9'lu HPV aşısı HPV 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58'e karşı koruma sağlar. Ayrıca HPV 6 ve HPV 11'e bağlı genital siğillere karşı da etkilidir.
HPV 35, HPV 39, HPV 51, HPV 56, HPV 59 ve HPV 68 için aşı var mı?
Hayır. Günümüzde kullanılan 9'lu HPV aşısı bu HPV tiplerini doğrudan kapsamaz. Ancak aşı, rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümünden sorumlu olan HPV tiplerine karşı koruma sağlar.
Yüksek riskli HPV'den korunmanın en etkili yolu nedir?
HPV aşısı, düzenli HPV testi ve smear taramaları, güvenli cinsel yaşam ve önerilen takip programlarına uyulması yüksek riskli HPV'ye bağlı kanserlerden korunmanın en etkili yollarıdır.
📲 Yüksek Riskli HPV Sonucunuzu Birlikte Değerlendirelim
HPV 16, HPV 18 veya diğer yüksek riskli HPV tiplerinden birinin pozitif çıkması tek başına kanser olduğunuz anlamına gelmez. HPV testiniz, smear sonucunuz ve gerekiyorsa kolposkopi bulgularınız birlikte değerlendirilerek size özel en doğru takip veya tedavi planı oluşturulmalıdır. Sonuçlarınız hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için benimle WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
💬 WhatsApp'tan Bilgi Al