Rahim Ağzı Kanseri

Rahim Ağzı Kanseri rahimin vajianaya açılan kısmında gelişen kanserdir. Etkeni HPV virüsüdür. Aşı ve tarama programları sayesinde en çok önlenebilir kanser olarak kabul edilmektedir. Rahim ağzı kanserinin ameliyatla tedavisinde leep, konizasyon, basit histerektomi, trakelektomi ve radikal histerektomi uygulanmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim Ağzı Kanseri Hakkında Genel Bilgiler

Rahim ağzı kanseri, rahmin vajinaya açılan alt bölümünü oluşturan rahim ağzı yani serviks dokusundaki hücrelerden gelişen kötü huylu bir tümördür. Tıbbi literatürde serviks kanseri veya servikal kanser olarak da adlandırılır. Rahim ağzı kanserini diğer birçok jinekolojik kanserden ayıran en önemli özelliklerden biri, vakaların büyük bölümünün yüksek riskli insan papilloma virüsü yani HPV enfeksiyonu ile ilişkili olmasıdır.

HPV son derece yaygın bir virüstür ve HPV ile karşılaşan kadınların büyük çoğunluğunda kanser gelişmez. Enfeksiyonların önemli bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde temizlenir. Rahim ağzı kanseri açısından önemli olan durum, özellikle yüksek riskli HPV tiplerinin rahim ağzı hücrelerinde uzun süre kalması ve yıllar içerisinde hücresel değişikliklere yol açmasıdır.

Bu süreç çoğu hastada doğrudan normal hücreden kansere geçiş şeklinde gerçekleşmez. Önce rahim ağzında kanser öncüsü hücresel değişiklikler ortaya çıkabilir. CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 gibi isimlerle tanımlanan bu değişikliklerin belirlenmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi, rahim ağzı kanseri gelişmeden müdahale edilmesini mümkün kılar.

Bu nedenle rahim ağzı kanseri tarama ile önlenebilen kanserlerden biridir. HPV testi, smear testi ve gerektiğinde kolposkopi sayesinde kanser öncüsü değişiklikler saptanabilir. HPV aşısı ise kansere neden olabilen yüksek riskli HPV tiplerine karşı korunmanın temel araçlarından biridir.

Rahim ağzı kanseri geliştiğinde ise tedavi hastalığın evresine göre önemli ölçüde değişir. Çok erken evre hastalıkta konizasyon gibi rahmi koruyan işlemler yeterli olabilirken, erken evre invaziv kanserde cerrahi tedavi ön plana çıkabilir. Çocuk sahibi olma isteği devam eden uygun hastalarda fertilite koruyucu cerrahi yöntemler değerlendirilebilir. Lokal ileri evrede ise tedavinin temelini radyoterapi, brakiterapi ve eş zamanlı sistemik tedavi oluşturur.

Nüks veya metastatik rahim ağzı kanserinde ise tedavi yalnızca klasik kemoterapiden ibaret değildir. Günümüzde immünoterapiler, anti-anjiyojenik ilaçlar ve bazı hedefe yönelik tedaviler uygun hasta gruplarında tedavi planının önemli parçaları haline gelmiştir.

Rahim Ağzı Kanseri Nedir?

Rahim ağzı kanseri nedir? sorusunun yanıtını anlayabilmek için rahim ağzının anatomik yapısını bilmek yararlıdır. Rahim ağzı, rahmin alt kısmında bulunan ve rahim boşluğunu vajinaya bağlayan bölgedir. Muayene sırasında spekulum yardımıyla doğrudan görülebilen bir organdır.

Rahim ağzının dış yüzeyindeki hücreler ile rahim ağzı kanalının içerisindeki hücreler birbirinden farklıdır. Bu iki hücre tipinin karşılaştığı bölgeye transformasyon zonu adı verilir. HPV ile ilişkili kanser öncüsü değişikliklerin önemli bölümü bu bölgede ortaya çıkar.

Rahim ağzı kanseri çoğu zaman yıllar içerisinde gelişir. Yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesi sonrasında rahim ağzı hücrelerinde önce prekanseröz yani kanser öncüsü değişiklikler ortaya çıkabilir. Bunlar uygun şekilde takip ve tedavi edilmediğinde hastaların bir kısmında invaziv kansere ilerleyebilir.

İnvaziv kanser, anormal hücrelerin rahim ağzının yüzey tabakasını aşarak daha derin dokulara ilerlemesi anlamına gelir. Hastalık ilerledikçe rahim ağzının çevresindeki dokulara, vajinaya, parametrial dokulara, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılabilir.

Ancak rahim ağzı kanseri tanısı alan her hastada hastalık ileri değildir. Düzenli tarama programlarına katılan kadınlarda hastalık kanser öncüsü aşamada veya erken evrede yakalanabilir ve bu durumda tedavi seçenekleri daha sınırlı cerrahilerden oluşabilir.

Rahim Ağzı Kanserini Baştan Sona İnceleyin

Rahim ağzının yapısı, HPV ile kanser arasındaki ilişki, belirtiler, tanı yöntemleri, evreler ve temel tedavi seçeneklerini daha ayrıntılı okumak için kapsamlı rehbere geçebilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? →

Rahim Ağzı Kanseri ve HPV İlişkisi

Rahim ağzı kanseri ile HPV arasındaki ilişki son derece güçlüdür. HPV'nin çok sayıda farklı tipi bulunmaktadır. Bunların bir bölümü düşük riskli, bir bölümü ise yüksek riskli HPV olarak sınıflandırılır.

Düşük riskli HPV tipleri daha çok genital siğillerle ilişkilidir. Yüksek riskli HPV tipleri ise uzun süre rahim ağzında kalmaları halinde hücresel değişikliklere ve zaman içerisinde kanser öncüsü lezyonlara neden olabilir.

Özellikle HPV 16 ve HPV 18 rahim ağzı kanserlerinin önemli bir bölümünden sorumludur. Bununla birlikte 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi başka yüksek riskli HPV tipleri de rahim ağzı kanseriyle ilişkili olabilir.

HPV Pozitif Olmak Kanser Olduğum Anlamına Gelir mi?

Hayır. HPV pozitifliği ile rahim ağzı kanseri aynı şey değildir. HPV enfeksiyonu toplumda oldukça yaygındır ve HPV ile karşılaşan kadınların çok büyük bölümünde kanser gelişmez.

HPV testinin pozitif bulunması, rahim ağzında kanser olduğu anlamına değil, rahim ağzı hücrelerinin risk açısından uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğine işaret eder. HPV tipi, smear sonucu, hastanın yaşı ve önceki testleri birlikte değerlendirilerek sonraki adım belirlenir.

HPV Ne Kadar Sürede Kansere Dönüşür?

HPV enfeksiyonundan hemen sonra kanser gelişmez. Rahim ağzı kanseri çoğu hastada uzun yıllar içerisinde gelişen çok aşamalı bir süreçtir. Bu uzun doğal seyir, tarama programlarının neden bu kadar etkili olduğunu açıklar.

Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonu sırasında önce düşük veya yüksek dereceli kanser öncüsü değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler smear, HPV testi ve kolposkopi ile saptanabilir ve invaziv kansere ilerlemeden önce tedavi edilebilir.

Rahim Ağzı Kanseri Risk Faktörleri

Rahim ağzı kanserinin temel risk faktörü kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonudur. Ancak HPV ile karşılaşan herkes kanser olmadığı için enfeksiyonun kalıcı hale gelmesini veya hücresel değişikliklerin ilerlemesini etkileyen başka faktörler de bulunmaktadır.

Sigara kullanımı rahim ağzı kanseri riskini artıran önemli faktörlerden biridir. Bağışıklık sisteminin baskılanması, HIV enfeksiyonu veya bağışıklık sistemini etkileyen bazı tedaviler de HPV'nin temizlenmesini güçleştirebilir.

Düzenli tarama yaptırmamak rahim ağzı kanserinin ileri evrede yakalanması açısından önemli bir risk oluşturur. Çünkü taramanın temel amacı kanser ortaya çıktıktan sonra yalnızca erken teşhis etmek değil, henüz kanser gelişmeden önce CIN gibi öncü değişiklikleri bulmaktır.

HPV aşısı olmamış olmak da yüksek riskli HPV tiplerine karşı korunma fırsatının kullanılmamış olması anlamına gelir. Ancak HPV aşısı yaptırmış olmak rutin taramanın tamamen bırakılması gerektiği anlamına gelmez.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahim ağzı kanseri belirtileri hastalığın evresine göre değişir. Erken evrede rahim ağzı kanseri tamamen belirtisiz olabilir. Bu nedenle kendisini sağlıklı hisseden kadınlarda bile yaşa ve risk durumuna uygun tarama önemlidir.

Semptom geliştiğinde en dikkat çekici yakınmalardan biri anormal vajinal kanamadır. Özellikle cinsel ilişki sonrasında ortaya çıkan kanama, yani postkoital kanama, değerlendirilmesi gereken önemli belirtilerden biridir.

Adet dönemleri arasında kanama, normalden daha uzun veya yoğun adet kanaması ve menopozdan sonra tekrar kanama görülmesi de rahim ağzı kanserinde ortaya çıkabilir.

Bununla birlikte bu belirtilerin hiçbiri tek başına rahim ağzı kanseri tanısı koydurmaz. Enfeksiyonlar, rahim ağzı polipleri, hormonal değişiklikler ve birçok iyi huylu durum da benzer şikâyetlere neden olabilir.

İlişki Sonrası Kanama Rahim Ağzı Kanseri Belirtisi midir?

Cinsel ilişki sonrası kanama rahim ağzı kanserinde görülebilen belirtilerden biridir ve özellikle tekrarlıyorsa değerlendirilmelidir. Bununla birlikte her ilişki sonrası kanama kanser anlamına gelmez.

Rahim ağzında enfeksiyon, ektropion, polip veya vajinal kuruluk gibi çok daha sık görülen iyi huylu nedenler de kanamaya yol açabilir. Muayene ile kanamanın kaynağı belirlenmeli ve gerekli görülürse HPV, smear, kolposkopi veya biyopsi yapılmalıdır.

Rahim Ağzı Kanseri Akıntı Yapar mı?

Evet. Bazı hastalarda sulu, mukuslu veya kötü kokulu vajinal akıntı görülebilir. Ancak vajinal akıntı son derece sık görülen ve çoğunlukla enfeksiyon gibi iyi huylu nedenlerden kaynaklanan bir şikâyettir.

Özellikle kanlı, sürekli, kötü kokulu veya alışılmışın dışında yeni başlayan akıntı jinekolojik değerlendirme gerektirir.

Rahim Ağzı Kanseri Ağrı Yapar mı?

Erken rahim ağzı kanserinde ağrı olmayabilir. Hastalık ilerledikçe pelviste veya alt karında ağrı, bel ağrısı, yan ağrısı veya cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkabilir.

Üreterlerin etkilenmesi halinde böbrekten idrar akışı bozulabilir ve hidronefroz gelişebilir. Daha ileri hastalıkta bacaklarda şişme, idrar veya bağırsakla ilgili yakınmalar da görülebilir.

Rahim Ağzı Kanseri Taraması

Rahim ağzı kanseri, etkili tarama yöntemlerinin bulunduğu kanserlerden biridir. Taramanın amacı yalnızca mevcut rahim ağzı kanserini erken yakalamak değildir; daha önemlisi henüz kansere dönüşmemiş yüksek dereceli hücresel değişiklikleri saptamaktır.

Tarama programlarında HPV testi, smear yani servikal sitoloji veya yaş ve risk grubuna göre bunların birlikte kullanıldığı yöntemler tercih edilebilir. Hangi yöntemin ne sıklıkta yapılacağı yaşa, daha önceki test sonuçlarına ve kişinin özel risk durumuna göre belirlenir.

Anormal tarama sonucu doğrudan kanser tanısı anlamına gelmez. Anormal smear veya yüksek riskli HPV pozitifliği saptanan kişilerde risk düzeyine göre kontrol, tekrar test veya kolposkopi planlanabilir.

Rahim Ağzı Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

Rahim ağzı kanseri tanısı çoğu zaman anormal tarama testi veya hastanın kanama gibi bir şikâyetle başvurması sonrasında başlayan değerlendirme sonucunda konulur.

Öncelikle jinekolojik muayene yapılır. Spekulum muayenesinde rahim ağzı doğrudan değerlendirilir. Rahim ağzında şüpheli bir lezyon görülürse biyopsi alınabilir.

Tarama testinde anormallik saptanan ancak gözle belirgin tümörü olmayan hastalarda ise kolposkopi son derece önemli bir tanısal basamaktır.

Smear Testi Rahim Ağzı Kanserini Gösterir mi?

Smear testinde rahim ağzından dökülen hücreler incelenir. Testin temel amacı rahim ağzındaki kanser öncüsü hücresel değişiklikleri saptamaktır.

Smear sonucunun normal olması belirli bir anda yüksek dereceli hücresel değişiklik olasılığını azaltabilir ancak hiçbir tarama testi yüzde yüz değildir. Ayrıca görünür bir rahim ağzı tümörü olan hastada tanı yalnızca smear sonucuna bırakılmamalıdır; doğrudan biyopsi gerekir.

HPV Testi Neyi Gösterir?

HPV testi rahim ağzında yüksek riskli HPV tiplerinin bulunup bulunmadığını değerlendirir. HPV pozitifliği kanser olduğu anlamına gelmez ancak özellikle belirli yüksek riskli HPV tiplerinde daha yakın değerlendirme gerekebilir.

HPV testi ile smear testinin verdiği bilgi aynı değildir. HPV testi virüsü araştırırken sitoloji rahim ağzındaki hücresel değişiklikleri değerlendirir.

Kolposkopi Neden Yapılır?

Kolposkopi, rahim ağzının özel büyütme sağlayan bir cihaz yardımıyla ayrıntılı biçimde değerlendirilmesidir. Özellikle anormal smear sonucu, yüksek riskli HPV pozitifliği veya muayenede şüpheli rahim ağzı görünümü bulunan kişilerde uygulanabilir.

Kolposkopi sırasında rahim ağzına belirli solüsyonlar uygulanarak anormal bölgelerin daha belirgin hale gelmesi sağlanır. Şüpheli alanlardan hedefli biyopsi alınabilir.

Rahim Ağzı Biyopsisi Nasıl Yapılır?

Rahim ağzı kanserinin kesin tanısı doku örneğinin patolog tarafından incelenmesiyle konulur. Kolposkopi sırasında küçük biyopsiler alınabilir. Görünür bir tümör varsa doğrudan tümör dokusundan örnekleme yapılabilir.

Bazı durumlarda küçük biyopsi hastalığın derinliğini ve gerçek yayılımını belirlemek için yeterli olmayabilir. Bu durumda daha geniş bir doku parçasının çıkarıldığı konizasyon işlemi gerekebilir.

Konizasyon ve LEEP Nedir?

Konizasyon, rahim ağzından koni şeklinde daha geniş bir doku örneğinin çıkarılmasıdır. İşlem hem tanısal hem de çok erken evre bazı hastalarda tedavi edici olabilir.

LEEP işleminde elektrik enerjisi taşıyan ince bir tel halka kullanılarak rahim ağzındaki anormal doku çıkarılır. Soğuk bıçak konizasyonunda ise cerrahi olarak koni şeklinde doku çıkarılır.

Konizasyon materyalinde tümörün derinliği, genişliği, lenfovasküler alan tutulumu ve cerrahi sınırlar gibi özellikler değerlendirilerek sonraki tedavi planı belirlenir.

Tanıdan Tedaviye Rahim Ağzı Kanseri

HPV, smear, kolposkopi, biyopsi, patoloji ve evreleme sürecinin nasıl ilerlediğini daha ayrıntılı inceleyebilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? →

Rahim Ağzı Kanseri Türleri

Rahim ağzı kanserleri patolojik yapılarına göre farklı gruplara ayrılır. En sık görülen iki ana tip skuamöz hücreli karsinom ve adenokarsinomdur.

Skuamöz hücreli kanser rahim ağzının dış bölümündeki yassı epitel hücrelerinden gelişir. Adenokarsinom ise daha çok rahim ağzı kanalında bulunan glandüler hücrelerden kaynaklanır.

Bu iki ana grubun dışında daha nadir histolojik tipler de görülebilir. Nöroendokrin tümörler gibi bazı nadir rahim ağzı kanserleri daha agresif biyolojik davranış gösterebilir ve tedavi yaklaşımları klasik skuamöz veya adenokarsinomlardan farklı olabilir.

Patolojik tip tedavinin planlanması açısından önemlidir; ancak tedavi kararında histolojiyle birlikte tümörün boyutu, stromal invazyon derinliği, lenfovasküler alan tutulumu, lenf nodu durumu ve hastalığın evresi de değerlendirilir.

Rahim Ağzı Kanseri Evreleri

Rahim ağzı kanseri evreleri hastalığın rahim ağzında ne kadar ilerlediğini ve çevre dokulara veya uzak bölgelere yayılıp yayılmadığını tanımlar. Evreleme, tedavinin cerrahi mi yoksa radyoterapi ağırlıklı mı olacağını belirleyen en önemli unsurlardan biridir.

Evre 1 Rahim Ağzı Kanseri

Evre 1 hastalık genel olarak tümörün rahim ağzında sınırlı olduğu durumu ifade eder. Çok küçük mikroskobik tümörlerden birkaç santimetrelik görünür tümörlere kadar farklı hastalık grupları bu evrenin içinde yer alabilir.

Bu nedenle “Evre 1 rahim ağzı kanseri” tek bir tedavi anlamına gelmez. Bazı çok erken tümörlerde konizasyon yeterli olabilirken, başka hastalarda radikal histerektomi veya fertilite koruyucu trakelektomi gündeme gelebilir.

Evre 2 Rahim Ağzı Kanseri

Evre 2'de hastalık rahim ağzının dışına çıkmıştır ancak pelvis duvarına veya vajinanın en alt bölümüne kadar ulaşmamıştır. Parametrial tutulumun olup olmaması tedavi planında özellikle önem taşır.

Evre 3 Rahim Ağzı Kanseri

Evre 3 hastalıkta tümör pelvis duvarına veya vajinanın alt bölümüne ulaşabilir, üreterlere baskı yaparak böbrekte genişlemeye neden olabilir veya pelvik ya da paraaortik lenf nodu tutulumu bulunabilir.

Bu hasta grubunda tedavinin temelini çoğunlukla eş zamanlı kemoradyoterapi ve brakiterapi oluşturur.

Evre 4 Rahim Ağzı Kanseri

Evre 4 hastalık mesane veya rektum mukozası gibi komşu organların tutulduğu lokal ileri hastalığı veya akciğer, karaciğer, kemik gibi uzak bölgelere metastaz yapmış hastalığı içerebilir.

Evre 4 tanısı alan bütün hastalar aynı değildir. Hastalığın yayılım şekli, semptomlar, daha önce alınan tedaviler, performans durumu ve tümörün biyolojik özelliklerine göre tedavi kişiselleştirilir.

Rahim Ağzı Kanseri Nerelere Yayılır?

Rahim ağzı kanseri başlangıçta rahim ağzının kendi dokusunda ilerler. Daha sonra parametrial dokular, vajina, rahim gövdesi ve pelvis içerisindeki komşu yapılara yayılabilir.

Lenfatik yayılım rahim ağzı kanserinde önemli bir yoldur. Öncelikle pelvik lenf bezleri, daha ileri aşamalarda paraaortik lenf bezleri etkilenebilir.

Uzak metastaz geliştiğinde akciğer, karaciğer, kemik ve diğer organlarda hastalık görülebilir. Bununla birlikte tek bir uzak odak ile yaygın metastatik hastalığın tedavi yaklaşımı aynı olmayabilir.

Bu nedenle rahim ağzı kanseri evrelemesinde tümörün yalnızca rahim ağzındaki boyutu değil, lenf bezlerinin ve uzak bölgelerin durumu da önemlidir.

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Rahim ağzı kanseri tedavisi hastalığın evresine göre belirgin biçimde değişir. Çok erken evrede konizasyon yeterli olabilirken, erken evre invaziv kanserde ameliyat tercih edilebilir. Lokal ileri evrede ise cerrahi yerine kemoradyoterapi ve brakiterapi ön plana çıkar.

Tedavi kararında tümörün büyüklüğü, rahim ağzının dışına çıkıp çıkmadığı, lenf nodu tutulumu, histolojik tip, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve çocuk sahibi olma isteği birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle “Rahim ağzı kanseri ameliyat mı, ışın tedavisi mi gerektirir?” sorusunun tek bir yanıtı yoktur. Aynı kanser adı altında farklı evrelerde tamamen farklı tedavi yolları izlenebilir.

Erken Evre Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Erken evre rahim ağzı kanserinde temel hedef hastalığı tamamen tedavi ederken mümkün olduğunca gereksiz tedavi yükünden kaçınmaktır.

Çok küçük ve yüzeyel invazyon gösteren bazı tümörlerde konizasyon yeterli olabilir. Cerrahi sınırların temiz olması, lenfovasküler alan invazyonunun bulunup bulunmaması ve tümörün gerçek invazyon derinliği bu kararda önemlidir.

Daha büyük ancak hâlâ cerrahiye uygun erken evre tümörlerde histerektominin kapsamı hastalığın özelliklerine göre belirlenebilir. Klasik olarak radikal histerektomi erken evre rahim ağzı kanserinde kullanılan temel operasyonlardan biridir.

Radikal histerektomide standart rahim alınmasından farklı olarak rahim ağzının çevresindeki parametrial dokuların ve vajinanın üst bölümünün belirli kısmı da cerrahi spesimene dahil edilir.

Bununla birlikte günümüzde her erken evre rahim ağzı kanseri hastasında aynı derecede radikal cerrahi yapılması gerektiği yaklaşımı değişmektedir. Düşük riskli, küçük tümörlerde daha sınırlı cerrahi seçenekleri belirli hasta gruplarında değerlendirilebilir.

Rahim Ağzı Kanseri Ameliyatı

Rahim ağzı kanseri ameliyatı hastalığın evresine, tümör boyutuna ve çocuk sahibi olma isteğine göre farklı biçimlerde yapılabilir. Bu nedenle rahim ağzı kanseri ameliyatı tek bir operasyonun adı değildir.

Çok erken evrede konizasyon uygulanabilir. Rahmi alınması gereken hastalarda basit veya radikal histerektomi seçenekleri hastalığın risk grubuna göre değerlendirilir. Çocuk sahibi olmak isteyen ve onkolojik olarak uygun hastalarda ise rahim gövdesinin korunduğu trakelektomi yapılabilir.

Radikal Histerektomi Nedir?

Radikal histerektomi rahim, rahim ağzı, rahim ağzının çevresindeki parametrial dokular ve vajinanın üst bölümünün belirli kısmının çıkarıldığı onkolojik bir cerrahidir.

Bu operasyonun klasik histerektomiden en önemli farkı, rahim ağzı kanserinin çevresindeki olası mikroskobik yayılım alanlarının da çıkarılmasını amaçlamasıdır.

Operasyon sırasında lenf nodlarının değerlendirilmesi de evreleme ve tedavi planı açısından önem taşır. Uygun erken evre hastalarda sentinel lenf nodu yaklaşımı ve ultrastaging yöntemleri kullanılabilir.

Lenf Bezleri Neden Değerlendirilir?

Rahim ağzı kanserinde lenf nodu tutulumu prognoz ve sonraki tedaviyi doğrudan etkileyebilir. Pelvik lenf bezlerinde metastaz bulunması hastanın ameliyat sonrasında radyoterapi veya kemoradyoterapi gereksinimini değiştirebilir.

Sentinel lenf nodu yöntemi uygun hasta gruplarında tüm pelvik lenf nodlarını çıkarmadan ilk drenaj alanındaki lenf bezlerinin ayrıntılı değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.

Ameliyattan Sonra Radyoterapi Gerekir mi?

Her rahim ağzı kanseri ameliyatından sonra radyoterapi gerekmez. Ameliyat sonrası patoloji raporu ayrıntılı biçimde değerlendirilerek nüks riski belirlenir.

Lenf nodu metastazı, parametrial tutulum veya cerrahi sınır pozitifliği gibi yüksek riskli özelliklerin bulunması durumunda ameliyat sonrası kemoradyoterapi gerekebilir.

Bazı orta riskli patolojik özelliklerin birlikte bulunması halinde ise pelvik radyoterapi düşünülebilir.

Bu nedenle ilk tedavi planlanırken hem cerrahinin hastalığı tamamen kontrol etme olasılığı hem de ameliyattan sonra radyoterapi gereksinimi oluşma ihtimali birlikte değerlendirilir.

Rahim Ağzı Kanseri Ameliyatını Ayrıntılı İnceleyin

Konizasyon, radikal histerektomi tipleri, lenf nodu değerlendirmesi, yumurtalıkların korunması, laparoskopik ve açık cerrahi, ameliyat sonrası radyoterapi gereksinimi ve cerrahi sonrası iyileşme hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri Ameliyatı →

Rahim Ağzı Kanserinde Fertilite Koruyucu Cerrahi

Rahim ağzı kanseri bazı kadınlarda çocuk sahibi olma planı tamamlanmadan ortaya çıkabilir. Erken evrede ve dikkatle seçilmiş hastalarda kanser tedavisi yapılırken rahmin korunması mümkün olabilir.

Fertilite koruyucu cerrahi yalnızca hastanın genç olması nedeniyle uygulanmaz. Tümörün evresi, büyüklüğü, histolojik tipi, lenf nodlarının durumu ve rahim ağzındaki yerleşimi ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.

Konizasyon ile Doğurganlık Korunabilir mi?

Çok erken evre rahim ağzı kanserinde uygun patolojik özellikler mevcutsa yalnızca konizasyonla tedavi mümkün olabilir. Bu yaklaşım rahmi koruduğu için gelecekte gebelik şansını devam ettirir.

Ancak konizasyon sonrası cerrahi sınırlar, invazyon derinliği ve lenfovasküler alan tutulumu dikkatle değerlendirilmelidir. Riskli patolojik özellikler varsa daha ileri cerrahi gerekebilir.

Trakelektomi Nedir?

Trakelektomi, rahim gövdesi korunurken kanserin bulunduğu rahim ağzının çıkarılması işlemidir. Gerektiğinde parametrial dokuların belirli kısmı da çıkarılabilir ve lenf nodları değerlendirilir.

Rahim gövdesi korunduğu için tedavi sonrasında gebelik mümkün olabilir. Bununla birlikte trakelektomi sonrası gebelikler obstetrik açıdan yüksek riskli kabul edilir ve erken doğum gibi gebelik komplikasyonlarının riski artabilir.

Fertilite Koruyucu Tedavi Kimlere Uygundur?

En önemli koşullardan biri hastalığın erken evrede olması ve tümörün onkolojik güvenliği bozmayacak şekilde çıkarılabilir olmasıdır.

Lenf nodu metastazı bulunması, tümörün belirgin şekilde büyük olması veya rahim ağzı dışına yayılım bulunması durumunda fertilite koruyucu cerrahi çoğu zaman uygun değildir.

Bu nedenle fertilite koruma kararı yalnızca “rahmi almak istemiyorum” tercihine göre değil, kanser kontrolünün güvenli biçimde sağlanıp sağlanamayacağına göre verilmelidir.

Çocuk Sahibi Olma Şansını Korumak Mümkün mü?

Konizasyon, basit veya radikal trakelektomi, lenf nodu değerlendirmesi, hasta seçimi ve tedavi sonrası gebelik hakkında ayrıntılı bilgi için fertilite koruyucu cerrahi rehberine geçebilirsiniz.

Fertilite Koruyucu Cerrahi →

Lokal İleri Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Lokal ileri rahim ağzı kanserinde hastalık cerrahi tedavinin tek başına yeterli olacağı sınırların dışına çıkmıştır. Bu aşamada standart yaklaşımın temelini eş zamanlı kemoradyoterapi ve brakiterapi oluşturur.

Burada önemli bir nokta, kemoterapinin klasik metastatik hastalıkta olduğu gibi tek başına tüm vücuttaki tümörü tedavi etmek amacıyla verilmemesidir. Radyoterapi sırasında verilen platin bazlı kemoterapi radyasyonun tümör üzerindeki etkisini artırmayı amaçlayan eş zamanlı tedavinin bir parçasıdır.

Dışarıdan uygulanan radyoterapi ile rahim ağzı, tümörün yayılım alanları ve risk altındaki pelvik lenf nodları tedavi edilir. Daha sonra brakiterapi ile tümörün bulunduğu rahim ağzına veya rezidüel tümör alanına yüksek dozun daha hedefli biçimde verilmesi sağlanır.

Brakiterapi Neden Önemlidir?

Brakiterapi rahim ağzı kanserinin küratif radyoterapi tedavisinin temel bileşenlerinden biridir. Radyasyon kaynağının tümöre çok yakın yerleştirilmesine olanak sağlayarak hedef dokuya yüksek doz verilirken çevredeki normal organların mümkün olduğunca korunmasını amaçlar.

Bu nedenle brakiterapi yalnızca dışarıdan verilen radyoterapinin isteğe bağlı bir eki değildir; lokal ileri rahim ağzı kanserinde tedavinin tamamlayıcı temel bölümüdür.

Kemoradyoterapi Sonrası Rahim Alınır mı?

Lokal ileri rahim ağzı kanserinde başarılı kemoradyoterapi sonrasında rutin olarak histerektomi yapılması standart yaklaşım değildir. Tedavi sonrası görüntüleme ve klinik değerlendirme ile yanıt takip edilir.

Seçilmiş çok özel durumlarda rezidüel veya lokal hastalık nedeniyle kurtarma cerrahisi gündeme gelebilir ancak bu, bütün hastalarda planlanan rutin bir operasyon değildir.

Rahim Ağzı Kanserinde Radyoterapi

Rahim ağzı kanserinde radyoterapi hem erken evrede ameliyat sonrası riskli patolojik bulgular bulunan hastalarda hem de lokal ileri hastalığın primer tedavisinde kullanılabilir.

Radyoterapinin hangi amaçla verildiği hastadan hastaya değişir. Erken evrede ameliyat sonrası uygulandığında amaç mikroskobik kalıntı hastalık riskini azaltmaktır. Lokal ileri evrede ise radyoterapi, brakiterapi ve eş zamanlı sistemik tedavi birlikte küratif ana tedaviyi oluşturur.

Dıştan Radyoterapi Nasıl Uygulanır?

Dıştan radyoterapi, dışarıdaki bir cihazdan hedeflenen bölgeye yüksek enerjili ışınların gönderilmesiyle uygulanır. Modern planlama yöntemleri tümör ve riskli lenf nodu alanlarına gerekli dozun verilmesini sağlarken mesane, rektum, bağırsaklar ve kemik iliği gibi normal dokuların maruz kaldığı dozu azaltmayı amaçlar.

Radyoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?

Pelvik radyoterapi sırasında bağırsak hareketlerinde artış, ishal, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, yorgunluk ve cilt değişiklikleri ortaya çıkabilir.

Uzun dönemde vajinal kuruluk veya daralma, bağırsak ve mesane fonksiyonlarında değişiklikler ve yumurtalıkların ışın alanında kalması durumunda erken menopoz gelişebilir.

Özellikle genç hastalarda yumurtalıkların korunmasının onkolojik olarak uygun olduğu durumlarda yumurtalık transpozisyonu gibi yöntemler belirli hastalarda radyoterapi öncesinde değerlendirilebilir.

Radyoterapi ve Brakiterapiyi Ayrıntılı İnceleyin

Kemoradyoterapi, dıştan ışın tedavisi, brakiterapi, tedavi süresi, yumurtalıkların korunması ve radyoterapiye bağlı yan etkiler hakkında daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanserinde Radyoterapi →

Rahim Ağzı Kanserinde Kemoterapi

Rahim ağzı kanserinde kemoterapi farklı klinik durumlarda farklı amaçlarla kullanılabilir. Lokal ileri hastalıkta radyoterapi ile eş zamanlı verilen platin bazlı kemoterapi radyasyon duyarlılığını artıran tedavinin bir parçasıdır.

Nüks veya metastatik hastalıkta ise kemoterapi sistemik tedavinin omurgasını oluşturabilir. Bu durumda kemoterapiye bevacizumab veya uygun hastalarda immünoterapi eklenmesi gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “Rahim ağzı kanserinde kemoterapi verilir mi?” sorusunun yanıtı evettir ancak kullanılan ilaçların amacı ve kombinasyonu hastalığın evresine göre değişir.

Rahim Ağzı Kanserinde Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi

Rahim ağzı kanserinde sistemik tedaviler son yıllarda önemli ölçüde değişmiştir. Özellikle nüks veya metastatik hastalıkta klasik kemoterapinin yanı sıra immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar bazı hasta gruplarında tedavinin önemli parçaları haline gelmiştir.

Halk arasında “akıllı ilaç” olarak adlandırılan tedaviler aynı mekanizmaya sahip tek bir ilaç grubu değildir. Tümör damar oluşumunu hedefleyen ilaçlar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı yanıtını güçlendiren checkpoint inhibitörleri ve tümör hücrelerine hedefli ilaç taşıyan antikor-ilaç konjugatları bu geniş başlık altında değerlendirilebilir.

Bevacizumab

Bevacizumab tümörün yeni damar oluşturmasında rol alan VEGF yolunu hedefleyen bir anti-anjiyojenik tedavidir. Uygun nüks veya metastatik rahim ağzı kanseri hastalarında kemoterapiye eklenebilir.

Ancak bevacizumab her hastaya uygun değildir. Kanama riski, fistül, bağırsak veya mesane ile ilgili hastalık, önceki radyoterapi ve diğer klinik özellikler tedavi öncesinde değerlendirilmelidir.

Pembrolizumab ve İmmünoterapi

İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve bunlara karşı yanıt geliştirmesini kolaylaştırmayı amaçlar. Checkpoint inhibitörleri rahim ağzı kanserinde hem belirli lokal ileri hastalık gruplarında hem de nüks/metastatik hastalıkta tedavi seçenekleri arasına girmiştir.

Metastatik veya tekrarlayan hastalıkta PD-L1 gibi biyobelirteçler bazı immünoterapi kararlarında önem taşıyabilir. Bunun yanında önceki tedaviler ve hastanın genel durumu da değerlendirilir.

Antikor-İlaç Konjugatları

Antikor-ilaç konjugatları hedeflediği tümör hücresine güçlü bir sitotoksik ilacı daha seçici biçimde ulaştırmayı amaçlayan tedavilerdir. Tisotumab vedotin daha önce tedavi almış tekrarlayan veya metastatik rahim ağzı kanserinde kullanılan seçeneklerden biridir.

Bu ilaçların yan etki profilleri klasik kemoterapiden farklı olabilir. Bu nedenle tedavi seçimi yalnızca etkinliğe değil, hastanın önceki tedavilerine ve mevcut sağlık durumuna göre yapılır.

Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi

Pembrolizumab, bevacizumab, immünoterapiler, biyobelirteçler ve tekrarlayan veya metastatik rahim ağzı kanserindeki hedefe yönelik tedavileri ayrıntılı inceleyebilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanserinde Akıllı İlaçlar →

Tekrarlayan Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Rahim ağzı kanseri tedavisinden sonra bazı hastalarda hastalık tekrar ortaya çıkabilir. Buna nüks rahim ağzı kanseri denir. Nüksün nasıl tedavi edileceği hastalığın tekrar ettiği bölgeye ve hastanın daha önce hangi tedavileri aldığına göre belirlenir.

Örneğin başlangıçta ameliyat olmuş ancak radyoterapi almamış bir hastada pelvisle sınırlı nüks gelişirse radyoterapi ve kemoradyoterapi küratif bir seçenek olabilir.

Buna karşılık daha önce tam doz pelvik radyoterapi almış ve merkezi pelviste sınırlı bir nüks gelişmiş seçilmiş hastalarda kapsamlı kurtarma cerrahileri değerlendirilebilir.

Pelvik Ekzenterasyon Nedir?

Pelvik ekzenterasyon, daha önce radyoterapi almış ve hastalığı merkezi pelviste sınırlı olan dikkatle seçilmiş bazı nüks hastalarda uygulanabilen son derece kapsamlı bir cerrahidir.

Operasyonun amacı görünür tümörün tamamını negatif cerrahi sınırlarla çıkarmaktır. Ancak ciddi komplikasyon ve yaşam kalitesi etkileri olabileceğinden hasta seçimi büyük önem taşır.

Metastatik Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Uzak organlara yayılmış rahim ağzı kanserinde temel yaklaşım sistemik tedavidir. Platin içeren kemoterapi kombinasyonları, bevacizumab ve uygun hastalarda immünoterapi kullanılabilir.

Bununla birlikte metastatik hastalık her zaman yalnızca yaygın hastalık anlamına gelmez. Tek veya sınırlı sayıda metastatik odağı bulunan bazı hastalarda sistemik tedavinin yanında radyoterapi veya cerrahi gibi lokal tedaviler de değerlendirilebilir.

Nüks ve Metastatik Hastalıkta Yeni Tedaviler

Tekrarlayan rahim ağzı kanserinde kemoterapi, bevacizumab, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi →

Rahim Ağzı Kanseri Sonrası Takip

Rahim ağzı kanseri tedavisinin tamamlanmasının ardından hastalar belirli aralıklarla takip edilir. Takibin amacı tedavinin uzun dönem etkilerini değerlendirmek, yeni ortaya çıkan şikâyetleri araştırmak ve tedavi edilebilir bir nüks gelişirse erken dönemde belirlemektir.

Takibin en önemli bölümlerinden biri hastanın öyküsü ve ayrıntılı fizik muayenedir. Vajina ve pelvis jinekolojik muayene ile değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemlerinin kullanım sıklığı hastanın ilk evresine, aldığı tedaviye, semptomlara ve nüks riskine göre değişebilir. Her kontrolde bütün hastalara PET-BT veya tomografi yapılması gerekli değildir.

Radyoterapi veya cerrahi sonrasında mesane ve bağırsak fonksiyonları, cinsel sağlık, vajinal değişiklikler, erken menopoz, lenfödem ve yaşam kalitesi de takip sürecinin önemli parçalarıdır.

Rahim Ağzı Kanserinde Yaşam Süresi ve Prognoz

“Rahim ağzı kanseri kaç yıl yaşar?”, “Evre 3 rahim ağzı kanseri iyileşir mi?” veya “Evre 4 rahim ağzı kanserinde yaşam süresi nedir?” gibi sorular tanı sonrasında sık sorulmaktadır.

Bununla birlikte genel sağkalım istatistiklerini tek bir hastanın geleceğini kesin biçimde gösteren rakamlar olarak kullanmak doğru değildir.

Rahim ağzı kanserinde en önemli prognostik faktörlerden biri hastalığın evresidir. Bunun yanında lenf nodu tutulumu, tümör büyüklüğü, histolojik özellikler, tedaviye verilen yanıt ve hastanın genel sağlık durumu da prognozu etkileyebilir.

Erken evrede rahim ağzı kanseri çoğu hastada küratif amaçla tedavi edilir. Lokal ileri hastalıkta da kemoradyoterapi ve brakiterapi küratif amaçla uygulanır.

Metastatik hastalıkta tedavinin hedefi ve beklenen sonuçlar farklılaşmakla birlikte günümüzde immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların eklenmesiyle sistemik tedavi seçenekleri geçmişe göre önemli ölçüde genişlemiştir.

Bu nedenle internette bulunan ortalama yaşam süresi rakamları bir hastanın bireysel durumunun yerine geçmemelidir.

Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün mü?

Rahim ağzı kanseri açısından en önemli avantajlardan biri hastalığın önlenmesine yönelik güçlü yöntemlerin bulunmasıdır. Bunların başında HPV aşısı ve düzenli rahim ağzı kanseri taraması gelir.

HPV Aşısı Rahim Ağzı Kanserinden Korur mu?

HPV aşıları rahim ağzı kanserinin önemli bölümünden sorumlu yüksek riskli HPV tiplerine karşı bağışıklık oluşturmayı amaçlar. En yüksek koruyuculuk HPV ile karşılaşmadan önce uygulandığında elde edilir ancak uygun yaş grubundaki daha ileri yaş kişilerde de aşılama değerlendirilebilir.

HPV aşısı mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi eden bir ilaç değildir. Bununla birlikte kişinin henüz karşılaşmadığı aşı kapsamındaki HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir.

HPV Aşısı Olanlar Smear Yaptırmalı mı?

Evet. HPV aşısı rahim ağzı kanseri riskini önemli ölçüde azaltmayı amaçlasa da tarama programlarının tamamen bırakılması anlamına gelmez. Aşılı kadınların da yaşlarına ve mevcut ulusal önerilere uygun tarama programına devam etmeleri gerekir.

Sigara Rahim Ağzı Kanseri Riskini Artırır mı?

Evet. Sigara kullanımı kalıcı HPV enfeksiyonu ve rahim ağzındaki kanser öncüsü hücresel değişikliklerin ilerlemesiyle ilişkili ek risk faktörlerinden biridir. Sigaranın bırakılması genel sağlık yararlarının yanında rahim ağzı sağlığı açısından da önem taşır.

Ne Zaman Jinekolojik Onkoloji Uzmanına Başvurulmalıdır?

Rahim ağzından alınan biyopside invaziv kanser saptanması halinde tedavi planının jinekolojik onkoloji değerlendirmesiyle oluşturulması önemlidir.

Ayrıca konizasyon materyalinde invaziv kanser görülmesi, rahim ağzında muayeneyle görünür tümör bulunması veya görüntülemede servikal kanser düşündüren bulgular saptanması durumunda hastalığın doğru şekilde evrelenmesi gerekir.

Çocuk sahibi olma isteği devam eden genç hastalarda jinekolojik onkoloji değerlendirmesinin tedaviden önce yapılması özellikle önemlidir. Çünkü konizasyon veya trakelektomi gibi rahmi koruyucu seçeneklerin uygulanabilirliği ilk tedavi öncesinde belirlenmelidir.

Benzer şekilde erken evre hastada cerrahi ile lokal ileri hastada kemoradyoterapi arasındaki ayrımın doğru yapılması, hastanın gereksiz biçimde hem büyük bir ameliyatın hem de radyoterapinin yan etkilerine maruz kalmasını önleyebilir.

Rahim Ağzı Kanseri Hakkında Ayrıntılı Rehberler

Rahim ağzı kanserinin tanısı ve tedavisi hastalığın evresine göre önemli ölçüde değişir. Aşağıdaki rehberlerden ilgilendiğiniz konuyu ayrıntılı biçimde inceleyebilirsiniz.

Rahim ağzı kanseri tedavisi tek bir yöntemden oluşmaz. Çok erken hastalıkta konizasyon, erken evrede cerrahi veya uygun hastalarda fertilite koruyucu tedavi, lokal ileri hastalıkta kemoradyoterapi ve brakiterapi, nüks veya metastatik hastalıkta ise sistemik tedaviler gündeme gelebilir. En uygun tedavi planı hastalığın evresi, tümörün özellikleri, lenf nodu durumu, hastanın genel sağlık durumu ve doğurganlık beklentisi birlikte değerlendirilerek oluşturulur.